Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kış ortasında kaloriferi bozulmuş bir arabayla yola çıkmak, cüzdanınıza ve motorunuza sıktığınız tek kurşundur.
Kimse soğukta titremeyi sevmez ama radyatör peteklerinden buz üfleyen bir arabayı çalıştırmak mühendislik intiharıdır.
Hararet ibresi kırmızıya tırmanırken siz hâlâ camlardaki buzu kazımaya çalışıyorsanız, muhtemelen motoru elinize almak üzeresiniz demektir.
Devir daim pompası susmuşsa veya termostat açık kaldıysa içerideki buz gibi hava aslında dışarıdaki felaketin en net aynasıdır.
Motor suyu eksilmiş bir arabayla seyahat etmek, susuz çölde maraton koşmaktan farksızdır; sonuçta her iki senaryonun da sonu tabuttur.
Peki o zaman ne yapmalı, direksiyonu kırıp hemen sağa mı çekmeli yoksa risk alıp yola devam mı etmeli...
Sanayideki ustanın "idare eder abi" yalanına kanıp yola devam edenlerin yüzde doksanı kaputu açtığında dumanlar arasında kalır.
Aslında sadece ısıtma sistemi arızalıysa yani motor suyu tam ve hararet normalse, kalorifer peteği tıkalı olsa bile motor sessizce çalışmaya devam eder.
Fakat bu ayrımı yapamayan sürücülerin elinde kalmış bloklar, ocağı söndüren masraflı faturalarla dolu birer masal gibidir.
Isı sistemiyle motor soğutma suyu doğrudan kalpten gelen damarlar gibi birbirine bağlıdır, biri patlarsa diğeri de kaçınılmaz olarak kan kaybeder.
Yola çıkmadan önce kaputu açıp o genleşme kabına bir kez bakmak, beş dakikalık tembellikten on binlerce liralık tamirden kurtarır insanı.
Donan yolların ortasında kalıp çekici beklemektense kalorifersiz ama sağlam bir motorla seyahat etmek her zaman akıllıca bir kuraldır.
Kimse soğukta titremeyi sevmez ama radyatör peteklerinden buz üfleyen bir arabayı çalıştırmak mühendislik intiharıdır.
Hararet ibresi kırmızıya tırmanırken siz hâlâ camlardaki buzu kazımaya çalışıyorsanız, muhtemelen motoru elinize almak üzeresiniz demektir.
Devir daim pompası susmuşsa veya termostat açık kaldıysa içerideki buz gibi hava aslında dışarıdaki felaketin en net aynasıdır.
Motor suyu eksilmiş bir arabayla seyahat etmek, susuz çölde maraton koşmaktan farksızdır; sonuçta her iki senaryonun da sonu tabuttur.
Peki o zaman ne yapmalı, direksiyonu kırıp hemen sağa mı çekmeli yoksa risk alıp yola devam mı etmeli...
Sanayideki ustanın "idare eder abi" yalanına kanıp yola devam edenlerin yüzde doksanı kaputu açtığında dumanlar arasında kalır.
Aslında sadece ısıtma sistemi arızalıysa yani motor suyu tam ve hararet normalse, kalorifer peteği tıkalı olsa bile motor sessizce çalışmaya devam eder.
Fakat bu ayrımı yapamayan sürücülerin elinde kalmış bloklar, ocağı söndüren masraflı faturalarla dolu birer masal gibidir.
Isı sistemiyle motor soğutma suyu doğrudan kalpten gelen damarlar gibi birbirine bağlıdır, biri patlarsa diğeri de kaçınılmaz olarak kan kaybeder.
Yola çıkmadan önce kaputu açıp o genleşme kabına bir kez bakmak, beş dakikalık tembellikten on binlerce liralık tamirden kurtarır insanı.
Donan yolların ortasında kalıp çekici beklemektense kalorifersiz ama sağlam bir motorla seyahat etmek her zaman akıllıca bir kuraldır.