Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
LPG’li bir araçla yola çıktığımızda göstergedeki o hararet iğnesinin sanki kendi bağımsızlığını ilan etmiş gibi yukarı doğru tırmanışını izlemek hepimizin kalbini şöyle bir sıkıştırır. Benzinden gaza geçtiğimiz an motorun yanma odasında yaşanan o sessiz ama yüksek sıcaklıklı değişim, aslında sistemin doğasında var olan ve soğutma sıvısının üzerindeki yükü bir anda ikiye katlayan gizli bir faktördür. Gazın yanma sıcaklığı benzine göre belirgin şekilde yüksek olduğu için, otomobilimizin soğutma tesisatındaki en ufak bir yaşlılık emaresi, tıkanıklık ya da aşınma doğrudan yüksek hararet olarak karşımıza dikiliverir. Yıllardır direksiyon sallayan biri olarak biliyorum ki, LPG regülatörünün yani o meşhur beynin soğutma suyundan pay almasıyla başlayan bu süreç, su devirdaiminin ritmi biraz aksadığında motoru adeta bir çaydanlık gibi kaynatmaya başlar... Sistemdeki su miktarının milim azalan eksikliği dahi gaza basıldığında o ibrenin kırmızıyı zorlamasına yeter de artar bile.
Gaza yüklendiğinizde klimayı da açıp şöyle rahat bir yolculuk yapayım derken bir bakmışsınız ki kaputtan hafiften buharlar yükselmeye meyletmiş... Otomobilin radyatörü zamanla yolların tozunu, çamurunu ve sineğini içine çekerek bir nevi keçe gibi tıkanır da ruhumuz bile duymaz. LPG’li motorlarda bu durum tam bir kâbusa dönüşebilir; çünkü lpg radyatörünün ihtiyaç duyduğu o kesintisiz ve akışkan soğutma suyu döngüsü, tıkalı bir ana radyatör yüzünden sekteye uğradığında motor bloğu adeta kendi içinde hapis kalan bir ısı odasına dönüşür. Radyatör peteklerinin dıştan basınçlı suyla, içten ise özel radyatör temizleyicilerle dönemsel olarak kireçten arındırılması, o korkunç motor kapak contası yakma riskini daha doğmadan yok eden en samimi dostumuzdur. Su kanallarının açık kalması, devirdaim pompasının o kanatçıklarının aşınmamış olması ve radyatörün nefes alması bu işin yarısından fazlasıdır açıkçası.
Termostat dediğimiz o küçücük metal parça bazen öyle bir zamanda kilitlenir ki, ne yapacağınızı şaşırırsınız... Aracın soğutma sıvısının motor ile radyatör arasındaki o hayati yolculuğunu yöneten termostat, LPG'li araçların yüksek çalışma sıcaklığına dayanamayıp yarı açık kaldığında ya da hiç açılmadığında hararet göstergesi saniyeler içinde tavan yapar. Birçok sürücü dostumuz suyun eksilmediğini görünce sorunun mekanik olmadığını sanır ama işin aslı öyle değildir; su vardır fakat motorun içinde sıkışıp kaldığı için soğuyamıyordur. Termostatın aracınızın fabrika değerlerine uygun bir dereceyle açıldığından emin olmak, hatta gerekirse LPG’li kullanımın getirdiği o ekstra ısı yükünü dengelemek adına biraz daha düşük dereceli bir termostat tercih etmek hayat kurtarır. Erken müdahale edilmeyen bir termostat arızası, silindir kapak contasının yanmasına ve cebinizi ciddi şekilde yakacak devasa tamir masraflarına zemin hazırlar.
