Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Geçenlerde sokakta yürürken önden giden bir çocuk gözüme takıldı, sürekli saçlarını iki eliyle geriye çekip kulaklarını kapatmaya çalışıyordu. Çocukluğuma gittim bir anda; ilkokul sıralarında sırf kulakları biraz öne doğru kıvrık diye sınıftaki arkadaşıyla dalga geçilen o çocuğu hatırladım da içim cız etti. İnsanın özgüvenini daha küçücük bir çocukken paramparça eden şu "kepçe kulak" meselesi varya, aslında sadece estetik bir kaygı değil, resmen ruhu hırpalayan derin bir mevzu. İşte tam da bu yüzden otoplasti dediğimiz şey, bir insanın aynalarla barışma hikayesidir bana göre. Kulak kıkırdaklarının o doğal kıvrımlarını yeniden şekillendirme sanatı da diyebiliriz buna.
Hani bazı ameliyatlar vardır, saatlerce sürer, sonrasında insanı haftalarca yataktan kaldırmaz ya... Ha, işte otoplasti hiç öyle gözünüzü korkutacak bir süreç değil. Cerrah kulatın arkasından minik bir kesi açıyor, kıkırdağı usulca törpülüyor ya da özel dikişlerle geriye doğru yatırıyor. Bitti gitti, topu topu bir bir buçuk saatlik iş. Yani aslında ne kadar basit bir mantığı var değil mi? Ameliyat dediğime bakmayın, çoğu zaman genel anesteziye bile gerek kalmadan, lokal anesteziyle halledilip geçiliyor.
Peki kimler için uygun bu dokunuş, ne zaman kapısını çalmalı bir uzmanın? Çocuklarda genellikle kıkırdak gelişiminin tamamlandığı 5-6 yaş civarı ideal kabul ediliyor, ki çocuk okula başlayıp o acımasız akran zorbalığıyla karşılaşmasın... Yetişkinlerde ise yaşın hiç ama hiç bir önemi yok; kaç yaşında olursanız olun, o aynadaki görüntüden rahatsızsanız gidip neşterin altına yatabilirsiniz. Hatta yetişkinlerin iyileşme bilinci çocuklara göre çok daha yüksek oluyor, ne yapıp yapmayacaklarını daha iyi biliyorlar. Aynaya her baktığında saçıyla kulağını gizlemekten yorulan kim varsa, bu yöntem tam onlar için biçilmiş kaftan.
İyileşme dönemi denince insanların gözü hemen korkar, acaba çok mu canım yanacak, eve kapanacak mıyım diye düşünür dururlar. İnanın bana, süreç zannettiğinizden çok daha konforlu geçiyor. İlk birkaç gün kulağınızı korumak için takılan o bandajlar biraz can sıkabilir, hani şu tenisçilerin taktığı kafa bandı gibi şeylerden bahsediyorum... Ama hepsi bu. Bir haftanın sonunda o bandajlar çıkıyor, sosyal hayatınıza kaldığınız yerden, ama bu sefer yepyeni bir özgüvenle devam ediyorsunuz. Tabii ilk zamanlar kulağın üstüne yatmamak, darbelerden korumak şart...
İşin özü dostlar, otoplasti sadece fiziksel bir görünümü düzeltmekle kalmıyor, insanın zihnindeki o görünmez yükleri de çekip alıyor. Yıllardır kulaklarını saklamak için bir kez bile saçını toplamamış kadınların ameliyattan sonraki o ilk heyecanını bir görseniz... İnsan hayatında küçük bir dokunuşun bu kadar büyük bir zihinsel dönüşüm yaratması vallahi billahi mucize gibi bir şey. Eğer sizin de içinizde ufacık bir ukde varsa, sırf el alem ne der diye ertelemeyin, gidin bir uzmanla konuşun derim. Aynadaki o tebessüm, çekilen bütün o ufak tefek zahmetlere sonuna kadar değiyor...
Hani bazı ameliyatlar vardır, saatlerce sürer, sonrasında insanı haftalarca yataktan kaldırmaz ya... Ha, işte otoplasti hiç öyle gözünüzü korkutacak bir süreç değil. Cerrah kulatın arkasından minik bir kesi açıyor, kıkırdağı usulca törpülüyor ya da özel dikişlerle geriye doğru yatırıyor. Bitti gitti, topu topu bir bir buçuk saatlik iş. Yani aslında ne kadar basit bir mantığı var değil mi? Ameliyat dediğime bakmayın, çoğu zaman genel anesteziye bile gerek kalmadan, lokal anesteziyle halledilip geçiliyor.
Peki kimler için uygun bu dokunuş, ne zaman kapısını çalmalı bir uzmanın? Çocuklarda genellikle kıkırdak gelişiminin tamamlandığı 5-6 yaş civarı ideal kabul ediliyor, ki çocuk okula başlayıp o acımasız akran zorbalığıyla karşılaşmasın... Yetişkinlerde ise yaşın hiç ama hiç bir önemi yok; kaç yaşında olursanız olun, o aynadaki görüntüden rahatsızsanız gidip neşterin altına yatabilirsiniz. Hatta yetişkinlerin iyileşme bilinci çocuklara göre çok daha yüksek oluyor, ne yapıp yapmayacaklarını daha iyi biliyorlar. Aynaya her baktığında saçıyla kulağını gizlemekten yorulan kim varsa, bu yöntem tam onlar için biçilmiş kaftan.
İyileşme dönemi denince insanların gözü hemen korkar, acaba çok mu canım yanacak, eve kapanacak mıyım diye düşünür dururlar. İnanın bana, süreç zannettiğinizden çok daha konforlu geçiyor. İlk birkaç gün kulağınızı korumak için takılan o bandajlar biraz can sıkabilir, hani şu tenisçilerin taktığı kafa bandı gibi şeylerden bahsediyorum... Ama hepsi bu. Bir haftanın sonunda o bandajlar çıkıyor, sosyal hayatınıza kaldığınız yerden, ama bu sefer yepyeni bir özgüvenle devam ediyorsunuz. Tabii ilk zamanlar kulağın üstüne yatmamak, darbelerden korumak şart...
İşin özü dostlar, otoplasti sadece fiziksel bir görünümü düzeltmekle kalmıyor, insanın zihnindeki o görünmez yükleri de çekip alıyor. Yıllardır kulaklarını saklamak için bir kez bile saçını toplamamış kadınların ameliyattan sonraki o ilk heyecanını bir görseniz... İnsan hayatında küçük bir dokunuşun bu kadar büyük bir zihinsel dönüşüm yaratması vallahi billahi mucize gibi bir şey. Eğer sizin de içinizde ufacık bir ukde varsa, sırf el alem ne der diye ertelemeyin, gidin bir uzmanla konuşun derim. Aynadaki o tebessüm, çekilen bütün o ufak tefek zahmetlere sonuna kadar değiyor...