Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun başında o tanıdık hissi yakaladığınızı sandığınız an, ayağınızın altından başlayan o sinir bozucu sarsıntı her şeyi berbat eder. Kalkış yaparken arabanın adeta sıtmalı gibi titremesi, sadece sürüş keyfini baltalamaz, aynı zamanda derinlerde bir yerlerde bir şeylerin can çekiştiğini fısıldar. Çoğumuz bu durumu geçici bir acemilik ya da "bugünlük böyle oldu" diyerek geçiştirmeyi seçeriz. Oysa altımızdaki makine bize çok net bir dille sinyal veriyor... Peki, biz bu dili ne kadar anlayabiliyoruz?
Baskı balata sisteminin ömrünü tüketmesi, bu sarsıntılı senaryonun arkasındaki en olağan şüphelidir diyebiliriz. Debriyaj balatası zamanla aşınır, yüzeyi pürüzsüzleşir ve volana tutunmakta zorlanmaya başlar. Güç aktarımı pürüzsüz bir şekilde gerçekleşemediğinde ise o meşhur silkeleme hareketi kaçınılmaz olur. Yani aslında sistem, "artık beni değiştir" diye bas bas bağırıyordur. Sürtünme katsayısını kaybeden bir mekanizmadan mucizeler beklememek gerek.
Volan dişlisinin yüzeyindeki mikroskobik bozulmalar veya eğrilikler, debriyajın pürüzsüzce kavranmasını imkansız hale getiren gizli düşmanlardandır. Motorun gücünü şanzımana aktaran bu devasa disk en ufak bir dengesizlikte tüm arabayı beşik gibi sallar. Aşırı ısınma nedeniyle yüzeyde oluşan sert lekeler, balatanın sürekli zıplamasına yol açar. Bir parça pürüz, koca bir sürüş konforunu tek celsede silip atabilir.
Motor ve şanzıman takozlarının gevşemesi ya da yırtılması, sarsıntıyı direkt olarak kabinin içinde hissetmenizin baş sorumlusudur. Bu takozlar esnekliğini yitirdiğinde, motordaki en ufak bir güç dalgalanması doğrudan şasiye vurur. Kavrama anındaki o ani yükü sönümleyecek bir mekanizma kalmayınca, araba kendi içinde küçük bir deprem yaşar. Bazen sorun debriyajda değil, onu tutan bağlardadır...
Ayağınızı debriyaj pedalından çekerken uyguladığınız yanlış milimetrik baskılar, sağlam bir sistemi bile kendi ellerinizle hırpalamanıza neden olur. Debriyajı çok yavaş bırakmak ya da gazı zamanında verememek, balatanın volan üzerinde gereksiz yere sürtünmesine ve ısınmasına yol açar. Bir iki seferde bir şey olmaz belki ama bu durum alışkanlık haline geldiyse kronik titremelere davetiye çıkarıyorsunuz demektir. Sürüş alışkanlıklarımızı gözden geçirmek, sanayiye gitmekten çok daha ucuz bir yöntem.
Şanzıman giriş milindeki bir eğrilik veya rulman yatağındaki aşınma, en yeni baskı balatayı bile birkaç ayda hurdaya çevirebilir. Aks merkezindeki bu sapmalar, debriyaj setinin volana açılı bir şekilde basmasına neden olur ve bu da doğrudan kavrama titremesi yaratır. Tepeden tırnağa her şey sıfırlansa bile, merkezleme doğru yapılmadıysa o titreme geçmez. Bazen en derindeki küçük bir hizalama hatası, en büyük masrafların kapısını aralar.
Baskı balata sisteminin ömrünü tüketmesi, bu sarsıntılı senaryonun arkasındaki en olağan şüphelidir diyebiliriz. Debriyaj balatası zamanla aşınır, yüzeyi pürüzsüzleşir ve volana tutunmakta zorlanmaya başlar. Güç aktarımı pürüzsüz bir şekilde gerçekleşemediğinde ise o meşhur silkeleme hareketi kaçınılmaz olur. Yani aslında sistem, "artık beni değiştir" diye bas bas bağırıyordur. Sürtünme katsayısını kaybeden bir mekanizmadan mucizeler beklememek gerek.
Volan dişlisinin yüzeyindeki mikroskobik bozulmalar veya eğrilikler, debriyajın pürüzsüzce kavranmasını imkansız hale getiren gizli düşmanlardandır. Motorun gücünü şanzımana aktaran bu devasa disk en ufak bir dengesizlikte tüm arabayı beşik gibi sallar. Aşırı ısınma nedeniyle yüzeyde oluşan sert lekeler, balatanın sürekli zıplamasına yol açar. Bir parça pürüz, koca bir sürüş konforunu tek celsede silip atabilir.
Motor ve şanzıman takozlarının gevşemesi ya da yırtılması, sarsıntıyı direkt olarak kabinin içinde hissetmenizin baş sorumlusudur. Bu takozlar esnekliğini yitirdiğinde, motordaki en ufak bir güç dalgalanması doğrudan şasiye vurur. Kavrama anındaki o ani yükü sönümleyecek bir mekanizma kalmayınca, araba kendi içinde küçük bir deprem yaşar. Bazen sorun debriyajda değil, onu tutan bağlardadır...
Ayağınızı debriyaj pedalından çekerken uyguladığınız yanlış milimetrik baskılar, sağlam bir sistemi bile kendi ellerinizle hırpalamanıza neden olur. Debriyajı çok yavaş bırakmak ya da gazı zamanında verememek, balatanın volan üzerinde gereksiz yere sürtünmesine ve ısınmasına yol açar. Bir iki seferde bir şey olmaz belki ama bu durum alışkanlık haline geldiyse kronik titremelere davetiye çıkarıyorsunuz demektir. Sürüş alışkanlıklarımızı gözden geçirmek, sanayiye gitmekten çok daha ucuz bir yöntem.
Şanzıman giriş milindeki bir eğrilik veya rulman yatağındaki aşınma, en yeni baskı balatayı bile birkaç ayda hurdaya çevirebilir. Aks merkezindeki bu sapmalar, debriyaj setinin volana açılı bir şekilde basmasına neden olur ve bu da doğrudan kavrama titremesi yaratır. Tepeden tırnağa her şey sıfırlansa bile, merkezleme doğru yapılmadıysa o titreme geçmez. Bazen en derindeki küçük bir hizalama hatası, en büyük masrafların kapısını aralar.