Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Hava sıcaklığı sıfırın altına düştüğünde, yanma odasına giren havanın yoğunluğu değişir ve bu durum yakıt-hava oranını doğrudan etkiler, özellikle soğuk çalıştırma fazında zengin karışım eğilimi artar... Kağıt esaslı filtre elemanlarının gözenek yapısı, atmosferik nemin donmasıyla birlikte ani bir geçirgenlik kaybı yaşar; yoğuşan su damlacıkları liflerin şişmesine yol açarak partikül tutma kapasitesini teorik sınırların dışına iter.
Yağ filtresinin içindeki by-pass valfi, viskozitesi artan sentetik motor yağını ilk marş anında korumak için erken açılır, fakat bu mekanizma soğuk yağın içerisindeki metalik aşınma artıklarının filtrenin derin katmanlarına hapsolmasını engeller... Pompa basıncının 4 bar seviyelerini bulduğu o ilk saniyelerde, filtrenin preslenmiş metal gövdesi termal şoka direnmeye çalışırken, filtre kağıdının kıvrım aralarındaki mikro tortular blokaj riskini tırmandırır.
Kabin polen filtresinin üzerine binen yük, kalorifer üfleme motorunun çektiği amper değerini doğrudan yukarı çeker çünkü yoğunlaşan nem pamuksu liflerin hava geçirgenliğini aniden sıfırlar... Dışarıdan çekilen havanın içindeki karbon monoksit ve azot oksit molekülleri, aktif karbon katmanının gözeneklerini nemli havayla birleştiğinde kat kat daha hızlı doldurur... Kışın bu filtrenin tıkanması sadece buğu değil, aynı zamanda havalandırma kanalındaki statik basınç dengesizliğidir.
Yakıt filtresi mazot veya benzin hattındaki parafinleşme eğilimiyle baş başa kalır, çünkü düşük derecelerde hidrokarbon zincirleri kristalleşmeye başlar... Pompa emiş gücü bu kristalize tortuları filtrenin elemanlarına yapıştırdığında, enjektörlerin atomizasyon kalitesi düşer ve silindir içi basınç dalgalanmaları kaçınılmaz hale gelir... Belki de değişim periyodunu yarı yarıya erkene çekmek...
Motor kaputunun altındaki bu termodinamik döngü, her bileşenin kendi içinde bir direnç mücadelesi vermesine neden olur ve mühendislik hesapları her kış yeniden yazılır.
Yağ filtresinin içindeki by-pass valfi, viskozitesi artan sentetik motor yağını ilk marş anında korumak için erken açılır, fakat bu mekanizma soğuk yağın içerisindeki metalik aşınma artıklarının filtrenin derin katmanlarına hapsolmasını engeller... Pompa basıncının 4 bar seviyelerini bulduğu o ilk saniyelerde, filtrenin preslenmiş metal gövdesi termal şoka direnmeye çalışırken, filtre kağıdının kıvrım aralarındaki mikro tortular blokaj riskini tırmandırır.
Kabin polen filtresinin üzerine binen yük, kalorifer üfleme motorunun çektiği amper değerini doğrudan yukarı çeker çünkü yoğunlaşan nem pamuksu liflerin hava geçirgenliğini aniden sıfırlar... Dışarıdan çekilen havanın içindeki karbon monoksit ve azot oksit molekülleri, aktif karbon katmanının gözeneklerini nemli havayla birleştiğinde kat kat daha hızlı doldurur... Kışın bu filtrenin tıkanması sadece buğu değil, aynı zamanda havalandırma kanalındaki statik basınç dengesizliğidir.
Yakıt filtresi mazot veya benzin hattındaki parafinleşme eğilimiyle baş başa kalır, çünkü düşük derecelerde hidrokarbon zincirleri kristalleşmeye başlar... Pompa emiş gücü bu kristalize tortuları filtrenin elemanlarına yapıştırdığında, enjektörlerin atomizasyon kalitesi düşer ve silindir içi basınç dalgalanmaları kaçınılmaz hale gelir... Belki de değişim periyodunu yarı yarıya erkene çekmek...
Motor kaputunun altındaki bu termodinamik döngü, her bileşenin kendi içinde bir direnç mücadelesi vermesine neden olur ve mühendislik hesapları her kış yeniden yazılır.