Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kilometre sayacındaki o rakamlar yavaş yavaş yükselirken motorun içindeki metal parçalar da sessizce aşınıyor... Kimisi zamanı gelince sanayinin yolunu tutar kimisi de motor lambası yanana kadar bekler durur. Aslında her şey fabrika çıkışlı o küçük kitapçıkta gizli ama kim okur ki o kılavuzları.
Yağ değişimi denince akla sadece siyah sıvının akıtılıp yenisinin konulması gelmesin sakın. O motorun kalbindeki kanın tazelenmesi gibidir resmen. On bin kilometre bir devirdir motor için yani tam nefes alıp verme döngüsü... Filtreler tıkanırsa demir yığını boğulmaya başlar yollarda.
Fren balataları inceldikçe o metalik çığlık kulakları tırmalar... Durabilmek gidebilmekten çok daha hayati çünkü. Disklerin ömrü bittiyse ne kadar lüks araca biner binin duramazsınız o an. Güvenlik dediğimiz şey birkaç milimetrelik balata kalınlığına bakar alt tarafı.
Buji dediğin küçük ama işlevi devasa bir parça... Ateşleme düzgün olmazsa yakıt çiğ kalır egzozdan atılır, yazık değil mi o paralara. Her otuz bin kilometrede bir göz atılmalı o tırnaklara. Motor teklemeye başladıysa geç kalmışsınız demektir zaten.
Triger kayışı koparsa vay ki ne vay... Subaplar eğilir motor aniden susar otoyolun ortasında. Kilometresi dolmasa bile zamanla kauçuk kurur çatlar sessizce. Değişim masrafından kaçayım derken bütün motoru ele almak da var işin ucunda.
Lastik havaları bile aracın karakterini değiştirir bir anda... Yazlık kışlık değişimi derken rot ayarları da bozulur genelde. Direksiyon sağa sola çekiyorsa ön takımdan ses geliyor demektir hafiften. Bakım sadece motordan ibaret değil ki, yürüyen aksam da ruh ister.
Hava filtresi nefes borusudur arabanın... Şehir içindeki o toz bulutu tıkar petekleri zamanla. Çekişten düşer motor, yakıt ibresi de hızla aşağı kaymaya başlar. Değiştirmesi üç dakika sürmez ama faydası dağlar kadardır inanın.
Yıllık bakım masrafı gözünüzü korkutmasın sakın... Sonradan çıkacak büyük arızaların yanında tatlı bir badem şekeridir o harcama. Düzenli bakan sahibiyle dost olur bu japon makineleri. Yolda bırakmaz insanı dağ başlarında, yeter ki zamanında kulak verin fısıltılarına.
Yağ değişimi denince akla sadece siyah sıvının akıtılıp yenisinin konulması gelmesin sakın. O motorun kalbindeki kanın tazelenmesi gibidir resmen. On bin kilometre bir devirdir motor için yani tam nefes alıp verme döngüsü... Filtreler tıkanırsa demir yığını boğulmaya başlar yollarda.
Fren balataları inceldikçe o metalik çığlık kulakları tırmalar... Durabilmek gidebilmekten çok daha hayati çünkü. Disklerin ömrü bittiyse ne kadar lüks araca biner binin duramazsınız o an. Güvenlik dediğimiz şey birkaç milimetrelik balata kalınlığına bakar alt tarafı.
Buji dediğin küçük ama işlevi devasa bir parça... Ateşleme düzgün olmazsa yakıt çiğ kalır egzozdan atılır, yazık değil mi o paralara. Her otuz bin kilometrede bir göz atılmalı o tırnaklara. Motor teklemeye başladıysa geç kalmışsınız demektir zaten.
Triger kayışı koparsa vay ki ne vay... Subaplar eğilir motor aniden susar otoyolun ortasında. Kilometresi dolmasa bile zamanla kauçuk kurur çatlar sessizce. Değişim masrafından kaçayım derken bütün motoru ele almak da var işin ucunda.
Lastik havaları bile aracın karakterini değiştirir bir anda... Yazlık kışlık değişimi derken rot ayarları da bozulur genelde. Direksiyon sağa sola çekiyorsa ön takımdan ses geliyor demektir hafiften. Bakım sadece motordan ibaret değil ki, yürüyen aksam da ruh ister.
Hava filtresi nefes borusudur arabanın... Şehir içindeki o toz bulutu tıkar petekleri zamanla. Çekişten düşer motor, yakıt ibresi de hızla aşağı kaymaya başlar. Değiştirmesi üç dakika sürmez ama faydası dağlar kadardır inanın.
Yıllık bakım masrafı gözünüzü korkutmasın sakın... Sonradan çıkacak büyük arızaların yanında tatlı bir badem şekeridir o harcama. Düzenli bakan sahibiyle dost olur bu japon makineleri. Yolda bırakmaz insanı dağ başlarında, yeter ki zamanında kulak verin fısıltılarına.