Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O gaza bastığında kaputun altından yükselen o ince, sinir bozucu çığlığı duyuyorsun değil mi? Sanma ki araban seninle şakalaşıyor ya da turbo falan devreye girdi. Manuel şanzımandan gelen o ıslık sesi, şanzımanın Sana "ben bitiyorum, canım yanıyor" deme şeklidir. Bir tık daha gaza basarsan, o ses dişlilerin birbirini yemeden önceki son uyarısı olarak kalacak hafızanda.
Rulmanlar kurudu, dişliler aşındı, yağ bitti... Hangisini istersen seç, fark etmez. O bilyalar bilyalıktan çıkıp birer zımparaya dönüştüğünde, şanzımanın içindeki o hassas dengenin canına okuyorsun demektir. Yağsız kalan metal metale sürterek inler, sen de içeride müzik sesini açıp kendini kandırırsın...
Debriyaja bastığında o ses birden kesiliyor mu, yoksa vitesi boşa aldığında bile arkandan bir hayalet gibi geliyor mu? Bak bu ayrımı iyi yapacaksın, çünkü prizdirek rulmanı öldüyse durum başka, diferansiyel dişlisi pes ettiyse bambaşka bir belanın kucağındasın. Ustanın yanına gittiğinde "abi bir ses var" deyip masum rolü oynama, adam senin o sesi ne zaman duyduğunu sorunca aval aval bakarsın sonra.
Hiç açıp baktın mı en son ne zaman şanzıman yağını değiştirdiğine? Sanıyorsun ki o yağ ömürlük, fabrikadan çıktığı gibi sonsuza kadar kalacak o kutunun içinde. Simsiyah olmuş, özelliğini yitirmiş, çamura dönmüş bir sıvıdan mucize bekliyorsun. Yağ biterse dişli ısınır, ısınan metal genleşir ve o ıslık sesi yerini birden metal patlamasına bırakır...
Şimdi o arabayı sakince kenara çekip çekiciyi çağırmak var, bir de "biraz daha gider" deyip yolda bütün şanzımanı yola saçmak var. Seçim tamamen senin kararın, cebindeki paranın miktarına bakar bu işler. İnat etme, o sesi duyduğun an o sanayiye girilecek. Yoksa yarın bir gün vites kolu elinde kaldığında, o ince ıslık sesi zihninde dev bir orkestraya dönüşür.
Rulmanlar kurudu, dişliler aşındı, yağ bitti... Hangisini istersen seç, fark etmez. O bilyalar bilyalıktan çıkıp birer zımparaya dönüştüğünde, şanzımanın içindeki o hassas dengenin canına okuyorsun demektir. Yağsız kalan metal metale sürterek inler, sen de içeride müzik sesini açıp kendini kandırırsın...
Debriyaja bastığında o ses birden kesiliyor mu, yoksa vitesi boşa aldığında bile arkandan bir hayalet gibi geliyor mu? Bak bu ayrımı iyi yapacaksın, çünkü prizdirek rulmanı öldüyse durum başka, diferansiyel dişlisi pes ettiyse bambaşka bir belanın kucağındasın. Ustanın yanına gittiğinde "abi bir ses var" deyip masum rolü oynama, adam senin o sesi ne zaman duyduğunu sorunca aval aval bakarsın sonra.
Hiç açıp baktın mı en son ne zaman şanzıman yağını değiştirdiğine? Sanıyorsun ki o yağ ömürlük, fabrikadan çıktığı gibi sonsuza kadar kalacak o kutunun içinde. Simsiyah olmuş, özelliğini yitirmiş, çamura dönmüş bir sıvıdan mucize bekliyorsun. Yağ biterse dişli ısınır, ısınan metal genleşir ve o ıslık sesi yerini birden metal patlamasına bırakır...
Şimdi o arabayı sakince kenara çekip çekiciyi çağırmak var, bir de "biraz daha gider" deyip yolda bütün şanzımanı yola saçmak var. Seçim tamamen senin kararın, cebindeki paranın miktarına bakar bu işler. İnat etme, o sesi duyduğun an o sanayiye girilecek. Yoksa yarın bir gün vites kolu elinde kaldığında, o ince ıslık sesi zihninde dev bir orkestraya dönüşür.