Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yaz sıcakları iyiden iyiye bastırıp asfaltı eritmeye başladığında o direksiyon başına geçmek var ya, işte tam o an esen ılık bir rüzgar değil de buz gibi bir nefes arar insan. Mazda sahipleri bilir, bu Japon mühendisliğinin harikası otomobiller yolda akıp giderken sessizdir, asildir ama iş klimaya geldiğinde bazen o eski hınzırlığını yapıp insanı yarı yolda bırakıverir birden. Hani peteklerden üfleyen o serinlik yavaş yavaş ılık bir esintiye döner de "acaba gazı mı bitti" diye içten içe kemiren o şüphe kemirir ya adamın etini, hah, tam da o durumdan bahsediyorum işte.
Sistem kapalı bir devre sonuçta, dışarıdan bakınca görünmez ki bu boruların içi; alüminyum hatlar, kompresörün o yorucu temposu, lastik contaların zamanla tahta gibi sertleşmesi derken gaz kendine sinsi bir kaçış yolu bulur mutlaka. Fabrikadan çıktığı günkü gibi kalmıyor hiçbir şey, motorun o sürekli titreşimi, kışın yediği ayaz, yazın asfaltın kavurucu sıcağı derken o mikroskobik çatlaklardan sızan gaz buharlaşıp gidiveriyor havaya. "Ulan daha geçen yaz doldurtmuştum" dediğini duyar gibiyim, haklısın da; çünkü bu illet sadece boşalmaz, kaçar...
R-134a ya da yeni nesil gazlar öyle aman aman yerinde durmayı sevmez, en ufak bir gevşekliğe, o rakorların birinde kalan minicik bir tolerans hatasına bakar hemen terk etmek ortamı. Usta kaputu açar, şöyle bir uzaktan bakar, elindeki ultraviyole lambayı tesisatta gezdirirken içten içe "inşallah evaporatör delinmemiştir" diye dua edersin çünkü göğsün sökülmesi demek o arabanın gıcırtılarla dolu yeni bir kadere yelken açması demektir ki kimse istemez o kabusu yaşamayı.
Sadece bir gaz dolumu yapıp geçiştirmek aslında sadece günü kurtarmaktan başka bir şey değil, trajikomik bir oyalayMACa yani; çünkü kaçağın kaynağını bulmadan basılan o gaz birkaç aya kalmaz yine uçup gider gökyüzüne. Parana mı yanarsın, yaz gününde ter içinde kaldığına mı, yoksa ustaların "abi bu Mazda'ların kronikidir" deyip işin içinden çıkmasına mı, insan gerçekten hayret ediyor bazen.
Kokuyu aldın mı hiç, o tatlımsı ama bir o kadar da garip polen filtresiyle karışık rutubet kokusu? İşte o, sistemin bize çektiği ilk telograftır aslında, "ben gidiyorum" demenin en kibar yoludur belki de. O yüzden havalar tam ısınıp da yollara düşmeden önce şöyle bir açıp bakmak lazım o kompresörün devreye girip girmediğine, çünkü son dakikada yolda kalmak hiçbirimizin harcı değil...
Sistem kapalı bir devre sonuçta, dışarıdan bakınca görünmez ki bu boruların içi; alüminyum hatlar, kompresörün o yorucu temposu, lastik contaların zamanla tahta gibi sertleşmesi derken gaz kendine sinsi bir kaçış yolu bulur mutlaka. Fabrikadan çıktığı günkü gibi kalmıyor hiçbir şey, motorun o sürekli titreşimi, kışın yediği ayaz, yazın asfaltın kavurucu sıcağı derken o mikroskobik çatlaklardan sızan gaz buharlaşıp gidiveriyor havaya. "Ulan daha geçen yaz doldurtmuştum" dediğini duyar gibiyim, haklısın da; çünkü bu illet sadece boşalmaz, kaçar...
R-134a ya da yeni nesil gazlar öyle aman aman yerinde durmayı sevmez, en ufak bir gevşekliğe, o rakorların birinde kalan minicik bir tolerans hatasına bakar hemen terk etmek ortamı. Usta kaputu açar, şöyle bir uzaktan bakar, elindeki ultraviyole lambayı tesisatta gezdirirken içten içe "inşallah evaporatör delinmemiştir" diye dua edersin çünkü göğsün sökülmesi demek o arabanın gıcırtılarla dolu yeni bir kadere yelken açması demektir ki kimse istemez o kabusu yaşamayı.
Sadece bir gaz dolumu yapıp geçiştirmek aslında sadece günü kurtarmaktan başka bir şey değil, trajikomik bir oyalayMACa yani; çünkü kaçağın kaynağını bulmadan basılan o gaz birkaç aya kalmaz yine uçup gider gökyüzüne. Parana mı yanarsın, yaz gününde ter içinde kaldığına mı, yoksa ustaların "abi bu Mazda'ların kronikidir" deyip işin içinden çıkmasına mı, insan gerçekten hayret ediyor bazen.
Kokuyu aldın mı hiç, o tatlımsı ama bir o kadar da garip polen filtresiyle karışık rutubet kokusu? İşte o, sistemin bize çektiği ilk telograftır aslında, "ben gidiyorum" demenin en kibar yoludur belki de. O yüzden havalar tam ısınıp da yollara düşmeden önce şöyle bir açıp bakmak lazım o kompresörün devreye girip girmediğine, çünkü son dakikada yolda kalmak hiçbirimizin harcı değil...