Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sanayiye her yolum düştüğünde mutlaka bir köşede bu muhabbete denk gelirim. Ustaya sorsan "Egzoz rahatlayacak, araba nefes alacak, bak nasıl az yakacak" der. Yıllardır gazetecilik refleksiyle her söylenene şüpheyle bakmayı öğrendiğimden, bu iddiayı da hemen yutmadım tabii. İşin aslı, o koca parçayı oradan söküp atmak öyle her derde deva bir sihirli değnek falan değil.
Motordan çıkan gazlar rahatça dışarı atılınca araç bir miktar seri hissedebilir, evet. Pedala bastığında o eski hantallığın kalmadığını sanırsın. Ama işte tam bu noktada gözden kaçan çok temel bir detay var... Sensörler.
Egzoz borusunun üzerinde duran o minik oksijen sensörleri var ya, işte onlar arabanın beynine sürekli haber taşıyor. "İçeride yakıt tam yanmadı" ya da "gaz çok temiz çıkıyor" diye rapor veriyorlar. Sen katalitik konvertörü söküp iptal ettiğinde o sensörlerin kafası tam anlamıyla çorba oluyor. Yanlış veri giden beyin de "Aman motor zarar görmesin" diyerek içeriye fazladan yakıt püskürtmeye başlıyor.
Hani egzoz rahatlayınca araç az yakacaktı? Tam tersine, şehir içi trafiğinde depodaki benzinin ya da motorinin nasıl hızlı tükendiğine şaşırıp kalırsın. Benzin göstergesinin her gün biraz daha hızlı aşağı kaydığını görmek insanı gerçekten canından bezdirir.
Aslında amaç sadece yakıttan tasarruf etmekse, bu yöntem tam bir hayal kırıklığı. Birkaç beygir güç kazandım sanırsın ama ay sonunda benzin istasyonuna ödediğin para ikiye katlanır. Değer mi derseniz, bence kesinlikle değmez.
Zaten aracın kendi orijinal mühendisliğini bozmak her zaman başka sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Egzozdan gelen o keskin, insanı genizini yakan gaz kokusu bir yana... Arka tamponun kapkara olması da cabası.
Bazen düşünüyorum da, biz Türk sürücüleri olarak arabanın orijinal parçalarıyla oynamayı neden bu kadar çok seviyoruz? Oysa fabrika çıkışı halini korumak hem cebimizi hem de kafamızı çok daha rahat ettirecek. Çözümü parçayı sökmekte değil, zamanında bakımlarını yaptırmakta aramak en doğrusu.
Bu konuyla ilgili incelemek isteyebileceğiniz diğer başlıklar:
Katalitik konvertör dolduğu nasıl anlaşılır?
Konvertör temizliği yakıt tüketimini düzeltir mi?
Motordan çıkan gazlar rahatça dışarı atılınca araç bir miktar seri hissedebilir, evet. Pedala bastığında o eski hantallığın kalmadığını sanırsın. Ama işte tam bu noktada gözden kaçan çok temel bir detay var... Sensörler.
Egzoz borusunun üzerinde duran o minik oksijen sensörleri var ya, işte onlar arabanın beynine sürekli haber taşıyor. "İçeride yakıt tam yanmadı" ya da "gaz çok temiz çıkıyor" diye rapor veriyorlar. Sen katalitik konvertörü söküp iptal ettiğinde o sensörlerin kafası tam anlamıyla çorba oluyor. Yanlış veri giden beyin de "Aman motor zarar görmesin" diyerek içeriye fazladan yakıt püskürtmeye başlıyor.
Hani egzoz rahatlayınca araç az yakacaktı? Tam tersine, şehir içi trafiğinde depodaki benzinin ya da motorinin nasıl hızlı tükendiğine şaşırıp kalırsın. Benzin göstergesinin her gün biraz daha hızlı aşağı kaydığını görmek insanı gerçekten canından bezdirir.
Aslında amaç sadece yakıttan tasarruf etmekse, bu yöntem tam bir hayal kırıklığı. Birkaç beygir güç kazandım sanırsın ama ay sonunda benzin istasyonuna ödediğin para ikiye katlanır. Değer mi derseniz, bence kesinlikle değmez.
Zaten aracın kendi orijinal mühendisliğini bozmak her zaman başka sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Egzozdan gelen o keskin, insanı genizini yakan gaz kokusu bir yana... Arka tamponun kapkara olması da cabası.
Bazen düşünüyorum da, biz Türk sürücüleri olarak arabanın orijinal parçalarıyla oynamayı neden bu kadar çok seviyoruz? Oysa fabrika çıkışı halini korumak hem cebimizi hem de kafamızı çok daha rahat ettirecek. Çözümü parçayı sökmekte değil, zamanında bakımlarını yaptırmakta aramak en doğrusu.
Bu konuyla ilgili incelemek isteyebileceğiniz diğer başlıklar:
Katalitik konvertör dolduğu nasıl anlaşılır?
Konvertör temizliği yakıt tüketimini düzeltir mi?