Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kontağı çevirdiğiniz o an, kaputun altından yükselen o tok ve ritmik dönme sesini duyamıyorsanız ortada ciddi bir metalik sessizlik var demektir. Akünün dolu olduğundan emin olduğunuz halde anahtarı her zorlayışınızda tık diye bir tıkırtıdan başka yanıt alamıyorsanız gözler derhal marş motoruna, o küçük ama devasa yükü sırtlanan dişli mekanizmasına çevrilmeli. Sürücü koltuğunda oturup boşa çıkan her hamlede direksiyonu hırsla sıkmanın kimseye bir faydası yok; o motor oradaysa ve çalışmıyorsa elektrik akımı ile mekanik dönme hareketi arasındaki bir yerlerde bağ kopmuştur. Bazen kömürler bitmiştir, bazen selenoid bobini yanmıştır ya da sadece kablo bağlantıları korozyondan nefessiz kalmıştır... Ne olursa olsun, araç size tepki vermediğinde suçluyu bulmak için motor kompartımanına soğukkanlı bir gözle bakmayı bilmeniz gerekir.
Sistemin kalbinde yatan fırçaların, yani piyasadaki adıyla kömürlerin aşınması zannettiğinizden çok daha sık karşılaşılan, insanı aniden yolda bırakan bir beladır. Marş basmadığında bir somun anahtarının sapıyla marş motorunun gövdesine hafifçe vurulmasının altında yatan o meşhur sanayi efsanesi aslında tamamen bu temas sorunundan ibarettir; hafif bir darbe, sıkışan ya da bitmek üzere olan kömürleri son bir gayretle kollektöre temas ettirebilir. Bir gün bir otoparkın ortasında çaresizce beklerken bu yöntemin işe yaradığını görmek insana sihir gibi gelir ama esasen yapılan şey son demlerini yaşayan parçayı zorla bir tur daha döndürmekten başka bir şey değildir. Bu geçici bir çözümdür, fırçalar bittiyse o motor eninde sonunda tamamen susacaktır, kaçış yok.
Akü voltajının tam olduğunu gösteren gösterge paneli ışıklarına kanmak, arıza tespitinde düşülen en büyük hatalardan biridir. Göstergelerin canlı canlı yanması, farların yolu pırıl pırıl aydınlatması marş motorunun ihtiyaç duyduğu yüzlerce amperlik o devasa anlık çekim gücünün sorunsuz sağlandığı anlamına gelmez. Anahtarı çevirdiğiniz an paneldeki tüm ışıklar aniden sönüp cılızlaşıyorsa, sorun marş motorunun kendisinden ziyade zayıflamış bir akünün veya gevşemiş bir kutup başının marş motoruna yetersiz akım göndermesinden kaynaklanıyor olabilir. Yanılgıya düşmeyin; voltaj farklıdır, yüksek akım çekebilme kapasitesi bambaşka bir durumdur...
Giriş dişlisinin, yani volan dişlisini çeviren o küçük pinyonun aşınması ise sesinden anında kendini belli eden son derece rahatsız edici bir durumdur. Kontağı çevirirsiniz ve motoru döndürmek yerine sanki bir metal tepsiyi matkapla deliyormuşsunuz gibi kulak tırmalayıcı, cırtlama şeklinde bir sürtünme sesi duyarsınız. Pinyon dişlisi volanın dişlerine geçemiyor, sıyırıp geçiyordur; metal metale sürterken içerideki dişler her denemede biraz daha un ufak olur. Böyle bir ses duyduğunuz an anahtarı derhal serbest bırakın, basmaya devam etmek volan dişlisini de tamamen bozup tamir faturasını ikiye katlamaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Role ya da selenoid denilen o üst parçanın arızalanması ise tamamen farklı bir belirti zinciri sunar önünüze. Kontağı çevirdiğinizde motorun altından tek bir "tık" sesi gelir ve ardından derin bir sessizlik çöker, hiçbir hareket olmaz. Selenoid pinyon dişlisini ileri itmiş ama ana elektrik kontaklarını birleştirip marş motorunun dönmesini sağlayacak devreyi tamamlayamamıştır. Kontak anahtarını defalarca açıp kapatmak bazen o içi oksitlenmiş anahtarlama mekanizmasını anlık olarak harekete geçirebilir ama bu durum sistemin can çekiştiğinin net bir resmidir. Ya o selenoid değişecek ya da bir gün en beklenmedik yerde, tam da aceleniz varken o tık sesinden başka hiçbir şey duyamayacaksınız.
