Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Arabanın sabahları çalışırken titremesi, tam gaza basacakken birden yığılıp kalması... Sen sanıyorsun ki bütün mesele LPG tesisatının eskimisinde ya da depodaki gazın kalitesinde. Oysa kaputun altında, küçücük bir pirinç parçanın kafası karıştığı için bütün sistemi altüst ettiğini bilmek insanı biraz şaşırtıyor değil mi? LPG sıcaklık sensörü dediğimiz o minik parça, motorun kaç dereceye ulaştığını beyne söyleyemeyince araba ne zaman gaza geçeceğini şaşırıyor işte.
Sabah soğuğunda direksiyona geçip anahtarı çevirdiğinde, motor henüz ısınmadan bir an önce gaza geçmeye çalışan bir araban stop etmeye mahkûmdur zaten. Sensör beyni kandırıyor, "Burası sıcacık, bas gazı" diyor adeta. Sen daha sokağın başını dönmeden silkelenmeye başlayan bir motor, pat küt eden bir egzoz... Beyin motoru sıcak zannettiği için buz gibi gaza giden yolu açıveriyor, soğuk gaz da silindire girince işler karışıyor tabi.
Bazen de tam tersi vurur bu illet; kilometrelerce yol gidersin, hararet göstergesi ortalara gelir ama senin araba bir türlü LPG’ye geçmek bilmez. Göstergede benzin simgesi yanar durur, cüzdanından giden parayı düşündükçe senin de için yanar. Sensör soğuk kaldığını sandığı için gaz vanasını açtırmıyor bir türlü, ısrarla benzinde tutuyor seni. Depodaki benzin ibresinin gözünün önünde eriyip gitmesini izlemek kadar sinir bozucu az şey var şu hayatta.
Yolda akıp giderken aniden gelen o silkeleme krizlerini hatırla. Hani sanki arkadan biri arabayı tutup tutup bırakıyormuş gibi olur ya... Sensör tam o anlarda yanlış bir değer okuyup LPG beynine hatalı sinyal gönderiyor. Yanlış sıcaklık bilgisi demek, yanlış gaz-hava karışımı demek. Bir an gazı fazla veriyor, bir an kesiyor; araba ne yapacağını bilemeyip bocalıyor yollarda.
Işıklarda durduğunda rölantinin bir yukarı bir aşağı sallanması, ibrenin adeta kendi kendine dans etmesi de cabası. Tam duracaksın, debriyaja basıyorsun ve pat... Motor sönüveriyor trafiğin en civcivli yerinde. İnsan rezil olduğuna mı yansın, arkadakilerin korna çalmasına mı kızsın, yoksa arabanın bu saçma huyuna mı sövsün bilemiyor. O rölanti dalgalanması var ya, çoğunlukla bu sensörün saçmalamasından kaynaklanıyor işte.
Gaza yükleniyorsun, sol şeride çıkıp öndekini sollayacaksın ama araba bir an duraksıyor, gaz yemiyor. Hani ayağının altındaki pedal boşa basıyormuş gibi bir his gelir ya... Gaz sıcaklığı doğru ölçülemeyince enjektörler kaç milisaniye açılacağını hesaplayamıyor, yakıt silindire geç ulaşıyor. Sanki araba seninle inatlaşıyor, gitmem diye direniyor resmen.
Sanayiye gidip "Bu araba gazda teptriyor Usta" dediğinde sana koca koca parçaları değiştirtmeye çalışanlara hemen kanma derim. Bazen yüzlerce liralık regülatör değişimlerinin, enjektör temizliklerinin arkasında sadece 150-200 liralık bir sıcaklık sensörünün bozulması yatıyor. Bir kablonun temassızlığı, sensörün ucunda biriken kireç ya da oksitlenme... Doğrudan o minik parçayı kontrol ettir, boş yere bütün gaz sistemini yeniletme kendine.
Sabah soğuğunda direksiyona geçip anahtarı çevirdiğinde, motor henüz ısınmadan bir an önce gaza geçmeye çalışan bir araban stop etmeye mahkûmdur zaten. Sensör beyni kandırıyor, "Burası sıcacık, bas gazı" diyor adeta. Sen daha sokağın başını dönmeden silkelenmeye başlayan bir motor, pat küt eden bir egzoz... Beyin motoru sıcak zannettiği için buz gibi gaza giden yolu açıveriyor, soğuk gaz da silindire girince işler karışıyor tabi.
Bazen de tam tersi vurur bu illet; kilometrelerce yol gidersin, hararet göstergesi ortalara gelir ama senin araba bir türlü LPG’ye geçmek bilmez. Göstergede benzin simgesi yanar durur, cüzdanından giden parayı düşündükçe senin de için yanar. Sensör soğuk kaldığını sandığı için gaz vanasını açtırmıyor bir türlü, ısrarla benzinde tutuyor seni. Depodaki benzin ibresinin gözünün önünde eriyip gitmesini izlemek kadar sinir bozucu az şey var şu hayatta.
Yolda akıp giderken aniden gelen o silkeleme krizlerini hatırla. Hani sanki arkadan biri arabayı tutup tutup bırakıyormuş gibi olur ya... Sensör tam o anlarda yanlış bir değer okuyup LPG beynine hatalı sinyal gönderiyor. Yanlış sıcaklık bilgisi demek, yanlış gaz-hava karışımı demek. Bir an gazı fazla veriyor, bir an kesiyor; araba ne yapacağını bilemeyip bocalıyor yollarda.
Işıklarda durduğunda rölantinin bir yukarı bir aşağı sallanması, ibrenin adeta kendi kendine dans etmesi de cabası. Tam duracaksın, debriyaja basıyorsun ve pat... Motor sönüveriyor trafiğin en civcivli yerinde. İnsan rezil olduğuna mı yansın, arkadakilerin korna çalmasına mı kızsın, yoksa arabanın bu saçma huyuna mı sövsün bilemiyor. O rölanti dalgalanması var ya, çoğunlukla bu sensörün saçmalamasından kaynaklanıyor işte.
Gaza yükleniyorsun, sol şeride çıkıp öndekini sollayacaksın ama araba bir an duraksıyor, gaz yemiyor. Hani ayağının altındaki pedal boşa basıyormuş gibi bir his gelir ya... Gaz sıcaklığı doğru ölçülemeyince enjektörler kaç milisaniye açılacağını hesaplayamıyor, yakıt silindire geç ulaşıyor. Sanki araba seninle inatlaşıyor, gitmem diye direniyor resmen.
Sanayiye gidip "Bu araba gazda teptriyor Usta" dediğinde sana koca koca parçaları değiştirtmeye çalışanlara hemen kanma derim. Bazen yüzlerce liralık regülatör değişimlerinin, enjektör temizliklerinin arkasında sadece 150-200 liralık bir sıcaklık sensörünün bozulması yatıyor. Bir kablonun temassızlığı, sensörün ucunda biriken kireç ya da oksitlenme... Doğrudan o minik parçayı kontrol ettir, boş yere bütün gaz sistemini yeniletme kendine.