Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o kırmızı simge yandığında insanın içindeki o anlık duraksama hissini çok iyi biliyorum, insan ister istemez kontak anahtarını çevirirken bile bir kez daha düşünüyor. Kia modellerinde akü arıza lambasının yanması sadece basit bir batarya eskimesinden ibaret değildir, bazen alternatörün içindeki diyot tabakasının sessizce sessizliğe gömülmesinden kaynaklanır.
Multimetreyi eline alıp akü kutup başlarına dokunduğunda gördüğün o 12 voltun altındaki rakamlar aslında motor çalıştığı an 14 volta tırmanmalı, tırmanmıyorsa şarj dinamosu görevini yapmıyor demektir. Kayışın kopması ya da sadece gevşemesi bile bu akımı kesmeye yeter... Gerçi o esnada direksiyondaki ani sertleşmeyi de fark edersin zaten.
Zamanla akünün içindeki kurşun plakaların sülfatlaşması enerji tutma kapasitesini sıfıra indirir, marş basarken yaşanan o nazlanma hali aslında sonun başlangıcıdır. Sabahları tek marşta çalışan araba bir gün akşama doğru seni yolda bırakır, o yüzden o küçük kırmızı ışık yanmasa bile marş sesindeki incelmeyi kulak ardı etmemek lazım.
Alternatör kömürlerinin bitmesi ya da konjektörün ısıya yenik düşmesi şarj voltajını dalgalı hale getirir, bu da beyne giden akımı dengesizleştirerek sensörlerin kafasını karıştırır. Far parlaklığının gaz verdiğinde artıp rölantide göz kırpar gibi sönükleşmesi... İşte tam olarak bu detay arızanın kaynağını bağıra bağıra söyler.
Kutup başlarındaki o beyazımsı oksit tabakası akımın geçiş yoluna örülmüş adeta görünmez bir duvardır, bazen tek yapman gereken sıcak suyla orayı yıkayıp iyice sıkılaştırmaktır. Tabii akü gövdesinde hafif bir şişme varsa o artık atılmayı bekleyen bir bombadır, fazla zorlamadan yenisiyle değiştirmek en huzurlusudur.
Multimetreyi eline alıp akü kutup başlarına dokunduğunda gördüğün o 12 voltun altındaki rakamlar aslında motor çalıştığı an 14 volta tırmanmalı, tırmanmıyorsa şarj dinamosu görevini yapmıyor demektir. Kayışın kopması ya da sadece gevşemesi bile bu akımı kesmeye yeter... Gerçi o esnada direksiyondaki ani sertleşmeyi de fark edersin zaten.
Zamanla akünün içindeki kurşun plakaların sülfatlaşması enerji tutma kapasitesini sıfıra indirir, marş basarken yaşanan o nazlanma hali aslında sonun başlangıcıdır. Sabahları tek marşta çalışan araba bir gün akşama doğru seni yolda bırakır, o yüzden o küçük kırmızı ışık yanmasa bile marş sesindeki incelmeyi kulak ardı etmemek lazım.
Alternatör kömürlerinin bitmesi ya da konjektörün ısıya yenik düşmesi şarj voltajını dalgalı hale getirir, bu da beyne giden akımı dengesizleştirerek sensörlerin kafasını karıştırır. Far parlaklığının gaz verdiğinde artıp rölantide göz kırpar gibi sönükleşmesi... İşte tam olarak bu detay arızanın kaynağını bağıra bağıra söyler.
Kutup başlarındaki o beyazımsı oksit tabakası akımın geçiş yoluna örülmüş adeta görünmez bir duvardır, bazen tek yapman gereken sıcak suyla orayı yıkayıp iyice sıkılaştırmaktır. Tabii akü gövdesinde hafif bir şişme varsa o artık atılmayı bekleyen bir bombadır, fazla zorlamadan yenisiyle değiştirmek en huzurlusudur.