Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah garaja inip marşa bastığında o tanıdık motor sesini duyarsın ama vites kolu sanki buzdan bir duvara çarpıyormuş gibi yerine oturmaz; işte o an bütün yolculuk hayalin suya düşer ve insan kendi kendine söylenmeye başlar, neden şimdi yani...
Debriyaj pedalına bastığında hissettiğin o garip yumuşaklık ya da tam tersine tahta gibi sertlik aslında şanzımanın sana gönderdiği ilk imdat çağrısıdır, yıllarca sorunsuz çalışan o mekanizma bir sabah neden seni yolda bırakır ki...
Çoğu sürücü bu durumu ya yağa bağlar ya da havaların soğuk olmasına ama işin aslı hiç de öyle masum değildir, sen vitesi her zorladığında senkronizatör dişlileri adeta mini bir savaş verir ve sonuçta o pirinç parçaları pes eder.
Özellikle ikinci vitesten birinci vitese düşerken yaşanan o kemikli ve inadına direnen yapı, Honda kullanıcılarının uzun süredir yakından tanıdığı ama pek de sevmediği o kronik hissi yeniden hatırlatır.
Yağın özelliğini yitirmesi demek dişlilerin birbirini yemesi demektir ki bu da tamir masrafını katlayan en aptalca ihmaldir, şanzıman yağı denilen o koyu sıvı aslında metalin metale küsmesini engelleyen hayati bir kalkan.
Kırmızı ışıkta dururken vitesi boşa alıp debriyajı bıraktığında gelen o hafif hışırtı sesini duyuyorsan bil ki prizdirek bilyası artık emeklilik istiyordur ve sen onu görmezden gelmeye devam edersen bir gün hiç beklenmedik bir yerde yolda kalırsın.
Usta koltuğuna oturup iki kez debriyaj pompaladığında vites pamuk gibi geçiyorsa sorun yüzde doksan hidrolik merkezindedir, yani borulardaki ufak bir hava kabarcığı bütün bu kabusun başrol oyuncusu olabilir.
Kimisi hurda çıkması parçalarla günü kurtarmaya çalışır ama şanzıman dediğin şey yarım yamalak işleri asla affetmez, ya tam yaparsın ya da üç ay sonra aynı dertle yine aynı servisin kapısında dikilirsin.
Belki de sadece vites halatları zamanla esnemiştir ve kolun hareketini şanzımana tam olarak iletemiyordur, basit bir ayar veya hafif bir yağlama bütün bu sinir harbini tek kalemde bitirebilir kim bilir...
Direksiyon başına geçtiğinde aracınla konuşmayı ihmal etme çünkü o makine senin ruh halini anladığı kadar mekanik dilini de sana fısıldar, yeter ki sen o garip sesleri duyduğunda kulağını tıkama ve zamanında müdahale et.
Debriyaj pedalına bastığında hissettiğin o garip yumuşaklık ya da tam tersine tahta gibi sertlik aslında şanzımanın sana gönderdiği ilk imdat çağrısıdır, yıllarca sorunsuz çalışan o mekanizma bir sabah neden seni yolda bırakır ki...
Çoğu sürücü bu durumu ya yağa bağlar ya da havaların soğuk olmasına ama işin aslı hiç de öyle masum değildir, sen vitesi her zorladığında senkronizatör dişlileri adeta mini bir savaş verir ve sonuçta o pirinç parçaları pes eder.
Özellikle ikinci vitesten birinci vitese düşerken yaşanan o kemikli ve inadına direnen yapı, Honda kullanıcılarının uzun süredir yakından tanıdığı ama pek de sevmediği o kronik hissi yeniden hatırlatır.
Yağın özelliğini yitirmesi demek dişlilerin birbirini yemesi demektir ki bu da tamir masrafını katlayan en aptalca ihmaldir, şanzıman yağı denilen o koyu sıvı aslında metalin metale küsmesini engelleyen hayati bir kalkan.
Kırmızı ışıkta dururken vitesi boşa alıp debriyajı bıraktığında gelen o hafif hışırtı sesini duyuyorsan bil ki prizdirek bilyası artık emeklilik istiyordur ve sen onu görmezden gelmeye devam edersen bir gün hiç beklenmedik bir yerde yolda kalırsın.
Usta koltuğuna oturup iki kez debriyaj pompaladığında vites pamuk gibi geçiyorsa sorun yüzde doksan hidrolik merkezindedir, yani borulardaki ufak bir hava kabarcığı bütün bu kabusun başrol oyuncusu olabilir.
Kimisi hurda çıkması parçalarla günü kurtarmaya çalışır ama şanzıman dediğin şey yarım yamalak işleri asla affetmez, ya tam yaparsın ya da üç ay sonra aynı dertle yine aynı servisin kapısında dikilirsin.
Belki de sadece vites halatları zamanla esnemiştir ve kolun hareketini şanzımana tam olarak iletemiyordur, basit bir ayar veya hafif bir yağlama bütün bu sinir harbini tek kalemde bitirebilir kim bilir...
Direksiyon başına geçtiğinde aracınla konuşmayı ihmal etme çünkü o makine senin ruh halini anladığı kadar mekanik dilini de sana fısıldar, yeter ki sen o garip sesleri duyduğunda kulağını tıkama ve zamanında müdahale et.