Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Bakır iletkenlerin havayla temas eden yüzeylerinde zamanla beliren o karakteristik yeşilimsi ya da siyahımsı tabaka, korozyonun ilk ve en bariz fiziksel kartvizitidir aslında. Soyduğunuz bir kablonun içinden o alışık olduğumuz parlak, sıcak turuncu-sarı bakır ışıltısı yerine mat, pullanan veya un gibi dökülen koyu bir doku çıkıyorsa, metal kütlesinin atmosferik nemle girdiği o sessiz kimyasal savaşı çoktan kaybettiğini anlarsınız. Bazen dış yalıtım kılıfı tamamen sağlam görünür, dışarıdan baksanız hiçbir sorun yok sanırsınız ama iletkenin iç çekirdeği rutubetin yavaş emilimiyle için için çürümüştür... İletken kesitinin daralması anlamına gelen bu yüzey bozunması, elektronların geçiş yolunu kelimenin tam anlamıyla pürüzlü bir engelli koşu pistine dönüştürür. Kablonun esnekliğini yitirip parmaklarınızın arasında hafifçe bükünce bile "çıt" diye kırılacak raddeye gelmesi, oksidasyonun sadece yüzeyde kalmayıp kristal yapının derinliklerine kadar işlediğinin net bir kanıtıdır.
Anahtarı açtığınızda ampulün hafifçe kırpışması veya yüksek akım çeken bir cihaz devreye girdiğinde prizden gelen o cızırtılı, kararsız ses çoğunlukla gevşek bir klemens vidasına yorulur ama asıl suçlu genellikle temas noktalarında biriken mikron ölçeğindeki oksit katmanıdır. Oksitlenmiş bakırın elektriksel direnci, temiz bakıra kıyasla katbekat yüksektir; bu durum voltajın hat üzerinde sebepsiz yere düşmesine, yani cihazlarınıza giden enerjinin yolda kaybolup ısıya dönüşmesine yol açar. Hiç düşündünüz mü, elektrik faturanızdaki açıklanamayan ufak artışlar veya hassas elektronik cihazların durup dururken reset atması belki de duvarın arkasında sessizce ısınan o direnç noktaları yüzündendir? Akım, oksit bariyerini aşmak için zorlandıkça o noktada lokal bir ısınma başlar; ısınma arttıkça oksidasyon hızı katlanır, oksidasyon arttıkça ısı daha da yükselir ve bu kısır döngü müdahale edilmezse yalıtkan plastik eriyene kadar devam eder.
Elektrik panosunu açtığınızda veya priz yuvalarının yakınlarında genzinizi yakan o hafif yanık bakalit ya da acımsı plastik kokusu alıyorsanız, oksidasyonun ısıl aşamaya geçtiğini ve yalıtım malzemesini pirolize etmeye başladığını anlamak için mühendis olmaya gerek yok. Isınan temas noktaları temas yüzeyindeki mikro boşluklarda minik arklar oluşturur; bu mikro kıvılcımlar kablo uçlarında kararma, plastik muhafazalarda sararma ve zamanla kömürleşme şeklinde kendini dışa vurur. Parmak ucunuzla plastik kılıfa dokunduğunuzda normallerden çok daha sert, kemikleşmiş ve ısıdan gevrekleşmiş bir doku hissediyorsanız o kablo artık iletkenlik görevini bırakmış, adeta bir ısıtıcı rezistansına dönüşmüş demektir... Tesisatı kontrol ederken sadece kablonun ucuna değil, klemensin içine giren kısmın renk değişimine ve çevresindeki plastiğin form değiştirip değiştirmediğine mutlaka odaklanın.