Sistemin kalbinde yatan fırçaların, yani piyasadaki adıyla kömürlerin aşınması zannettiğinizden çok daha sık karşılaşılan, insanı aniden yolda bırakan bir beladır. Marş basmadığında bir somun anahtarının sapıyla marş motorunun gövdesine hafifçe vurulmasının altında yatan o meşhur sanayi efsanesi aslında tamamen bu temas sorunundan ibarettir; hafif bir darbe, sıkışan ya da bitmek üzere olan kömürleri son bir gayretle kollektöre temas ettirebilir. Bir gün bir otoparkın ortasında çaresizce beklerken bu yöntemin işe yaradığını görmek insana sihir gibi gelir ama esasen yapılan şey son demlerini yaşayan parçayı zorla bir tur daha döndürmekten başka bir şey değildir. Bu geçici bir çözümdür, fırçalar bittiyse o motor eninde sonunda tamamen susacaktır, kaçış yok.
Akü voltajının tam olduğunu gösteren gösterge paneli ışıklarına kanmak, arıza tespitinde düşülen en büyük hatalardan biridir. Göstergelerin canlı canlı yanması, farların yolu pırıl pırıl aydınlatması marş motorunun ihtiyaç duyduğu yüzlerce amperlik o devasa anlık çekim gücünün sorunsuz sağlandığı anlamına gelmez. Anahtarı çevirdiğiniz an paneldeki tüm ışıklar aniden sönüp cılızlaşıyorsa, sorun marş motorunun kendisinden ziyade zayıflamış bir akünün veya gevşemiş bir kutup başının marş motoruna yetersiz akım göndermesinden kaynaklanıyor olabilir. Yanılgıya düşmeyin; voltaj farklıdır, yüksek akım çekebilme kapasitesi bambaşka bir durumdur...
Giriş dişlisinin, yani volan dişlisini çeviren o küçük pinyonun aşınması ise sesinden anında kendini belli eden son derece rahatsız edici bir durumdur. Kontağı çevirirsiniz ve motoru döndürmek yerine sanki bir metal tepsiyi matkapla deliyormuşsunuz gibi kulak tırmalayıcı, cırtlama şeklinde bir sürtünme sesi duyarsınız. Pinyon dişlisi volanın dişlerine geçemiyor, sıyırıp geçiyordur; metal metale sürterken içerideki dişler her denemede biraz daha un ufak olur. Böyle bir ses duyduğunuz an anahtarı derhal serbest bırakın, basmaya devam etmek volan dişlisini de tamamen bozup tamir faturasını ikiye katlamaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Role ya da selenoid denilen o üst parçanın arızalanması ise tamamen farklı bir belirti zinciri sunar önünüze. Kontağı çevirdiğinizde motorun altından tek bir "tık" sesi gelir ve ardından derin bir sessizlik çöker, hiçbir hareket olmaz. Selenoid pinyon dişlisini ileri itmiş ama ana elektrik kontaklarını birleştirip marş motorunun dönmesini sağlayacak devreyi tamamlayamamıştır. Kontak anahtarını defalarca açıp kapatmak bazen o içi oksitlenmiş anahtarlama mekanizmasını anlık olarak harekete geçirebilir ama bu durum sistemin can çekiştiğinin net bir resmidir. Ya o selenoid değişecek ya da bir gün en beklenmedik yerde, tam da aceleniz varken o tık sesinden başka hiçbir şey duyamayacaksınız.