Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yaz güneşinin ortalığı kavurduğu o öğle saatlerinde arabaya binip kontağı çevirdiğinde motorun homurdanmak yerine derin bir sessizliğe gömülmesi ne kadar sinir bozucudur bilirsin.
Ağır metal yığınları bazen doğanın bu acımasız sıcaklığına dayanamaz ve özellikle kaputun altındaki o küçük ama kritik parça tam da bu yüzden görevini yapmayı reddeder.
Marş motorunun içindeki solenoid, yani o elektrik akımını iletip dişliyi kavratan minik mıknatıs, termal genleşme kurbanı olur ve akımdan gelen gücü bir türlü hedefe ulaştıramaz.
Gösterge panelindeki lambalar pırıl pırıl yanarken, aküden yana hiçbir şüphen yokken motorun tık bile dememesi insanı deli etmeye yeter de artar bile.
Güneşin altında kavrulan araçlarda, marş selenoidine iletilen o zayıf akım, aşırı ısınan kablolarda dirençle karşılaşınca ortada fol yok yumurta yokken yolda kalmış olursun.
Aslında bu durum sadece senin başına gelmiyor, özellikle belirli yaş almış Honda modelleri sıcak havalarda bu kaprisleri yapmayı adeta bir gelenek haline getirdi.
Peki ne yapmalı şimdi, her kavurucu günde kaputu açıp motorun soğumasını mı bekleyeceksin yoksa bu işin kökten bir çözümü var mı...
Usta ellerin marş kömürlerini ve selenoidi yenilemesi, o sıcak günlerde yaşadığın marş kabusunu tarihe gömmek için fazlasıyla yeterli bir adımdır.
Bazen marş motorunun etrafına çekilen ufak bir ısı kalkanı bile o zavallı parçayı yaz sıcağının yıkıcı etkisinden korumaya yeter artar.
Kontak anahtarını çevirdiğin o anki o tanıdık sessizlik seni korkutmasın, çünkü bu sadece arabanın sana "bugün hava çok sıcak, biraz nefes alayım" deme biçimidir.
Ağır metal yığınları bazen doğanın bu acımasız sıcaklığına dayanamaz ve özellikle kaputun altındaki o küçük ama kritik parça tam da bu yüzden görevini yapmayı reddeder.
Marş motorunun içindeki solenoid, yani o elektrik akımını iletip dişliyi kavratan minik mıknatıs, termal genleşme kurbanı olur ve akımdan gelen gücü bir türlü hedefe ulaştıramaz.
Gösterge panelindeki lambalar pırıl pırıl yanarken, aküden yana hiçbir şüphen yokken motorun tık bile dememesi insanı deli etmeye yeter de artar bile.
Güneşin altında kavrulan araçlarda, marş selenoidine iletilen o zayıf akım, aşırı ısınan kablolarda dirençle karşılaşınca ortada fol yok yumurta yokken yolda kalmış olursun.
Aslında bu durum sadece senin başına gelmiyor, özellikle belirli yaş almış Honda modelleri sıcak havalarda bu kaprisleri yapmayı adeta bir gelenek haline getirdi.
Peki ne yapmalı şimdi, her kavurucu günde kaputu açıp motorun soğumasını mı bekleyeceksin yoksa bu işin kökten bir çözümü var mı...
Usta ellerin marş kömürlerini ve selenoidi yenilemesi, o sıcak günlerde yaşadığın marş kabusunu tarihe gömmek için fazlasıyla yeterli bir adımdır.
Bazen marş motorunun etrafına çekilen ufak bir ısı kalkanı bile o zavallı parçayı yaz sıcağının yıkıcı etkisinden korumaya yeter artar.
Kontak anahtarını çevirdiğin o anki o tanıdık sessizlik seni korkutmasın, çünkü bu sadece arabanın sana "bugün hava çok sıcak, biraz nefes alayım" deme biçimidir.