Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Senfoni orkestrasının en ortasında durmuş, kemanın yayından çıkan o tiz ve cızırtılı sese anlam vermeye çalışırken bulursun kendini bir anda; trafikte ışıklarda beklerken vites kolu taşa çarpmış gibi taş gibi kalakalır...
Senkronize çalışan o mekanik kalbin, senkronizer dişlilerinin o an birbirini ısırmasıyla balata tozunun kokusu burnuna gelir; hidrolik basınç kaçağı ya da master silindir arızası dediğimiz lanet şey tam da o sırada debriyaj pedalını boşta bırakır...
İçten gelen o tok kilitlenme hissini arar parmakların ama vites körüğünün altındaki o çelik tellerdeki gevşeme, boşluk hissi ve tıkırtı ömrünü yer...
Senkronize senkronize derler ya ustalar, prizdirek milinin o uç kısmındaki bilyanın dağılmasıyla birlikte prizdirek milinden gelen o metalik uğultu kulaklarını tırmalar ve sen o an anlarsın işin rengini...
Debriyaj pedalının o iki santimlik ölü boşluğunda kaybolup giden hidrolik yağının o sinsi sızıntısı, fren hidrolik kutusundaki eksilmeyle birleşince o vites bir türlü geçmez...
Baskı balata dediğin şey bitince o balata perçinlerinin demiri volana sürtmez mi, işte o çığlık var ya...
Elektronik kontrol ünitesinin yani TCU'nun gönderdiği o anlık yanlış voltaj sinyalleri, vites değiştirme solenoid valfini kilitleyip kalır da sen o direksiyonun başında çaresizce kalakalırsın...
Şanzıman yağı özelliğini yitirip o dişlilerin arasında balçık gibi ezildiğinde, viskozite değerleri yerle bir olur ve o senkronizer koniklerinin yüzeyi yağ filmiyle kaplanıp dişi dişe değdirmez...
Senkronize çalışan o mekanik kalbin, senkronizer dişlilerinin o an birbirini ısırmasıyla balata tozunun kokusu burnuna gelir; hidrolik basınç kaçağı ya da master silindir arızası dediğimiz lanet şey tam da o sırada debriyaj pedalını boşta bırakır...
İçten gelen o tok kilitlenme hissini arar parmakların ama vites körüğünün altındaki o çelik tellerdeki gevşeme, boşluk hissi ve tıkırtı ömrünü yer...
Senkronize senkronize derler ya ustalar, prizdirek milinin o uç kısmındaki bilyanın dağılmasıyla birlikte prizdirek milinden gelen o metalik uğultu kulaklarını tırmalar ve sen o an anlarsın işin rengini...
Debriyaj pedalının o iki santimlik ölü boşluğunda kaybolup giden hidrolik yağının o sinsi sızıntısı, fren hidrolik kutusundaki eksilmeyle birleşince o vites bir türlü geçmez...
Baskı balata dediğin şey bitince o balata perçinlerinin demiri volana sürtmez mi, işte o çığlık var ya...
Elektronik kontrol ünitesinin yani TCU'nun gönderdiği o anlık yanlış voltaj sinyalleri, vites değiştirme solenoid valfini kilitleyip kalır da sen o direksiyonun başında çaresizce kalakalırsın...
Şanzıman yağı özelliğini yitirip o dişlilerin arasında balçık gibi ezildiğinde, viskozite değerleri yerle bir olur ve o senkronizer koniklerinin yüzeyi yağ filmiyle kaplanıp dişi dişe değdirmez...