Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyon başına geçtiğimizde hepimiz o pürüzsüz akışı arıyoruz. Motor tıkır tıkır işlesin, gaza bastık mı araba nazlanmadan fırlasın gitsin istiyoruz değil mi? İş LPG'li bir araca geldiğinde ise bu hayal bazen bir kabusa, bitmek bilmeyen sanayi ziyaretlerine dönüşebiliyor. Oysa doğru bir yazılım ayarı, otomobilimizle aramızdaki o kırılan güven bağını tek celsede tamir edebilir.
Kapağı açıp bilgisayarı ECU'ya bağladıklarında aslında arabanın kalbine dokunuyorlar. Otomatik kalibrasyon tuşuna basıp geçmek en kolayı, sanayide Usta'nın "tamamdır hemşerim" demesi iki dakikayı bulmaz. Ama o masa başında yapılan statik ayar, yolun gerçekliğini asla yansıtmaz ki... Aracın yükteki halini, yokuştaki nefesini bilgisayar ekranında durduğu yerde nasıl görebilirsin?
Rolantide çalışan bir motorun dili başkadır, Otobanda 120 ile giderken attığı çığlık bambaşka. Yol testi şart dostlar, aracın kendi benzin haritasıyla LPG haritasını üst üste bindirmek gerekiyor. O iki çizgi birbirine ne kadar öpüşürse, araba da o kadar benzin performansına yaklaşır. Benzin haritasından sapmak demek; ya motoru fakir karışıma düşürüp subap eritmek ya da zengin karışımla cebimizi yakmak demek.
Enjektör sürelerine hiç dikkat ettiniz mi peki? Benzin enjektörünün açılma süresiyle LPG enjektörünün tepki süresi arasındaki o milisaniyelik uyum her şeyi değiştirir. Biri geç kalırsa tekleme başlar, erken girersa boğulur. İki haritayı denklemek, milisaniyeleri doğru eşitlemek... İşte bütün mesele bu hassas dengede gizli.
Sadece yakıtı kısmakla tasarruf yaptığını sanan koca bir kitle var aramızda. Yakıtı kıstıkça arabanın canını okuyoruz, çekişten düşen araca daha çok gaza basarak yanıt veriyoruz farkında olmadan. Az yaksın derken aslında daha çok LPG tüketiyoruz. Doğru ayar, fakir karışım demek değildir; doğru ayar motorun ihtiyacı kadar gazı tam zamanında almasıdır.
Bazen usta değiştiririz, bazen yazılımın sürümünü... Yine de o tekleme hissi, lambadaki o uyarı ışığı peşimizi bırakmaz. Aracın kliması açıldığında devrin dalgalanması tamamen bu yazılımsal ince ayarların ihmal edilmesinden kaynaklanıyor. Yük altında devri sabitlemek, rölanti valfinin tepkilerini LPG haritasına tanıtmak gerek.
Sonunda arabanın gidişi değiştiğinde, o üzerimizdeki gerginlik bir anda yok olur gider. Doğru düzgün yapılan bir yol kalibrasyonu sonrasında gaz pedalının altındaki o canlanmayı hissetmek başka bir keyif. Bir bilgisayar kablosu ve biraz sabır... Aslında aracımıza hak ettiği değeri vermek bu kadar basit.
Kapağı açıp bilgisayarı ECU'ya bağladıklarında aslında arabanın kalbine dokunuyorlar. Otomatik kalibrasyon tuşuna basıp geçmek en kolayı, sanayide Usta'nın "tamamdır hemşerim" demesi iki dakikayı bulmaz. Ama o masa başında yapılan statik ayar, yolun gerçekliğini asla yansıtmaz ki... Aracın yükteki halini, yokuştaki nefesini bilgisayar ekranında durduğu yerde nasıl görebilirsin?
Rolantide çalışan bir motorun dili başkadır, Otobanda 120 ile giderken attığı çığlık bambaşka. Yol testi şart dostlar, aracın kendi benzin haritasıyla LPG haritasını üst üste bindirmek gerekiyor. O iki çizgi birbirine ne kadar öpüşürse, araba da o kadar benzin performansına yaklaşır. Benzin haritasından sapmak demek; ya motoru fakir karışıma düşürüp subap eritmek ya da zengin karışımla cebimizi yakmak demek.
Enjektör sürelerine hiç dikkat ettiniz mi peki? Benzin enjektörünün açılma süresiyle LPG enjektörünün tepki süresi arasındaki o milisaniyelik uyum her şeyi değiştirir. Biri geç kalırsa tekleme başlar, erken girersa boğulur. İki haritayı denklemek, milisaniyeleri doğru eşitlemek... İşte bütün mesele bu hassas dengede gizli.
Sadece yakıtı kısmakla tasarruf yaptığını sanan koca bir kitle var aramızda. Yakıtı kıstıkça arabanın canını okuyoruz, çekişten düşen araca daha çok gaza basarak yanıt veriyoruz farkında olmadan. Az yaksın derken aslında daha çok LPG tüketiyoruz. Doğru ayar, fakir karışım demek değildir; doğru ayar motorun ihtiyacı kadar gazı tam zamanında almasıdır.
Bazen usta değiştiririz, bazen yazılımın sürümünü... Yine de o tekleme hissi, lambadaki o uyarı ışığı peşimizi bırakmaz. Aracın kliması açıldığında devrin dalgalanması tamamen bu yazılımsal ince ayarların ihmal edilmesinden kaynaklanıyor. Yük altında devri sabitlemek, rölanti valfinin tepkilerini LPG haritasına tanıtmak gerek.
Sonunda arabanın gidişi değiştiğinde, o üzerimizdeki gerginlik bir anda yok olur gider. Doğru düzgün yapılan bir yol kalibrasyonu sonrasında gaz pedalının altındaki o canlanmayı hissetmek başka bir keyif. Bir bilgisayar kablosu ve biraz sabır... Aslında aracımıza hak ettiği değeri vermek bu kadar basit.