Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O tıkırtı sesi kulağınıza çalındığı an debriyaja basıp basmamak arasında gidip gelen o birkaç saniyelik tereddüt var ya... İşte her şey orada başlıyor. Debriyaja bastığınızda ses bir anda bıçak gibi kesiliyorsa, suçluyu uzakta aramayın; şanzıman bilyası size "ben bittim" diye bağırıyordur. Ya da tam tersi, vitesi atıp ayağınızı debriyajdan çeker çekmek, o rahatsız edici metalik tıkırtı içeriye dolmaya başlar. Hani sanki içeride küçük bir çark kopmuş da sağa sola çarpıyormuş gibi.
Direksiyon başında yıllarını harcamış biri olarak söylerim ki, şanzıman kolay kolay pes etmez ama pes etti mi de tam eder. Çoğu sürücü bu tıkırtıyı ilk duyduğunda "Aman canım, ufak bir boşluktur, idare eder" deyip geçer. Geçmeyin. O küçük tıkırtı bugün sadece sinirinizi bozar, yarın yolda bırakır, öbür gün ise cüzdanınızı deler geçer. Bazen bir dişlinin aşınmasıdır sebep, bazen de içerdeki yağın artık su kıvamına gelip görevini yapamaması...
Şanzıman yağı deyip geçmemek lazım; o simsiyah, katran gibi olmuş sıvıyı senelerce değiştirmeyip sonra arabadan sessizlik beklemek biraz fazla iyimserlik olmuyor mu? Yağ eksildikçe metaller birbirine sürtünür, sürtündükçe ısınır ve en sonunda o meşhur tıkırtı sahneye çıkar. Metalin metale vurma sesi bu, şakası yok. Bir sabah çalıştırırsınız arabayı, rölantide tık tık tık...
Ustanın yanına gittiğinizde "Abi bu ses nereden geliyor?" diye sorduğunuzda alacağınız o meşhur cevap bellidir: "Söküp bakmamız lazım." Şanzımanı indirmek demek, zaman demek, işçilik demek, ciddi bir masraf demek. Peki, sesi duyar duymaz ustaya koşmak şart mı? Kesinlikle şart. Kendi kendine geçmesini beklemek, sorunun büyümesini izlemekten başka bir işe yaramaz zira.
Debriyaj bilyası mı, grup mili mi, yoksa prizdirek rulmanı mı? Hangisi olursa olsun, o metalik ritim arabanın size "Beni biraz dinle" deme şeklidir. Araba sizinle konuşuyor aslında, sadece doğru dili anlamak gerek. Bir anlık ihmal, dişlilerin birbirini yemesiyle sonuçlanır ki o zaman şanzımanı komple çöpe atmak zorunda kalabilirsiniz. Bazen sadece bilyayı değiştirip kurtulacakken...
Yolun ortasında, gecenin bir yarısı çekici beklemek istemiyorsanız o tıkırtıyı duyduğunuz ilk an radyonun sesini açmayı bırakın. Çoğumuz öyle yaparız değil mi; ses gelince müzik açarız ki kafamız rahatlasın. Oysa o ses oradadır, katlanarak büyüyordur ve eninde sonunda hesabını önünüze koyacaktır. Arabanıza kulak verin, o sesi duymazdan gelmeyin.
Direksiyon başında yıllarını harcamış biri olarak söylerim ki, şanzıman kolay kolay pes etmez ama pes etti mi de tam eder. Çoğu sürücü bu tıkırtıyı ilk duyduğunda "Aman canım, ufak bir boşluktur, idare eder" deyip geçer. Geçmeyin. O küçük tıkırtı bugün sadece sinirinizi bozar, yarın yolda bırakır, öbür gün ise cüzdanınızı deler geçer. Bazen bir dişlinin aşınmasıdır sebep, bazen de içerdeki yağın artık su kıvamına gelip görevini yapamaması...
Şanzıman yağı deyip geçmemek lazım; o simsiyah, katran gibi olmuş sıvıyı senelerce değiştirmeyip sonra arabadan sessizlik beklemek biraz fazla iyimserlik olmuyor mu? Yağ eksildikçe metaller birbirine sürtünür, sürtündükçe ısınır ve en sonunda o meşhur tıkırtı sahneye çıkar. Metalin metale vurma sesi bu, şakası yok. Bir sabah çalıştırırsınız arabayı, rölantide tık tık tık...
Ustanın yanına gittiğinizde "Abi bu ses nereden geliyor?" diye sorduğunuzda alacağınız o meşhur cevap bellidir: "Söküp bakmamız lazım." Şanzımanı indirmek demek, zaman demek, işçilik demek, ciddi bir masraf demek. Peki, sesi duyar duymaz ustaya koşmak şart mı? Kesinlikle şart. Kendi kendine geçmesini beklemek, sorunun büyümesini izlemekten başka bir işe yaramaz zira.
Debriyaj bilyası mı, grup mili mi, yoksa prizdirek rulmanı mı? Hangisi olursa olsun, o metalik ritim arabanın size "Beni biraz dinle" deme şeklidir. Araba sizinle konuşuyor aslında, sadece doğru dili anlamak gerek. Bir anlık ihmal, dişlilerin birbirini yemesiyle sonuçlanır ki o zaman şanzımanı komple çöpe atmak zorunda kalabilirsiniz. Bazen sadece bilyayı değiştirip kurtulacakken...
Yolun ortasında, gecenin bir yarısı çekici beklemek istemiyorsanız o tıkırtıyı duyduğunuz ilk an radyonun sesini açmayı bırakın. Çoğumuz öyle yaparız değil mi; ses gelince müzik açarız ki kafamız rahatlasın. Oysa o ses oradadır, katlanarak büyüyordur ve eninde sonunda hesabını önünüze koyacaktır. Arabanıza kulak verin, o sesi duymazdan gelmeyin.