Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kabin içerisine sıcak havanın ulaşmaması, Hyundai gurubunun iklimlendirme mimarisinde doğrudan göğüs altındaki o küçük radyatörün tıkanmasıyla başlar. Göstergede motor çalışma sıcaklığı tam ortada durur, termostat görevini yapar ama siz içeride buz tutarsınız. Soğutma sıvısının içindeki korozyon birikintileri, o dar kanalları bir kez tıkamayagörsün... Giriş hortumu alev gibi yanarken çıkış hortumu ılık kalıyorsa, teşhisi koymak için usta olmaya gerek yok.
Klima kontrol panelinden dereceyi en yükseğe çekseniz de hava yönlendirme klepeleri bazen o sıcak havayı içeri salmamak için direnir. Step motorunun plastik dişlileri aşınmıştır belki, ya da blend door dediğimiz o küçük klape takılı kalmıştır. Hani dijital ekranda 32 derece yazar ama üfleme kanalından gelen o buz gibi esinti... Çözüm bazen göğsü komple sökmeden önce o küçük klape motoruna bir tıklamaktır.
Antifriz seçiminde yapılan o bilinçsiz tercihler, kütle transferini ve ısı alışverişini birkaç ay içinde sıfıra indirir. Organik ve inorganik antifrizleri birbirine karıştırmak, sistemin kılcal damarlarında balçıklaşmaya sebep olur. Silikat birikintileri petek kanallarını bir katman gibi kaplar, sonra gelsin kış soğukları. Sistemde doğru etilen glikol oranını tutturmak, kaloriferin geleceğini kurtarır.
Devirdaim pompasının kanatçıklarındaki aşınma, rölantide otururken aracın içinin soğumasına yol açan en sessiz düşmandır. Gaza bastığınızda tatlı bir sıcaklık gelir, ışıklarda durduğunuzda ise üfleme birden buz keser... Sıvı debisi düşük kaldığı için sıcak su o dar kalorifer radyatörüne kadar ulaşamaz. Pompanın plastik pervanesi sıyırmışsa, siz istediğiniz kadar petek temizliği yaptırın, nafile.
Sistemin havasını almadan yola çıkmak, sıcak suyun dolaşımına görünmez bir barikat kurar. Soğutma sıvısı yenilendikten sonra genleşme kabında biriken o küçük hava kabarcıkları, radyatörün tam üst kısmında bir cebe dönüşür. Sıcaklık sensörü doğru okur, fan döner ama hava kabarcığı yüzünden su kanala giremez... Birkaç tatlı gaz dokunuşu ve radyatör üst hortumunun hafifçe sıkılması, bazen o tıkanıklığı bir anda çözer.
Göğüs altındaki o minik radyatörü makineyle ters yıkamaya vermek, çoğu zaman sizi devasa bir işçilik külfetinden tereyağından kıl çeker gibi kurtarır. Özel kimyasallarla yapılan o basınçsız durulama işlemi, petekteki kireci ve tortuyu bir çırpıda söküp atar. Değişim en son çare olmalı; zira o ön konsolu söktürmek, aracın içinde tıkırtı seslerine davetiye çıkarmaktır. Bırakın önce kimyasal sıvılar konuşsun, parçayı sökmek kolay.
Klima kontrol panelinden dereceyi en yükseğe çekseniz de hava yönlendirme klepeleri bazen o sıcak havayı içeri salmamak için direnir. Step motorunun plastik dişlileri aşınmıştır belki, ya da blend door dediğimiz o küçük klape takılı kalmıştır. Hani dijital ekranda 32 derece yazar ama üfleme kanalından gelen o buz gibi esinti... Çözüm bazen göğsü komple sökmeden önce o küçük klape motoruna bir tıklamaktır.
Antifriz seçiminde yapılan o bilinçsiz tercihler, kütle transferini ve ısı alışverişini birkaç ay içinde sıfıra indirir. Organik ve inorganik antifrizleri birbirine karıştırmak, sistemin kılcal damarlarında balçıklaşmaya sebep olur. Silikat birikintileri petek kanallarını bir katman gibi kaplar, sonra gelsin kış soğukları. Sistemde doğru etilen glikol oranını tutturmak, kaloriferin geleceğini kurtarır.
Devirdaim pompasının kanatçıklarındaki aşınma, rölantide otururken aracın içinin soğumasına yol açan en sessiz düşmandır. Gaza bastığınızda tatlı bir sıcaklık gelir, ışıklarda durduğunuzda ise üfleme birden buz keser... Sıvı debisi düşük kaldığı için sıcak su o dar kalorifer radyatörüne kadar ulaşamaz. Pompanın plastik pervanesi sıyırmışsa, siz istediğiniz kadar petek temizliği yaptırın, nafile.
Sistemin havasını almadan yola çıkmak, sıcak suyun dolaşımına görünmez bir barikat kurar. Soğutma sıvısı yenilendikten sonra genleşme kabında biriken o küçük hava kabarcıkları, radyatörün tam üst kısmında bir cebe dönüşür. Sıcaklık sensörü doğru okur, fan döner ama hava kabarcığı yüzünden su kanala giremez... Birkaç tatlı gaz dokunuşu ve radyatör üst hortumunun hafifçe sıkılması, bazen o tıkanıklığı bir anda çözer.
Göğüs altındaki o minik radyatörü makineyle ters yıkamaya vermek, çoğu zaman sizi devasa bir işçilik külfetinden tereyağından kıl çeker gibi kurtarır. Özel kimyasallarla yapılan o basınçsız durulama işlemi, petekteki kireci ve tortuyu bir çırpıda söküp atar. Değişim en son çare olmalı; zira o ön konsolu söktürmek, aracın içinde tıkırtı seslerine davetiye çıkarmaktır. Bırakın önce kimyasal sıvılar konuşsun, parçayı sökmek kolay.