Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
P0868 CVT Basınç Düşük Arızası
Ekrandaki o lanet arıza lambası yanıp sönmeye başladıysa ve araba yokuşta bayılmaya yüz tuttuysa, kasanın altından gelen o ince uğultuyu görmezden gelmeyi bırakmanın vakti çoktan gelmiştir demektir; çünkü şanzıman yağı basıncı yerlerde sürünüyor ve o narin kasnaklar birbirini yiyor.
Kimse sana bu kutunun içerisindeki hidrolik basıncın ne kadar hayati olduğunu tam anlatmamıştır muhtemelen, ya da ustaya gittiğinde doğrudan komple şanzıman değişecek masalıyla kandırılmaya alışmışsındır; oysa işin aslı, valf gövdesindeki ufacık bir kaçağın ya da tıkanmış bir filtrenin bütün sistemi sabote etmesinden ibaret.
Yağ filtresi dediğin parça kaç kilometredir değişmiyor acaba, bir düşündün mü hiç, yoksa "ömürlük" safsatasına inanıp o simsiyah tortunun hidrolik kanallarını tıkamasına bizzat seyirci mi kaldın?
Basınç düştüğü an kayış o konik makaraları kavrayamaz, kaçırır; sen gazı köklediğinde motor bağırır ama araba gitmez, işte o balata kokusunun ve debriyaj sıyırma hissinin tek ve yegane sebebi tam olarak bu hidrolik zaafiyettir.
Elektronik kontrol ünitesi yani TCM dediğimiz beyin, sensörlerden gelen veriyi okur okumaz P0868 kodunu patlatır hafızaya; sensör bozuk falan değildir, ortada gerçekten de demir gibi bir basınç düşüklüğü vardır ve motoru korumak için arabayı hantallaştırır.
Yolda kalmadan önce o şanzıman yağını en son ne zaman değiştirdiğini hatırlamaya çalış, belki de tamamen yanmış, özelliğini kaybetmiş o pis sıvı yüzünden valfler sıkışıyor ve basınç pompasının gücü yetmiyor...
Pompa demişken, mekanik aşınma ihtimalini sakın göz ardı etme; yıllarca değişmeyen o pis yağ pompanın dişlilerini yer bitirir, sonra da sen gel o basıncı 5 bardan yukarı çıkarmaya çalış bakalım, gücün yetmez.
Sanayideki ustaya güvenip hemen rektefiye masasına yatırma o arabayı, önce bir manometre bağlatıp gerçek hidrolik basıncını ölçtür; belki de sadece ufak bir selenoid valf arızası ya da kaçak yapan bir conta bütün bu kabusun başrol oyuncusudur.
Ekrandaki o lanet arıza lambası yanıp sönmeye başladıysa ve araba yokuşta bayılmaya yüz tuttuysa, kasanın altından gelen o ince uğultuyu görmezden gelmeyi bırakmanın vakti çoktan gelmiştir demektir; çünkü şanzıman yağı basıncı yerlerde sürünüyor ve o narin kasnaklar birbirini yiyor.
Kimse sana bu kutunun içerisindeki hidrolik basıncın ne kadar hayati olduğunu tam anlatmamıştır muhtemelen, ya da ustaya gittiğinde doğrudan komple şanzıman değişecek masalıyla kandırılmaya alışmışsındır; oysa işin aslı, valf gövdesindeki ufacık bir kaçağın ya da tıkanmış bir filtrenin bütün sistemi sabote etmesinden ibaret.
Yağ filtresi dediğin parça kaç kilometredir değişmiyor acaba, bir düşündün mü hiç, yoksa "ömürlük" safsatasına inanıp o simsiyah tortunun hidrolik kanallarını tıkamasına bizzat seyirci mi kaldın?
Basınç düştüğü an kayış o konik makaraları kavrayamaz, kaçırır; sen gazı köklediğinde motor bağırır ama araba gitmez, işte o balata kokusunun ve debriyaj sıyırma hissinin tek ve yegane sebebi tam olarak bu hidrolik zaafiyettir.
Elektronik kontrol ünitesi yani TCM dediğimiz beyin, sensörlerden gelen veriyi okur okumaz P0868 kodunu patlatır hafızaya; sensör bozuk falan değildir, ortada gerçekten de demir gibi bir basınç düşüklüğü vardır ve motoru korumak için arabayı hantallaştırır.
Yolda kalmadan önce o şanzıman yağını en son ne zaman değiştirdiğini hatırlamaya çalış, belki de tamamen yanmış, özelliğini kaybetmiş o pis sıvı yüzünden valfler sıkışıyor ve basınç pompasının gücü yetmiyor...
Pompa demişken, mekanik aşınma ihtimalini sakın göz ardı etme; yıllarca değişmeyen o pis yağ pompanın dişlilerini yer bitirir, sonra da sen gel o basıncı 5 bardan yukarı çıkarmaya çalış bakalım, gücün yetmez.
Sanayideki ustaya güvenip hemen rektefiye masasına yatırma o arabayı, önce bir manometre bağlatıp gerçek hidrolik basıncını ölçtür; belki de sadece ufak bir selenoid valf arızası ya da kaçak yapan bir conta bütün bu kabusun başrol oyuncusudur.