Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Dizel Honda’nın kaputunun altında yanan o turuncu ikaz ışığı, aslında uzun süredir sana sessizce fısıldadıklarının nihai çığlığıdır. Şehir içinde yapılan o kısa mesafeli kısa geziler, bu motorların doğasına tamamen aykırı; kimse bunu buralarda açıkça söylemiyor tabii... Egzoz gazını temizlemekle görevli o petekli parça, kurumla dolup taştığında sensörler hemen alarm durumuna geçer. Sabit devirde uzun yola çıkıp o motoru biraz bağırtmak varken, sürekli trafikte dur-kalk yapmak bu tıkanıklığı kaçınılmaz kılıyor.
Rejenerasyon denen o gizemli kendi kendine temizlik döngüsü, her sürücünün mutlaka bilmesi gereken hayati bir detaydır. Yol boşaldığında gaz pedalına biraz daha kararlı basıp motor sıcaklığını ideal seviyeye sabitlemediğin sürece, o filtre kendi kendini asla temizleyemez. Zaten gösterge panelindeki o lamba yandığı an, aracın sana "Beni biraz serbest bırak" diye yalvardığını fark etmelisin. Servise koşturmadan önce otobana çıkıp yüksek devirde yirmi dakika devir çevirmek çoğu zaman mucizeler yaratır.
Peki kalitesiz yakıt kullanımının bu hassas sistemi ne kadar çabuk mahvettiğini hiç düşündün mü? Pompacıdan aldığın ucuz mazotun içindeki tortular, yanma odasından geçip o daracık filtre gözeneklerini kısa sürede sıvar. Yazık değil mi o mühendislik harikası dizel ünitelere? Filtre tamamen tıkandığında motor kendini korumaya alıp gücü kısıtlar; işte o aşamadan sonra işin rengi tamamen değişir ve maliyetler katlanır.
Temizlik işe yaramadığında ustaların ellerine düşmek kaçınılmaz bir son ama bazen kimyasal yıkamalar da iş görür. Partikül filtresini söküp özel solüsyonlarla eski haline getirmek mümkündür, yeter ki içindeki seramik petekler eriyip gitmemiş olsun. Erken mücadelenin ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu tecrübe etmeden anlamak maalesef pek mümkün değil... Dizel araba biniciliği sabır ister, bakımlarını asla ihmale gelmez.
Rejenerasyon denen o gizemli kendi kendine temizlik döngüsü, her sürücünün mutlaka bilmesi gereken hayati bir detaydır. Yol boşaldığında gaz pedalına biraz daha kararlı basıp motor sıcaklığını ideal seviyeye sabitlemediğin sürece, o filtre kendi kendini asla temizleyemez. Zaten gösterge panelindeki o lamba yandığı an, aracın sana "Beni biraz serbest bırak" diye yalvardığını fark etmelisin. Servise koşturmadan önce otobana çıkıp yüksek devirde yirmi dakika devir çevirmek çoğu zaman mucizeler yaratır.
Peki kalitesiz yakıt kullanımının bu hassas sistemi ne kadar çabuk mahvettiğini hiç düşündün mü? Pompacıdan aldığın ucuz mazotun içindeki tortular, yanma odasından geçip o daracık filtre gözeneklerini kısa sürede sıvar. Yazık değil mi o mühendislik harikası dizel ünitelere? Filtre tamamen tıkandığında motor kendini korumaya alıp gücü kısıtlar; işte o aşamadan sonra işin rengi tamamen değişir ve maliyetler katlanır.
Temizlik işe yaramadığında ustaların ellerine düşmek kaçınılmaz bir son ama bazen kimyasal yıkamalar da iş görür. Partikül filtresini söküp özel solüsyonlarla eski haline getirmek mümkündür, yeter ki içindeki seramik petekler eriyip gitmemiş olsun. Erken mücadelenin ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu tecrübe etmeden anlamak maalesef pek mümkün değil... Dizel araba biniciliği sabır ister, bakımlarını asla ihmale gelmez.