Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Çene kemiğinin o dipsiz sessizliğinde diş eksikliğinden ötürü başlayan o amansız erimeyi durdurmanın başka çaresi kalmadığında, diş hekimi masasında duyduğun ilk o yabancı kelimedir aslında; kemik grefti... Vücudun başka bir yerinden ya da steril laboratuvar kavanozlarından alınan o minik mineral parçacıkları, eksilen dokunun yerine tıpkı bir tuğla gibi özenle yerleştirilir ki osteoblast dediğimiz o çalışkan hücreler gelip orayı mesken tutsun, yeni köprüler kursun diye.
Otojen greft denilen o kendi iliğinden süzülüp gelen mucizevi doku parçası var ya, işte o vücudun reddetme ihtimalini neredeyse sıfıra indirerek çene kemiğine adeta yeniden hayat üfler, tabii cerrahın o neşteri tutan titrek ama emin elleriyle. Xenograt ya da alloplast gibi dışarıdan temin edilen o tozlar ise sanki birer iskele görevi görür; sen farkında bile olmadan, hücreler o kafeslerin arasına sinsice sızar ve eski o sağlam günleri o karanlık diş kökünde yeniden inşa eder.
Diş implantı yaptırmak istiyorsun ama hekim o panoramik rökröjene bakıp yüzünü ekşitiyor ya, işte o an kemik yetersizliği dediğimiz o acı gerçekle burun buruna gelirsin, vallahi billahi insanı kahreden bir durumdur bu. Greftleme işlemi tam da bu noktada devreye girer; eksilen o hacmi geri kazandırmak, titanyum vidanın o kemiğe sımsıkı tutunmasını sağlamak için yapılan o sessiz ve sabırlı bir hazırlık evresidir aslında.
Operasyon bittikten sonra diş etinin altına yerleştirilen o biyouyumlu membranlar, sanki içerideki o hassas inşaatı dış etkenlerden koruyan görünmez bir kalkan gibidir, sakın o bölgeyi diliyle kurcalama sakın ha... Vücut kendi kendine o kemiği kaynatırken, sen dışarıdan sadece sızlayan bir çene ve hafif bir şişlikle baş başa kalırsın ama unutma ki o minik şişliğin arkasında devasa bir yeniden doğuş hikayesi yatar.
Otojen greft denilen o kendi iliğinden süzülüp gelen mucizevi doku parçası var ya, işte o vücudun reddetme ihtimalini neredeyse sıfıra indirerek çene kemiğine adeta yeniden hayat üfler, tabii cerrahın o neşteri tutan titrek ama emin elleriyle. Xenograt ya da alloplast gibi dışarıdan temin edilen o tozlar ise sanki birer iskele görevi görür; sen farkında bile olmadan, hücreler o kafeslerin arasına sinsice sızar ve eski o sağlam günleri o karanlık diş kökünde yeniden inşa eder.
Diş implantı yaptırmak istiyorsun ama hekim o panoramik rökröjene bakıp yüzünü ekşitiyor ya, işte o an kemik yetersizliği dediğimiz o acı gerçekle burun buruna gelirsin, vallahi billahi insanı kahreden bir durumdur bu. Greftleme işlemi tam da bu noktada devreye girer; eksilen o hacmi geri kazandırmak, titanyum vidanın o kemiğe sımsıkı tutunmasını sağlamak için yapılan o sessiz ve sabırlı bir hazırlık evresidir aslında.
Operasyon bittikten sonra diş etinin altına yerleştirilen o biyouyumlu membranlar, sanki içerideki o hassas inşaatı dış etkenlerden koruyan görünmez bir kalkan gibidir, sakın o bölgeyi diliyle kurcalama sakın ha... Vücut kendi kendine o kemiği kaynatırken, sen dışarıdan sadece sızlayan bir çene ve hafif bir şişlikle baş başa kalırsın ama unutma ki o minik şişliğin arkasında devasa bir yeniden doğuş hikayesi yatar.