Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Hafızanın en kuytu köşesinde paslanmaya yüz tutmuş o eski anıyı çekip çıkarmaya çalışırken zihninin içindeki sesler yavaşça kısılsın istersin; çünkü bazı anlamlar zamanla aşınır, dikiş tutmaz, kalbinde derin bir sızı bırakıp öylece kalakalır.
Düşüncelerin o kalın duvarlar arasında sıkışıp kaldığında, dünyayı algılama biçimin de farkında olmadan yalpalamaya başlar ve hayatın sana sunduğu o ince detayları artık göremez olursun; oysa her şey tam da oradayken, sen başka bir pencereden bakmaya çalışıyorsun.
Zihinsel mekanizmanın her çarkı eskisi gibi kusursuz dönecek sanırsın ama yanılıyorsun; çünkü hiçbir kırık parça tamamen kusursuz birleşmez, izi mutlaka kalır ve o izler senin hikayeni yazar.
Bir sabah uyanıp da yıllardır ezbere bildiğin o yolları şaşırdığında, içindeki o garip boşluk hissiyle baş başa kalırsın; belki de tam da bu yüzden insan, anlama çabasından vazgeçtiği an kaybolmaya başlar...
Eski bir eşyayı zımparalayıp cilalamak gibidir bazen zihni onarmak, ne kadar uğraşsan da o ilk günkü hamlığını bulamazsın; ama belki de asıl güzellik o kusurlardadır, kim bilir?
Algı kapıların yavaş yavaş kapanırken içeride kalan son ışığı da söndürmemek için direnirsin; fakat bazen bırakmak gerekir, bazen sadece akışına bırakmak en büyük onarımdır.
Düşüncelerin o kalın duvarlar arasında sıkışıp kaldığında, dünyayı algılama biçimin de farkında olmadan yalpalamaya başlar ve hayatın sana sunduğu o ince detayları artık göremez olursun; oysa her şey tam da oradayken, sen başka bir pencereden bakmaya çalışıyorsun.
Zihinsel mekanizmanın her çarkı eskisi gibi kusursuz dönecek sanırsın ama yanılıyorsun; çünkü hiçbir kırık parça tamamen kusursuz birleşmez, izi mutlaka kalır ve o izler senin hikayeni yazar.
Bir sabah uyanıp da yıllardır ezbere bildiğin o yolları şaşırdığında, içindeki o garip boşluk hissiyle baş başa kalırsın; belki de tam da bu yüzden insan, anlama çabasından vazgeçtiği an kaybolmaya başlar...
Eski bir eşyayı zımparalayıp cilalamak gibidir bazen zihni onarmak, ne kadar uğraşsan da o ilk günkü hamlığını bulamazsın; ama belki de asıl güzellik o kusurlardadır, kim bilir?
Algı kapıların yavaş yavaş kapanırken içeride kalan son ışığı da söndürmemek için direnirsin; fakat bazen bırakmak gerekir, bazen sadece akışına bırakmak en büyük onarımdır.