Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yakıtı sudan ucuz sanıp fabrika çıkışlı ya da sonradan takılma LPG sistemine binenlerin uykusunu kaçıran o meşum arıza lambası, aslında kaputun altında dönen büyük bir dolabın ilk ve en masum itirafıdır.
Motor arıza lambası yanıp sönmeye başladığında ruhunuzdaki o ani fren hissi boşuna değil; çünkü silindir kapak contasından tutun da manifold basınç sensörünün anlık bayılmasına kadar her detay cebinize göz dikmiş durumda.
Enjektörlerin milisaniyelik gecikmeleri benzinle dost olan motoru bir anda gaz düşmanına çevirirken, ecusu bozulmuş bir sistemin size sarf edeceği tek cümle yarın yolda kalacaksınız ihtimalidir.
Basınç regülatörünün diyaframı delindiğinde içeriye sızan sıvı fazdaki o lanet gaz, manifolda dolup marşa bastığınız anda motoru kucağınıza almanıza yeter de artar bile.
Tesisat kablolarının ucuz izolatörlerle sarıldığı her otopark tamiratı, zamanla motor sıcaklığıyla eriyip kısa devreye davetiye çıkarırken siz hâlâ kilometre başına kaç kuruş kâr ettiğinizin hesabını yapadurun.
Kimi usta beyin arızası der,imiçeriye hava kaçağı sızdıran kelepçeyi değiştirip gönderir; peki ya o sibop yuvalarının eriyip gitmesine sebep olan fakir karışım cinayetinin faili kim?
Subap lastiklerinin sertleşmesiyle silindirlere kaçan o yabancı maddeler kompresyonu düşürürken, Hyundai mühendislerinin bu hassas motor bloklarına neden çelik subap takmadığını sorgulamaktan başka çareniz kalmıyor.
Map sensörünün içi zamanla yağ ve tortuyla dolup tıkanınca rölanti dalgalanması kaçınılmaz bir trafik kabusuna dönüşür, kırmızı ışıkta stop eden arabanın arkasından yenen korna sesleri ise kulaklarınızda çınlar.
LPG filtresini on bin kilometrede bir değiştirmeyi unutup otogazın dibindeki o tortulu pisliği enjektör memelerine kadar taşıyanlar, sonra gelip niye araba gaz yemiyor diye ustaya yalvarır.
Sistemden gelen o tiz sibop şıkırtısını normal motor sesi zannetmeye devam edin, ta ki o yolda kalıp çekici beklediğiniz soğuk ve ıssız gece size gerçeği bütün çıplaklığıyla anlatana dek...
Motor arıza lambası yanıp sönmeye başladığında ruhunuzdaki o ani fren hissi boşuna değil; çünkü silindir kapak contasından tutun da manifold basınç sensörünün anlık bayılmasına kadar her detay cebinize göz dikmiş durumda.
Enjektörlerin milisaniyelik gecikmeleri benzinle dost olan motoru bir anda gaz düşmanına çevirirken, ecusu bozulmuş bir sistemin size sarf edeceği tek cümle yarın yolda kalacaksınız ihtimalidir.
Basınç regülatörünün diyaframı delindiğinde içeriye sızan sıvı fazdaki o lanet gaz, manifolda dolup marşa bastığınız anda motoru kucağınıza almanıza yeter de artar bile.
Tesisat kablolarının ucuz izolatörlerle sarıldığı her otopark tamiratı, zamanla motor sıcaklığıyla eriyip kısa devreye davetiye çıkarırken siz hâlâ kilometre başına kaç kuruş kâr ettiğinizin hesabını yapadurun.
Kimi usta beyin arızası der,imiçeriye hava kaçağı sızdıran kelepçeyi değiştirip gönderir; peki ya o sibop yuvalarının eriyip gitmesine sebep olan fakir karışım cinayetinin faili kim?
Subap lastiklerinin sertleşmesiyle silindirlere kaçan o yabancı maddeler kompresyonu düşürürken, Hyundai mühendislerinin bu hassas motor bloklarına neden çelik subap takmadığını sorgulamaktan başka çareniz kalmıyor.
Map sensörünün içi zamanla yağ ve tortuyla dolup tıkanınca rölanti dalgalanması kaçınılmaz bir trafik kabusuna dönüşür, kırmızı ışıkta stop eden arabanın arkasından yenen korna sesleri ise kulaklarınızda çınlar.
LPG filtresini on bin kilometrede bir değiştirmeyi unutup otogazın dibindeki o tortulu pisliği enjektör memelerine kadar taşıyanlar, sonra gelip niye araba gaz yemiyor diye ustaya yalvarır.
Sistemden gelen o tiz sibop şıkırtısını normal motor sesi zannetmeye devam edin, ta ki o yolda kalıp çekici beklediğiniz soğuk ve ıssız gece size gerçeği bütün çıplaklığıyla anlatana dek...