Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yılların oto tamircileriyle sanayi köşelerinde demlenen çaylar, motor kaputunun altından yükselen o hafif sıcak benzin kokusu ve gösterge panelinde ansızın beliren o sarı motor arıza lambasının yarattığı huzursuzluk insanı derhal eski günlere götürür. Kia marka aracınızla yolda süzülürken birden bire ekranın o can sıkıcı simgeyle uyanması, ruh halinizi anında altüst etmeye yeter de artar bile... Hani derler ya, araba dediğin ruh gibidir, derdini ancak sinyaliyle ya da lambasıyla belli eder, işte bu tam da o durumun resmidir.
P0171 kodu motora giden havanın yakıta oranla fazla geldiğini, yani namıdiğer fakir karışım belasını işaret eder ki bu durum kaputun altında işlerin yolunda gitmediğinin en net fısıltısıdır. Yakıt deposundan yanma odasına uzanan o karmaşık yolculukta bir yerlerde minik bir aksaklık, bir hava kaçağı veya soluk borusunda ufak bir çatlak var demektir... Zaten bu arıza kodunu okuy cihazına bağlandığında ekranda beliren o teknik ibare insanı korkutur ama aslında motor sadece biraz daha fazla nefes alıyordur, hepsi bu.
Motorun kalbi olan o silindirlerin içine giren havanın miktarını ölçen maf sensörünün üzeri zamanla minik toz tanecikleriyle kaplanır ve beyne yanlış sinyaller göndermeye başlar, usta parmağıyla gösterir de biz yine anlamamazlıktan geliriz. Temizlemek bazen işe yarar bazen de parça ömrünü tamamlamıştır, yenisiyle değiştirmekten başka çare bırakmaz insana... Hani bazen gözünüze toz kaçar da etrafı bulanık görürsünüz ya, maf sensörünün durumu da tıpkı böyledir işte, etrafı göremediği için motorun ne kadar yakıt yakması gerektiğine yanlış karar verir.
Aracın altındaki o egzoz manifoldundan motora kadar uzanan vakum hortumlarında zamanla oluşan kılcal çatlaklar dışarıdan içeriye sinsi bir hava sızdırır ve rölantide dalgalanmalara sebep olur. Sabahları ilk çalıştırmada arabanın sarsılması, stop edecek gibi öksürmesi tam da bu kaçakların eseridir; insan o an üzülür tabii, yılların emektarı neden böyle yapsın ki... Kaputu açıp sesleri dinlediğinizde o hafif ıslık sesi size aslında her şeyi anlatır ama biz genelde müziğin sesini açıp duymamazlıktan gelmeyi tercih ederiz.
Yakıt pompasının zayıflaması ya da enjektörlerin tıkanması da bu fakir karışım illetini tetikleyen diğer gizli kahramanlardır ki parça kalitesi bu memlekette her zaman başa bela olmuştur. Yan sanayi ürün takıp üç gün sonra yine aynı arızayla sanayinin yolunu tutmaktansa orijinal parçaya biraz daha fazla para bayılmak her zaman en akıllıca yoldur... Ne demişler, ucuz etin yahnisi yavan olur, araba parçasında ucuzluk aramak ise sadece kendi cebine ve sinir sistemine ihanet etmektir.
P0171 kodu motora giden havanın yakıta oranla fazla geldiğini, yani namıdiğer fakir karışım belasını işaret eder ki bu durum kaputun altında işlerin yolunda gitmediğinin en net fısıltısıdır. Yakıt deposundan yanma odasına uzanan o karmaşık yolculukta bir yerlerde minik bir aksaklık, bir hava kaçağı veya soluk borusunda ufak bir çatlak var demektir... Zaten bu arıza kodunu okuy cihazına bağlandığında ekranda beliren o teknik ibare insanı korkutur ama aslında motor sadece biraz daha fazla nefes alıyordur, hepsi bu.
Motorun kalbi olan o silindirlerin içine giren havanın miktarını ölçen maf sensörünün üzeri zamanla minik toz tanecikleriyle kaplanır ve beyne yanlış sinyaller göndermeye başlar, usta parmağıyla gösterir de biz yine anlamamazlıktan geliriz. Temizlemek bazen işe yarar bazen de parça ömrünü tamamlamıştır, yenisiyle değiştirmekten başka çare bırakmaz insana... Hani bazen gözünüze toz kaçar da etrafı bulanık görürsünüz ya, maf sensörünün durumu da tıpkı böyledir işte, etrafı göremediği için motorun ne kadar yakıt yakması gerektiğine yanlış karar verir.
Aracın altındaki o egzoz manifoldundan motora kadar uzanan vakum hortumlarında zamanla oluşan kılcal çatlaklar dışarıdan içeriye sinsi bir hava sızdırır ve rölantide dalgalanmalara sebep olur. Sabahları ilk çalıştırmada arabanın sarsılması, stop edecek gibi öksürmesi tam da bu kaçakların eseridir; insan o an üzülür tabii, yılların emektarı neden böyle yapsın ki... Kaputu açıp sesleri dinlediğinizde o hafif ıslık sesi size aslında her şeyi anlatır ama biz genelde müziğin sesini açıp duymamazlıktan gelmeyi tercih ederiz.
Yakıt pompasının zayıflaması ya da enjektörlerin tıkanması da bu fakir karışım illetini tetikleyen diğer gizli kahramanlardır ki parça kalitesi bu memlekette her zaman başa bela olmuştur. Yan sanayi ürün takıp üç gün sonra yine aynı arızayla sanayinin yolunu tutmaktansa orijinal parçaya biraz daha fazla para bayılmak her zaman en akıllıca yoldur... Ne demişler, ucuz etin yahnisi yavan olur, araba parçasında ucuzluk aramak ise sadece kendi cebine ve sinir sistemine ihanet etmektir.