Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Mitsubishi Yakıt Filtresi Arızası Belirtileri
Marşa basıyorsun ama motor alışılagelmiş o canlı tepkiyi vermiyor, sanki sabah mahmurluğunu üzerindenden atamıyor gibi homurdanarak çalışıyor; işte bu ilk uyarı işaretidir. Depodan gelen yakıtın motora ulaşmadan önce süzüldüğü o küçük parça zamanla tortuyla dolar, akışı kısıtlar ve motorun beslenme damarlarını tıkamaya başlar. Kimse filtrenin bu kadar hayati olduğunu ilk başta düşünmez, ta ki yokuş yukarı çıkarken araç ani bir yığılma yapıp bayılana kadar. Yakıt basıncının düşmesiyle birlikte motor beyni ne yapacağını şaşırır, enjektörler yeterli mazotu püskürtemez ve çekişte belirgin bir hantalık baş gösterir. Gaz pedalına basıyorsun ama araba sanki arkasından çekiliyormuş gibi isteksizce hızlanıyor...
Egzozdan atılan o siyah ya da gri dumanın tonu aslında içerideki felaketin en net aynasıdır. Filtre görevini yapamadığı zaman yanma odasına giden yakıt düzensizleşir, hava-yakıt dengesi alt üst olur ve çiğ yakıt kokusu burnuna gelmeye başlar. Motor rölantide çalışırken bile salınımlar yapar, devir saati ibresi istikrarsız bir şekilde aşağı yukarı dans eder. Şehir içi trafikte dur-kalk yaparken stop etme eğilimi gösteren bir aracın arkasında yatan asıl suçlu çoğu zaman tıkanmış bir yakıt filtresidir. Değişim zamanı geldiğinde kulak arkası edilen her kilometre, aslında enjektör pompasına ve motorun diğer hassas parçalarına binen yükü katbekat artırır...
Aslında işin en tehlikeli boyutu, yolda ani hızlanma gerektiren durumlarda motorun tamamen sağırlaşması ve tepki vermemesidir. Sollama yaparken gaza yüklendiğinde arabanın bayılması, sürücüyü doğrudan tehlikeli bir pozisyona sokar ki bu durum ihmal edilmeyecek kadar ciddidir. Bakım defterini açıp en son ne zaman filtre değiştiğine bakmak kimin aklına gelir ki arıza kapıyı çalmadan önce? Parçanın ömrü bittiğinde üzerinde biriken o pas ve tortu tabakası geçirgenliğini tamamen yitirir, yakıt akışını adeta bir kelepçe gibi sıkar. Hani bazen motor arıza lambası yanıp söner ve insan ne olduğunu anlamaya çalışır ya, işte bu da o filtrenin "ben artık tıkandım, beni değiştir" çığlığıdır...
Marşa basıyorsun ama motor alışılagelmiş o canlı tepkiyi vermiyor, sanki sabah mahmurluğunu üzerindenden atamıyor gibi homurdanarak çalışıyor; işte bu ilk uyarı işaretidir. Depodan gelen yakıtın motora ulaşmadan önce süzüldüğü o küçük parça zamanla tortuyla dolar, akışı kısıtlar ve motorun beslenme damarlarını tıkamaya başlar. Kimse filtrenin bu kadar hayati olduğunu ilk başta düşünmez, ta ki yokuş yukarı çıkarken araç ani bir yığılma yapıp bayılana kadar. Yakıt basıncının düşmesiyle birlikte motor beyni ne yapacağını şaşırır, enjektörler yeterli mazotu püskürtemez ve çekişte belirgin bir hantalık baş gösterir. Gaz pedalına basıyorsun ama araba sanki arkasından çekiliyormuş gibi isteksizce hızlanıyor...
Egzozdan atılan o siyah ya da gri dumanın tonu aslında içerideki felaketin en net aynasıdır. Filtre görevini yapamadığı zaman yanma odasına giden yakıt düzensizleşir, hava-yakıt dengesi alt üst olur ve çiğ yakıt kokusu burnuna gelmeye başlar. Motor rölantide çalışırken bile salınımlar yapar, devir saati ibresi istikrarsız bir şekilde aşağı yukarı dans eder. Şehir içi trafikte dur-kalk yaparken stop etme eğilimi gösteren bir aracın arkasında yatan asıl suçlu çoğu zaman tıkanmış bir yakıt filtresidir. Değişim zamanı geldiğinde kulak arkası edilen her kilometre, aslında enjektör pompasına ve motorun diğer hassas parçalarına binen yükü katbekat artırır...
Aslında işin en tehlikeli boyutu, yolda ani hızlanma gerektiren durumlarda motorun tamamen sağırlaşması ve tepki vermemesidir. Sollama yaparken gaza yüklendiğinde arabanın bayılması, sürücüyü doğrudan tehlikeli bir pozisyona sokar ki bu durum ihmal edilmeyecek kadar ciddidir. Bakım defterini açıp en son ne zaman filtre değiştiğine bakmak kimin aklına gelir ki arıza kapıyı çalmadan önce? Parçanın ömrü bittiğinde üzerinde biriken o pas ve tortu tabakası geçirgenliğini tamamen yitirir, yakıt akışını adeta bir kelepçe gibi sıkar. Hani bazen motor arıza lambası yanıp söner ve insan ne olduğunu anlamaya çalışır ya, işte bu da o filtrenin "ben artık tıkandım, beni değiştir" çığlığıdır...