LPG sisteminin montajı yapılırken çekilen o su borularının açısı, kullanılan kelepçelerin kalitesi ve hatta regülatörün yerleştirildiği yükseklik seviyesi bile günün sonunda karşımıza bir sıcaklık krizi olarak çıkabilir. Ustaların bazen işin kolayına kaçıp kalorifer hortumlarından yanlış T borularla paralel hat çekmesi, soğutma suyunun motora gitmek yerine LPG beyninde dolanıp durmasına, dolayısıyla motorun susuz kalıp aşırı ısınmasına yol açıyor. Tesisatta oluşan en ufak bir hava kabarcığı bile suyun dolaşımını keser ve gaza bastıkça hararetin sebepsizce yükseldiğini görürüz... Sistemde hava var mı diye bakmak, hortumlarda çatlak veya kaçak aramak, soğutma sıvısını sadece çeşme suyuyla değil mutlaka kaliteli bir antifrizle tamamlamak yapacağımız en akıllıca haraket olacaktır. Antifriz sadece donmayı engellemez, aynı zamanda suyun kaynama noktasını yukarı çekerek LPG'li aracınızın fırın gibi ısınmasının önüne geçer.
Gaza yüklendiğinizde klimayı da açıp şöyle rahat bir yolculuk yapayım derken bir bakmışsınız ki kaputtan hafiften buharlar yükselmeye meyletmiş... Otomobilin radyatörü zamanla yolların tozunu, çamurunu ve sineğini içine çekerek bir nevi keçe gibi tıkanır da ruhumuz bile duymaz. LPG’li motorlarda bu durum tam bir kâbusa dönüşebilir; çünkü lpg radyatörünün ihtiyaç duyduğu o kesintisiz ve akışkan soğutma suyu döngüsü, tıkalı bir ana radyatör yüzünden sekteye uğradığında motor bloğu adeta kendi içinde hapis kalan bir ısı odasına dönüşür. Radyatör peteklerinin dıştan basınçlı suyla, içten ise özel radyatör temizleyicilerle dönemsel olarak kireçten arındırılması, o korkunç motor kapak contası yakma riskini daha doğmadan yok eden en samimi dostumuzdur. Su kanallarının açık kalması, devirdaim pompasının o kanatçıklarının aşınmamış olması ve radyatörün nefes alması bu işin yarısından fazlasıdır açıkçası.
Termostat dediğimiz o küçücük metal parça bazen öyle bir zamanda kilitlenir ki, ne yapacağınızı şaşırırsınız... Aracın soğutma sıvısının motor ile radyatör arasındaki o hayati yolculuğunu yöneten termostat, LPG'li araçların yüksek çalışma sıcaklığına dayanamayıp yarı açık kaldığında ya da hiç açılmadığında hararet göstergesi saniyeler içinde tavan yapar. Birçok sürücü dostumuz suyun eksilmediğini görünce sorunun mekanik olmadığını sanır ama işin aslı öyle değildir; su vardır fakat motorun içinde sıkışıp kaldığı için soğuyamıyordur. Termostatın aracınızın fabrika değerlerine uygun bir dereceyle açıldığından emin olmak, hatta gerekirse LPG’li kullanımın getirdiği o ekstra ısı yükünü dengelemek adına biraz daha düşük dereceli bir termostat tercih etmek hayat kurtarır. Erken müdahale edilmeyen bir termostat arızası, silindir kapak contasının yanmasına ve cebinizi ciddi şekilde yakacak devasa tamir masraflarına zemin hazırlar.
LPG sisteminin montajı yapılırken çekilen o su borularının açısı, kullanılan kelepçelerin kalitesi ve hatta regülatörün yerleştirildiği yükseklik seviyesi bile günün sonunda karşımıza bir sıcaklık krizi olarak çıkabilir. Ustaların bazen işin kolayına kaçıp kalorifer hortumlarından yanlış T borularla paralel hat çekmesi, soğutma suyunun motora gitmek yerine LPG beyninde dolanıp durmasına, dolayısıyla motorun susuz kalıp aşırı ısınmasına yol açıyor. Tesisatta oluşan en ufak bir hava kabarcığı bile suyun dolaşımını keser ve gaza bastıkça hararetin sebepsizce yükseldiğini görürüz... Sistemde hava var mı diye bakmak, hortumlarda çatlak veya kaçak aramak, soğutma sıvısını sadece çeşme suyuyla değil mutlaka kaliteli bir antifrizle tamamlamak yapacağımız en akıllıca haraket olacaktır. Antifriz sadece donmayı engellemez, aynı zamanda suyun kaynama noktasını yukarı çekerek LPG'li aracınızın fırın gibi ısınmasının önüne geçer.