Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Modern bir dizel Hyundai kullanıcısının eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalacağı o kaçınılmaz an, gösterge panelinde beliren o sarı egzoz simgesiyle başlar. Çoğu sürücü ilk başta bunu geçici bir elektronik hata sanır, üzerinde durmaz. Oysa o küçük ışık, motorun derinliklerinde bir yerlerde kurumun biriktiğini ve nefes alamadığını fısıldamaktadır. Şehir içindeki o dur-kalk trafiği, kısa mesafeli market alışverişleri derken sistem kendini temizleyecek sıcaklığa bir türlü ulaşamaz. Sonra bir sabah marşa bastığınızda, o eski canlılıktan eser kalmadığını fark edersiniz...
Gaz pedalının altındaki o alışık olduğunuz gücün aniden kaybolması, filtrenin artık tamamen tıkandığının en net kanıtıdır. Hızlanmak istersiniz ama araba gitmem diye diretir. Hani arkadan birisi aracı geriye doğru çekiyormuş gibi dehşet verici bir his. Motor beyni koruma moduna geçmiştir çoktan, sizi en yakın servise sağ salim ulaştırmak için kendini kısıtlamıştır. Egzoz gazı dışarı rahatça çıkamayınca motor boğulur, sıkışır. Aslında araba size çok açık bir mesaj veriyordur: Beni biraz rahat bırak, nefes alayım.
Egzozdan yükselen o keskin, çiğ yakıt kokusu ve arkada bırakılan hafif siyah duman, yanma odasında işlerin hiç de yolunda gitmediğini gösterir. Normal şartlarda o filtre, tüm o zehirli partikülleri hapsetmek için oradadır. Fakat doluluk oranı sınırı aşınca, sistem dışarıya yakıt püskürterek sıcaklığı artırmaya, yani o kurumu yakmaya çalışır. Başarılı olamazsa ne mi olur? Yakıt kokusu kabinin içine kadar sızar, can sıkar. Belki de son zamanlarda yakıt tüketiminizin neden bu kadar çok arttığını şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur...
Sırf bu lanet olası filtre yüzünden motor yağının seviyesinin kendi kendine yükseldiğini duymuş muydunuz hiç? Kulağa imkansız gibi geliyor ama tam olarak böyle olur. Temizleme döngüsü yarıda kaldıkça, silindirlere gönderilen o fazla dizel yakıtı yanmadan piston segmentlerinin arasından süzülür. Doğruca motor yağı karterine akar. Yağın yapısı bozulur, akışkanlığı gider, motorun ömründen çalar. Belli aralıklarla yağ çubuğunu çekip kontrol etmekte fayda var, seviye maksimum çizgisinin üzerine çıkmışsa alarm zilleri çalıyor demektir.
Arabanın rölantideyken bile kendi kendine yüksek devirde çalışması, o gizli temizlik operasyonunun mutfaktaki kanıtıdır. Normalde 800 devirde sessizce durması gereken motor, bakarsınız 1000 ya da 1200 devire sabitlenmiş. Fanlar deli gibi döner, sanki kaputun altında bir yangın varmış gibi sıcaklık yayılır dışarıya. İşte tam o esnada kontağı kapatırsanız, süreci yarıda kesmiş olursunuz. Yapmayın. Eğer araba o an o yüksek devirde inat ediyorsa, ona biraz zaman tanıyın, bırakın işini bitirsin...
Sorunun büyümesini engellemenin en akıllıca yolu, ayda bir kez olsun o arabayı otobana çıkarıp yüksek devirde yarım saat kadar özgürce koşturmaktır. Üçüncü veya dördüncü viteste, devir saatini 2500-3000 civarında tutarak yapılacak kesintisiz bir sürüş, egzozu o biriken tüm pislikten arındırır. Filtrenin içindeki sıcaklık ancak bu şekilde 600 derecelere ulaşır ve kurumlar küle döner. Şehir hayatının stresi arabaları da vuruyor neticede. Bazen sadece biraz hız, biraz yüksek devir ve boş bir yol...
Gaz pedalının altındaki o alışık olduğunuz gücün aniden kaybolması, filtrenin artık tamamen tıkandığının en net kanıtıdır. Hızlanmak istersiniz ama araba gitmem diye diretir. Hani arkadan birisi aracı geriye doğru çekiyormuş gibi dehşet verici bir his. Motor beyni koruma moduna geçmiştir çoktan, sizi en yakın servise sağ salim ulaştırmak için kendini kısıtlamıştır. Egzoz gazı dışarı rahatça çıkamayınca motor boğulur, sıkışır. Aslında araba size çok açık bir mesaj veriyordur: Beni biraz rahat bırak, nefes alayım.
Egzozdan yükselen o keskin, çiğ yakıt kokusu ve arkada bırakılan hafif siyah duman, yanma odasında işlerin hiç de yolunda gitmediğini gösterir. Normal şartlarda o filtre, tüm o zehirli partikülleri hapsetmek için oradadır. Fakat doluluk oranı sınırı aşınca, sistem dışarıya yakıt püskürterek sıcaklığı artırmaya, yani o kurumu yakmaya çalışır. Başarılı olamazsa ne mi olur? Yakıt kokusu kabinin içine kadar sızar, can sıkar. Belki de son zamanlarda yakıt tüketiminizin neden bu kadar çok arttığını şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur...
Sırf bu lanet olası filtre yüzünden motor yağının seviyesinin kendi kendine yükseldiğini duymuş muydunuz hiç? Kulağa imkansız gibi geliyor ama tam olarak böyle olur. Temizleme döngüsü yarıda kaldıkça, silindirlere gönderilen o fazla dizel yakıtı yanmadan piston segmentlerinin arasından süzülür. Doğruca motor yağı karterine akar. Yağın yapısı bozulur, akışkanlığı gider, motorun ömründen çalar. Belli aralıklarla yağ çubuğunu çekip kontrol etmekte fayda var, seviye maksimum çizgisinin üzerine çıkmışsa alarm zilleri çalıyor demektir.
Arabanın rölantideyken bile kendi kendine yüksek devirde çalışması, o gizli temizlik operasyonunun mutfaktaki kanıtıdır. Normalde 800 devirde sessizce durması gereken motor, bakarsınız 1000 ya da 1200 devire sabitlenmiş. Fanlar deli gibi döner, sanki kaputun altında bir yangın varmış gibi sıcaklık yayılır dışarıya. İşte tam o esnada kontağı kapatırsanız, süreci yarıda kesmiş olursunuz. Yapmayın. Eğer araba o an o yüksek devirde inat ediyorsa, ona biraz zaman tanıyın, bırakın işini bitirsin...
Sorunun büyümesini engellemenin en akıllıca yolu, ayda bir kez olsun o arabayı otobana çıkarıp yüksek devirde yarım saat kadar özgürce koşturmaktır. Üçüncü veya dördüncü viteste, devir saatini 2500-3000 civarında tutarak yapılacak kesintisiz bir sürüş, egzozu o biriken tüm pislikten arındırır. Filtrenin içindeki sıcaklık ancak bu şekilde 600 derecelere ulaşır ve kurumlar küle döner. Şehir hayatının stresi arabaları da vuruyor neticede. Bazen sadece biraz hız, biraz yüksek devir ve boş bir yol...