Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Jeep sürücülerinin sıcak yaz günlerinde ya da soğuk kış sabahlarında karşılaştığı en sinir bozucu durumların başında, o güvendiğimiz dağ gibi araçların içindeki havalandırma sisteminin birdenbire susması gelir; oysa o direksiyonun başına geçtiğimizde her şeyin kusursuz çalışmasını bekleriz ve bu sessizlik insanı adeta çileden çıkarır.
Zaman zaman gaz pedalına basarken aldığımız o tatlı güç hissi, torpido gözünün altından gelen gizemli bir tıkırtıyla ya da menfezlerden sadece oda sıcaklığında tembelce süzülen bir hava akımıyla gölgelenir; işte o an ruhumuz daralır çünkü kimse saatlerce sürecek bir yolculuğu ter içinde ya da buz keserek tamamlamak istemez.
Bazen aracı çalıştırıp yola koyulduğumuzda regülatörden ya da sigorta kutusundan şüpheleniriz, acaba yine o minik plastik parça mı yandı yoksa devasa kompresörümüz sessiz sedasız sessizliğe mi gömüldü; sanırım bu işin en yorucu kısmı da arızanın kaynağını bulana kadar kafamızda kurduğumuz o sonsuz senaryolar...
Kompresör kayışının kopması ya da zamanla eskiyip işlevini yitirmesi en yaygın suçlulardan biridir, tabi bir de işin gaz kaçağı boyutu var ki o borulardaki ufak bir çatlak tüm sistemi mahvetmeye yeter; elinizi şöyle bir peteklere götürdüğünüzde o beklenen serinliği bulamamak ne garip bir hayal kırıklığı yaratır insanda.
Yetkili servise ya da güvendiğimiz o samimi mahalle ustasına gitmeden önce hepimiz direksiyon başında biraz düşünürüz, acaba polen filtresi son bakımda değiştirilmeyi mi unuttu yoksa fan motoru kömürleri mi bitti; aslında bazen mesele sadece yılların biriktirdiği toz bulutunun o hassas kanalları tıkamasından ibarettir.
Elektronik iklim kontrol ünitelerinin dijital ekranında yanıp sönen o minik uyarı ışıkları var ya, işte onlar bizimle adeta dalga geçiyormuş gibi parıldar; bazen akü kutup başını söküp takmak bile o inatçı beyni kendine getirmeye yetebilir ama ya sorun derindeki kablo demetindeyse...
Yaz sıcakları bastırdığında o deri koltukların üzerindeki yapışkan hisle baş etmeye çalışırken, bir yandan da camı açıp rüzgarla anlaşmaya çalışmak ne kadar acıklı bir manzaradır; o yüzden Jeep gibi güçlü karakterleri olan bir aracın klima sistemine zamanında bakım yapmak, aslında kendi ruh sağlığımızı korumanın da en kestirme yoludur.
Zaman zaman gaz pedalına basarken aldığımız o tatlı güç hissi, torpido gözünün altından gelen gizemli bir tıkırtıyla ya da menfezlerden sadece oda sıcaklığında tembelce süzülen bir hava akımıyla gölgelenir; işte o an ruhumuz daralır çünkü kimse saatlerce sürecek bir yolculuğu ter içinde ya da buz keserek tamamlamak istemez.
Bazen aracı çalıştırıp yola koyulduğumuzda regülatörden ya da sigorta kutusundan şüpheleniriz, acaba yine o minik plastik parça mı yandı yoksa devasa kompresörümüz sessiz sedasız sessizliğe mi gömüldü; sanırım bu işin en yorucu kısmı da arızanın kaynağını bulana kadar kafamızda kurduğumuz o sonsuz senaryolar...
Kompresör kayışının kopması ya da zamanla eskiyip işlevini yitirmesi en yaygın suçlulardan biridir, tabi bir de işin gaz kaçağı boyutu var ki o borulardaki ufak bir çatlak tüm sistemi mahvetmeye yeter; elinizi şöyle bir peteklere götürdüğünüzde o beklenen serinliği bulamamak ne garip bir hayal kırıklığı yaratır insanda.
Yetkili servise ya da güvendiğimiz o samimi mahalle ustasına gitmeden önce hepimiz direksiyon başında biraz düşünürüz, acaba polen filtresi son bakımda değiştirilmeyi mi unuttu yoksa fan motoru kömürleri mi bitti; aslında bazen mesele sadece yılların biriktirdiği toz bulutunun o hassas kanalları tıkamasından ibarettir.
Elektronik iklim kontrol ünitelerinin dijital ekranında yanıp sönen o minik uyarı ışıkları var ya, işte onlar bizimle adeta dalga geçiyormuş gibi parıldar; bazen akü kutup başını söküp takmak bile o inatçı beyni kendine getirmeye yetebilir ama ya sorun derindeki kablo demetindeyse...
Yaz sıcakları bastırdığında o deri koltukların üzerindeki yapışkan hisle baş etmeye çalışırken, bir yandan da camı açıp rüzgarla anlaşmaya çalışmak ne kadar acıklı bir manzaradır; o yüzden Jeep gibi güçlü karakterleri olan bir aracın klima sistemine zamanında bakım yapmak, aslında kendi ruh sağlığımızı korumanın da en kestirme yoludur.