Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Krank milinin dakikada binlerce kez döndüğü o dar alanda, vizkozite kaybı yaşayan bir yağın piston segmanlarını koruması beklenemez. Sürtünme katsayısı hızla yükselir. Blok içindeki metal metale sürtünme sesi, kabine tanıdık o vuruntu olarak yansır aslında. Aşınma toleransları aşıldıkça supap iticilerinden gelen ses de netleşir. Yağ eksildikçe eksilir...
Silindir kapak contası mikron düzeyinde bir sızdırmazlık sunar ancak yüksek hararet bu yapıyı tamamen bozabilir. Yağ filtresinin tıkanması durumunda devreye giren bypass valfi, kirli yağı sisteme doğrudan gönderir. Temizlenemeyen kurum partikülleri yatakları çizer. Eksilen her gram yağ, motor içindeki ısının tahliye edilmesini biraz daha zorlaştırır. Çözüm mü? Belki de sadece doğru viskozitede bir tam sentetik yağ kullanmaktır.
Eksantrik mili yataklarındaki tolerans boşlukları milimetrenin yüzde biri kadardır. Bu hassas dengede yağ filminin yırtılması, subap zamanlamasını doğrudan etkiler. Zincir gergisinin hidrolik basınçla çalıştığı sistemlerde sesin artması kaçınılmaz bir sondur. Basınç düşer. Metal sesleri yükselir. Segmanların silindir duvarındaki yağı sıyıramaması ise yanma odasına yağ kaçmasına neden olur ve mavi duman...
Karter havalandırma valfi (PCV) arızalandığında motor içindeki basınç dengesi altüst olur. Bu durum keçelerden yağ sızmasına yol açar. Eksilen yağ miktarı kritik seviyenin altına indiğinde, yağ pompası sisteme hava basmaya başlar. Hava kabarcıklarıyla dolan hidrolik iticiler görevini yapamaz. Supapların açılıp kapanma mekanizmasında meydana gelen mikrosaniyelik gecikmeler, motorun karakteristiğini tamamen değiştirir ve o rahatsız edici gürültüyü doğurur.
Turbo şarj milinin dakikada yüz bin devrin üzerine çıktığı anları bir düşünün. Bu bölgeye giden yağ borusundaki en ufak tıkanıklık, milin aşırı ısınarak yatak sarmasına neden olur. Yağ eksikliğinin ilk hissedildiği yerlerden biri de burasıdır. Isıl yükü kaldıramayan yağ moleküler düzeyde parçalanır. Karbonlaşan atıklar silindir çeperine yapışır. Motor sesindeki o metalik tınıyı yakaladığınız an, aslında aşınmanın çoktan başladığının resmidir.
Silindir kapak contası mikron düzeyinde bir sızdırmazlık sunar ancak yüksek hararet bu yapıyı tamamen bozabilir. Yağ filtresinin tıkanması durumunda devreye giren bypass valfi, kirli yağı sisteme doğrudan gönderir. Temizlenemeyen kurum partikülleri yatakları çizer. Eksilen her gram yağ, motor içindeki ısının tahliye edilmesini biraz daha zorlaştırır. Çözüm mü? Belki de sadece doğru viskozitede bir tam sentetik yağ kullanmaktır.
Eksantrik mili yataklarındaki tolerans boşlukları milimetrenin yüzde biri kadardır. Bu hassas dengede yağ filminin yırtılması, subap zamanlamasını doğrudan etkiler. Zincir gergisinin hidrolik basınçla çalıştığı sistemlerde sesin artması kaçınılmaz bir sondur. Basınç düşer. Metal sesleri yükselir. Segmanların silindir duvarındaki yağı sıyıramaması ise yanma odasına yağ kaçmasına neden olur ve mavi duman...
Karter havalandırma valfi (PCV) arızalandığında motor içindeki basınç dengesi altüst olur. Bu durum keçelerden yağ sızmasına yol açar. Eksilen yağ miktarı kritik seviyenin altına indiğinde, yağ pompası sisteme hava basmaya başlar. Hava kabarcıklarıyla dolan hidrolik iticiler görevini yapamaz. Supapların açılıp kapanma mekanizmasında meydana gelen mikrosaniyelik gecikmeler, motorun karakteristiğini tamamen değiştirir ve o rahatsız edici gürültüyü doğurur.
Turbo şarj milinin dakikada yüz bin devrin üzerine çıktığı anları bir düşünün. Bu bölgeye giden yağ borusundaki en ufak tıkanıklık, milin aşırı ısınarak yatak sarmasına neden olur. Yağ eksikliğinin ilk hissedildiği yerlerden biri de burasıdır. Isıl yükü kaldıramayan yağ moleküler düzeyde parçalanır. Karbonlaşan atıklar silindir çeperine yapışır. Motor sesindeki o metalik tınıyı yakaladığınız an, aslında aşınmanın çoktan başladığının resmidir.