Özellikle ses sistemlerinde duyulan dip gürültüleri, veri kablolarında yaşanan ani paket kayıpları veya internet bağlantısının günün belirli saatlerinde anlamsızca kopması da oksitlenmenin dijital dünyadaki izdüşümüdür. Düşük voltajlı sinyal hatları yüksek gerilim hatları gibi oksit katmanını delip geçecek enerjiyi bulamadığı için, biriken korozyon sinyali bir sünger gibi emer ve bozarak karşı tarafa iletir. Bir gün mükemmel çalışan bir ses kablosunun ertesi gün cızırtı yapması ya da jakı biraz çevirince sesin gelip gitmesi tamamen o temas yüzeyindeki mikroskobik pas taneciklerinin eseri... Yüzeydeki bu temassızlığı geçici olarak kabloyu oynatarak çözersiniz belki ama iletken yüzeyini tamamen temizlemediğiniz ya da oksitlenmiş kısmı kesip atmadığınız sürece o problem birkaç gün sonra daha kararlı bir şekilde geri dönecektir.
Anahtarı açtığınızda ampulün hafifçe kırpışması veya yüksek akım çeken bir cihaz devreye girdiğinde prizden gelen o cızırtılı, kararsız ses çoğunlukla gevşek bir klemens vidasına yorulur ama asıl suçlu genellikle temas noktalarında biriken mikron ölçeğindeki oksit katmanıdır. Oksitlenmiş bakırın elektriksel direnci, temiz bakıra kıyasla katbekat yüksektir; bu durum voltajın hat üzerinde sebepsiz yere düşmesine, yani cihazlarınıza giden enerjinin yolda kaybolup ısıya dönüşmesine yol açar. Hiç düşündünüz mü, elektrik faturanızdaki açıklanamayan ufak artışlar veya hassas elektronik cihazların durup dururken reset atması belki de duvarın arkasında sessizce ısınan o direnç noktaları yüzündendir? Akım, oksit bariyerini aşmak için zorlandıkça o noktada lokal bir ısınma başlar; ısınma arttıkça oksidasyon hızı katlanır, oksidasyon arttıkça ısı daha da yükselir ve bu kısır döngü müdahale edilmezse yalıtkan plastik eriyene kadar devam eder.
Elektrik panosunu açtığınızda veya priz yuvalarının yakınlarında genzinizi yakan o hafif yanık bakalit ya da acımsı plastik kokusu alıyorsanız, oksidasyonun ısıl aşamaya geçtiğini ve yalıtım malzemesini pirolize etmeye başladığını anlamak için mühendis olmaya gerek yok. Isınan temas noktaları temas yüzeyindeki mikro boşluklarda minik arklar oluşturur; bu mikro kıvılcımlar kablo uçlarında kararma, plastik muhafazalarda sararma ve zamanla kömürleşme şeklinde kendini dışa vurur. Parmak ucunuzla plastik kılıfa dokunduğunuzda normallerden çok daha sert, kemikleşmiş ve ısıdan gevrekleşmiş bir doku hissediyorsanız o kablo artık iletkenlik görevini bırakmış, adeta bir ısıtıcı rezistansına dönüşmüş demektir... Tesisatı kontrol ederken sadece kablonun ucuna değil, klemensin içine giren kısmın renk değişimine ve çevresindeki plastiğin form değiştirip değiştirmediğine mutlaka odaklanın.
Özellikle ses sistemlerinde duyulan dip gürültüleri, veri kablolarında yaşanan ani paket kayıpları veya internet bağlantısının günün belirli saatlerinde anlamsızca kopması da oksitlenmenin dijital dünyadaki izdüşümüdür. Düşük voltajlı sinyal hatları yüksek gerilim hatları gibi oksit katmanını delip geçecek enerjiyi bulamadığı için, biriken korozyon sinyali bir sünger gibi emer ve bozarak karşı tarafa iletir. Bir gün mükemmel çalışan bir ses kablosunun ertesi gün cızırtı yapması ya da jakı biraz çevirince sesin gelip gitmesi tamamen o temas yüzeyindeki mikroskobik pas taneciklerinin eseri... Yüzeydeki bu temassızlığı geçici olarak kabloyu oynatarak çözersiniz belki ama iletken yüzeyini tamamen temizlemediğiniz ya da oksitlenmiş kısmı kesip atmadığınız sürece o problem birkaç gün sonra daha kararlı bir şekilde geri dönecektir.