Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah kaputu kaldırdığında yağ çubuğunun ucunda o ıslaklığı görememek can sıkıcı, hele ki radyatördeki su seviyesi milim oynamamışken... Blok içinde devasa bir ısı ve sürtünme döngüsü var ama su eksilmiyorsa, silindir kapak contasında bir sızdırmazlık problemi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yağ nereye gidiyor peki? Genelde segman aşınması yüzünden yanma odasına sızar ve yakıtla birlikte havaya uçar. Egzozdan çıkan o hafif mavi dumanı fark etmemiş olabilirsin, bazen katalizör o dumanı öyle bir süzüyor ki ruhun bile duymuyor...
Karter havalandırma valfi, yani PCV sistemi tıkandığında motorun içindeki basınç kontrolsüz şekilde tırmanmaya başlar. Basınç artınca yağ, bulduğu en zayıf noktadan, genellikle keçelerden dışarı sızmak ister ya da direkt emme manifolduna doğru yürür. Motorun üst kısmındaki subap lastikleri kuruyup özelliğini yitirdiyse, araç park halindeyken bile silindirlere yavaş yavaş yağ damlar. İlk çalıştırmadaki o anlık dumanın sebebi tam olarak budur işte. Sentetik yağların vizkozite değerleri yüksek sıcaklıkta değiştiği için, motorunun kilometresine uygun olmayan ince bir yağ seçtiysen eksiltme kaçınılmaz olur.
Yağ filtresinin tam oturmaması veya o-ring contasının eskimesi, yüksek devirlerde mikro kaçaklara yol açar ve sen bunu araç dururken damlama yapmadığı için asla fark edemezsin. Turboşarjlı bir araç kullanıyorsan, turbonun mil yataklarındaki aşınma yağı doğrudan egzoz salınımına ya da intercooler içine gönderebilir. Yağ eksiliyor ama su tertemiz kalıyorsa, bu iki sıvının yolları bir yerde kesişmiyor demektir ki bu aslında motor ömrü için nispeten iyi bir haber. Blok çatlak olsaydı zaten o yağ süte dönerdi, genişleme kavanozunda kahverengi bir çamur görürdün...
Kullandığın yağın buharlaşma noktası, yani Noack parametresi düşükse yüksek sıcaklıkta uçup gitmesi çok normal. Özellikle yüksek devirli kullanımlarda silindir duvarında kalan o incecik yağ filmi her patlamada biraz daha yok olur. Silindir gömleklerindeki ovalleşmeyi veya piston eteklerindeki mikro çizikleri gözünle göremezsin ama motorun o boşlukları yağla doldurmaya çalışır. Bir dahaki sefere yağı değiştirirken vizkoziteyi bir tık kalınlaştırmayı dene, belki de segmanların artık biraz daha kalın bir film tabakasına ihtiyacı vardır...
Karter havalandırma valfi, yani PCV sistemi tıkandığında motorun içindeki basınç kontrolsüz şekilde tırmanmaya başlar. Basınç artınca yağ, bulduğu en zayıf noktadan, genellikle keçelerden dışarı sızmak ister ya da direkt emme manifolduna doğru yürür. Motorun üst kısmındaki subap lastikleri kuruyup özelliğini yitirdiyse, araç park halindeyken bile silindirlere yavaş yavaş yağ damlar. İlk çalıştırmadaki o anlık dumanın sebebi tam olarak budur işte. Sentetik yağların vizkozite değerleri yüksek sıcaklıkta değiştiği için, motorunun kilometresine uygun olmayan ince bir yağ seçtiysen eksiltme kaçınılmaz olur.
Yağ filtresinin tam oturmaması veya o-ring contasının eskimesi, yüksek devirlerde mikro kaçaklara yol açar ve sen bunu araç dururken damlama yapmadığı için asla fark edemezsin. Turboşarjlı bir araç kullanıyorsan, turbonun mil yataklarındaki aşınma yağı doğrudan egzoz salınımına ya da intercooler içine gönderebilir. Yağ eksiliyor ama su tertemiz kalıyorsa, bu iki sıvının yolları bir yerde kesişmiyor demektir ki bu aslında motor ömrü için nispeten iyi bir haber. Blok çatlak olsaydı zaten o yağ süte dönerdi, genişleme kavanozunda kahverengi bir çamur görürdün...
Kullandığın yağın buharlaşma noktası, yani Noack parametresi düşükse yüksek sıcaklıkta uçup gitmesi çok normal. Özellikle yüksek devirli kullanımlarda silindir duvarında kalan o incecik yağ filmi her patlamada biraz daha yok olur. Silindir gömleklerindeki ovalleşmeyi veya piston eteklerindeki mikro çizikleri gözünle göremezsin ama motorun o boşlukları yağla doldurmaya çalışır. Bir dahaki sefere yağı değiştirirken vizkoziteyi bir tık kalınlaştırmayı dene, belki de segmanların artık biraz daha kalın bir film tabakasına ihtiyacı vardır...