Kuru Tip Akü Arızaları

Kuru Tip Akü Arızaları

Osman Usta

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
593
Tepkime puanı
0
Osman Usta
Kesintisiz güç kaynağının içini açtığımızda o siyah, ağır kutularla yüzleşiriz önce; arıza verdiğinde kapımızı çalan ilk beladır bu meretler. Yıllarca rafta unuttuğumuz, "nasıl olsa çalışır" rahatlığıyla köşeye attığımız o sistemlerin kalbi birden duruverir. Aslında hepimiz biliyoruz o akülerin sonsuza kadar yaşamayacağını ama yine de o kırmızı ışık yanana kadar gıkımızı çıkarmayız. Tam da ihtiyacımız olduğu an yarı yolda bırakılmak, sanayi tabiriyle söylersek, göz göre göre gelen bir felakettir...

Sıcaklık artınca kimya kontrolden çıkar, jel kurur, plaka bozulur. Bir derece bile fazla ısı, cihazın ömründen aylar götürürken biz o cihazları havalandırmasız daracık dolaplara tıkmaya devam ediyoruz. Kendi elimizle haşlıyoruz o hücreleri adeta. Sonra da niye şişti bu akü, niye voltaj vermiyor diye birbirimize bakıp duruyoruz.

Prizde unutulan şarj cihazlarının, ayarsız voltaj veren ucuz adaptörlerin faturasını her defasında bu gariban parçalara kesiyoruz. Aşırı şarj dediğimiz belanın akünün içindeki nemi nasıl sömürdüğünü, o plakaları nasıl plaka olmaktan çıkardığını görseniz içiniz acır. Cihaza giren voltajı kontrol etmiyoruz, sonra da güç kesilince çaresizce o karanlığa gömülüyoruz. Voltajı basarsan kalıbı çatlatırsın, bu kadar basit.

Aylarca bir kenarda yatan, şarj edilmeden unutulan güç kaynaklarından hayır beklemek tam anlamıyla kendimizi kandırmaktır. İçindeki kimyasal süreç sen çalıştırmasan da durmuyor ki, kendi kendini yiyip bitiriyor o karanlık kutunun içinde. Sülfatlaşma denilen o sessiz düşman plakaların üzerini bir kapladı mı, bir daha geri dönüşü de olmuyor maalesef. Hücreler ölüyor, biz de başında "daha geçen sene almıştık" diye dövünüp duruyoruz.

Kutunun dışına taşan o beyaz tozu, oksitlenmiş kutup başlarını gördüğümüzde iş işten geçmiş oluyor genelde. Bir temassızlık uğruna koskoca sistemi yakmak, ufak bir oksit yüzünden cihazı çöpe atmak tam bizim insanımıza göre bir ihmalkarlık. Bir bezle silip temizlemek, bir kutup başını kontrol etmek bu kadar mı zor gerçekten?

Piyasada yarı fiyatına satılan, markası sanı belli olmayan ucuz akülere tam olarak neden güveniyoruz acaba? Üzerinde yazan amper değerinin yarısını bile vermeyen o çakma ürünleri alıp sonra da kesintisiz performans beklemek hayalperestlikten başka bir şey değil. Ucuza kaçalım derken elimizdeki sağlam cihazdan da oluyoruz, bunu ne zaman idrak edeceğiz merak ediyorum.

Sadece bir fener takıp voltajı ölçmek çok mu zor geliyor, yoksa dumanlar çıkana kadar beklemek daha mı heyecanlı? Yıllık bakımı geçtim, yılda bir kez olsun kapağını açıp bakmadığımız o sistemlerden mucize beklemeyi bırakmamız lazım artık. Bakarsan bağ olur, bakmazsan tam da en kritik toplantının ortasında elektriksiz kalırsın...
 
Geri