Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarımı motor kaputlarının altında, o yağ kokulu servis köşelerinde harcadım; tek bir marş basışın binlerce liralık masrafa dönüşebileceğini en sert yoldan öğrendim. Kontra anahtarının avucumda bıraktığı o nasırlı hissi unutamam, çünkü her sabah kontak çevirirken duyulan o garip metalik gıcırtı aslında motorun size çektiği son kopya çekimidir.
Acaba sabahın ilk ayazında o araba neden çalışmaz, hiç düşündünüz mü? Akü sağlam, benzin var ama o dişlilerin birbirini yemesi an meselesi... Kimse size marş motorunun kömürlerinin nasıl bittiğini anlatmaz, çünkü ustalar o faturayı elinize tutuşturduğunda iş işten çoktan geçmiş olur.
Röle sesini dinleyin, evet, sadece dinleyin; o klik sesi kesildiğinde yolda kalacağınızın resmî ilanıdır o. Kömür tozlarının marş gövdesini boğması bir günde olmaz, haftalarca sessizce birikir ve siz fark etmeden o marş motoru içeriden erimeye başlar.
Asla kontağı uzun uzun çevirmeyin, o marş motoru dediğiniz parça bir sprinterdir maraton koşucusu değil! On saniyeden fazla marş basmak demek, bakır sargıların resmen intihar etmesine seyirci kalmak demektir; sonra kalkıp neden yolda kaldım diye dövünür durursunuz.
Bakım dediğin şey sadece yağ değiştirmekten ibaret sanılıyor, ne büyük yanılgı... Marş dişlilerinin ve volkan dişlisinin o hassas buluşmasını es geçerseniz, önünüze konulacak rektifiye faturası ağzınızı açık bırakır.
Biraz özensizlik, biraz "idare eder" mantığı, o demir yığınını bir sabah aniden hurdaya çevirir; işte o yüzden marş motorunu korumak sadece bir teknik detay değil, resmen hayatta kalma meselesidir.
Acaba sabahın ilk ayazında o araba neden çalışmaz, hiç düşündünüz mü? Akü sağlam, benzin var ama o dişlilerin birbirini yemesi an meselesi... Kimse size marş motorunun kömürlerinin nasıl bittiğini anlatmaz, çünkü ustalar o faturayı elinize tutuşturduğunda iş işten çoktan geçmiş olur.
Röle sesini dinleyin, evet, sadece dinleyin; o klik sesi kesildiğinde yolda kalacağınızın resmî ilanıdır o. Kömür tozlarının marş gövdesini boğması bir günde olmaz, haftalarca sessizce birikir ve siz fark etmeden o marş motoru içeriden erimeye başlar.
Asla kontağı uzun uzun çevirmeyin, o marş motoru dediğiniz parça bir sprinterdir maraton koşucusu değil! On saniyeden fazla marş basmak demek, bakır sargıların resmen intihar etmesine seyirci kalmak demektir; sonra kalkıp neden yolda kaldım diye dövünür durursunuz.
Bakım dediğin şey sadece yağ değiştirmekten ibaret sanılıyor, ne büyük yanılgı... Marş dişlilerinin ve volkan dişlisinin o hassas buluşmasını es geçerseniz, önünüze konulacak rektifiye faturası ağzınızı açık bırakır.
Biraz özensizlik, biraz "idare eder" mantığı, o demir yığınını bir sabah aniden hurdaya çevirir; işte o yüzden marş motorunu korumak sadece bir teknik detay değil, resmen hayatta kalma meselesidir.