Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Jeep dediğin makineler asfalt ağlamak için değil doğaya kafa tutmak için üretildi; fakat o devasa torku ve ağırlığı durdurmaya sıra geldiğinde fizikle baş başa kalırsın... Fabrika çıkışı mühendislik harikası sandığımız o balatalar Türkiye'nin sert topraklarında, dur-kalk trafikte ilk günden havlu atıyor.
Koca arazi canavarının altından gelen o tiz metal sürtünme sesi bütün keyfini bir anda sikayete çeviriyor... Resmen balata salata olmuş, demir demire biniyor da bizim usta "abi daha on bin gideri var" diye masal anlatıyor.
Sadece balata bitse iyi; kalitesiz malzeme yüzünden diskler tarla gibi oyuluyor, frene bastığında direksiyon ellerinin arasında epilepsi nöbetine giriyor... O hidrolik hortumları şişiyor mübarek, pedal tahta gibi sertleşiyor ama araba durmak bilmeyip önündekinin bagajına saplanacak gibi olunca insanın ömrü ömründen gidiyor.
Elektronik park freni beyni bazen balatayı salmayı unutup diskleri kızartıyor, ortalık balata kokusundan geçilmiyor... Çık dağdan aşağıya, gel de o dik rampada balata şişmesini gör; pedalı pompalaya pompalaya bacakta derman kalmıyor, insan o an "acaba fren hidroliği kaynadı mı" diye soğuk terler döküyor.
Ucuz Çin malı muadil balataları paraya kıyamayıp takanlar var, sonra ilk acil frende o balata parça parça dökülüyor... Hayat bu, üç kuruşluk kar edeceğim derken o devasa kasayı durduramayınca altındaki makine seni değil sen onu taşımaya başlıyorsun; o yüzden orijinal parça ve doğru tornacı tezgâhı bu işin lameli cimi yok, şart oğlu şart...
Koca arazi canavarının altından gelen o tiz metal sürtünme sesi bütün keyfini bir anda sikayete çeviriyor... Resmen balata salata olmuş, demir demire biniyor da bizim usta "abi daha on bin gideri var" diye masal anlatıyor.
Sadece balata bitse iyi; kalitesiz malzeme yüzünden diskler tarla gibi oyuluyor, frene bastığında direksiyon ellerinin arasında epilepsi nöbetine giriyor... O hidrolik hortumları şişiyor mübarek, pedal tahta gibi sertleşiyor ama araba durmak bilmeyip önündekinin bagajına saplanacak gibi olunca insanın ömrü ömründen gidiyor.
Elektronik park freni beyni bazen balatayı salmayı unutup diskleri kızartıyor, ortalık balata kokusundan geçilmiyor... Çık dağdan aşağıya, gel de o dik rampada balata şişmesini gör; pedalı pompalaya pompalaya bacakta derman kalmıyor, insan o an "acaba fren hidroliği kaynadı mı" diye soğuk terler döküyor.
Ucuz Çin malı muadil balataları paraya kıyamayıp takanlar var, sonra ilk acil frende o balata parça parça dökülüyor... Hayat bu, üç kuruşluk kar edeceğim derken o devasa kasayı durduramayınca altındaki makine seni değil sen onu taşımaya başlıyorsun; o yüzden orijinal parça ve doğru tornacı tezgâhı bu işin lameli cimi yok, şart oğlu şart...