Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor bloğunun yanma odasına çekilen her 1000 litre havanın yaklaşık 15-20 gram kadar toz ve mikron ölçeğinde partikül içermesi, havanın silindirlere ulaşmadan önce neden süzülmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Zira 5 ila 10 mikron büyüklüğündeki silis tanecikleri, emme manifoldunu geçip silindir çeperine ulaştığında adeta zımpara kağıdı etkisi yaratıyor... Piston segmanlarının aşınması, kompresyon kaybı, derken o fark edilmeyen ufak tozlar motorun ömründen çalıyor işte. Selüloz esaslı veya sentetik dokumasız kumaştan üretilen o kıvrımlı filtre panelleri, tam da bu mikroskobik felaketi önlemek için orada duruyor.
Şehir içi dur-kalk trafiğinde, hele bir de şantiye alanlarına yakın veya tozlu yollarda sürüyorsanız, üreticinin "15.000 kilometrede bir değiştirin" tavsiyesi kağıt üzerinde kalabilir. Mikron mertebesindeki selüloz lifleri tıkandıkça, motor havayı çekmek için daha fazla vakum gücü harcamaya başlar, bu da o emiş direncini artırır. Bazen hava debimetresi (MAF sensörü) motor beynine hatalı sinyal gönderir; sensör yanılınca yakıt-hava karışımının dengesi de şaşar tabii... Haliyle depo normalden çok daha hızlı boşalmaya başlar, gaz pedalı da o eski canlılığını yitirir.
Kaputu kaldırıp filtre kutusunun klipslerini açtığınızda karşılaştığınız o koyu gri, kurumuş çamur benzeri katman aslında size çok şey anlatır. Işığa doğru tuttuğunuzda gözeneklerin arasından sızan bir gün ışığı göremiyorsanız, o eleman ömrünü doldurmuş demektir. Bazıları tutar o birikmiş tozu basınçlı havayla üflemeye çalışır, yapmayın; hava basıncı liflerin mikro yapısını bozup delik açar, sonra da mühendislerin engellemeye çalıştığı o iri tanecikler dosdoğru yanma odasına... Yani temizlemek yerine koruyucu dokuyu tamamen tahrip etmiş olursunuz.
Peki yakıt tüketimindeki o ufak artış sadece filtreye mi bağlı, yoksa buji ve enjektörler de işin içinde mi? Karışım zenginleştikçe egzozdan çıkan siyah duman, yanmamış hidrokarbonların dışarı fırladığının en bariz kanıtıdır. Yanma verimi düştükçe motordaki tork eğrisi aşağı çekilir; araç yokuş çıkarken boğulur, tepkileri gecikir... Hatta o tıkalı filtrenin yarattığı yüksek emiş vakumu, zamanla filtre haznesinin contalarından içeri kontrolsüz, süzülmemiş hava girmesine bile yol açabilir.
Basit bir poliüretan conta ve piledi selüloz kağıttan ibaret görünen bu parçayı periyodik bakımlarda değiştirmek, ileride açılacak binlerce liralık rektifiye masrafının önüne geçer. Mevsim geçişlerinde, özellikle polenlerin ve tozun tavan yaptığı bahar aylarından sonra kutunun içini ıslak bir bezle silip yeni elemanı yerine tam oturtmak gerekir. Kauçuk kenarların yuvaya sıfıra sıfır basması şart, yoksa yanlardan sızan o süzülmemiş hava doğrudan silindirlere yürür... Küçük bir ihmal, uzun vadede koca bir motor bloğunun sonunu hazırlayabilir.
Şehir içi dur-kalk trafiğinde, hele bir de şantiye alanlarına yakın veya tozlu yollarda sürüyorsanız, üreticinin "15.000 kilometrede bir değiştirin" tavsiyesi kağıt üzerinde kalabilir. Mikron mertebesindeki selüloz lifleri tıkandıkça, motor havayı çekmek için daha fazla vakum gücü harcamaya başlar, bu da o emiş direncini artırır. Bazen hava debimetresi (MAF sensörü) motor beynine hatalı sinyal gönderir; sensör yanılınca yakıt-hava karışımının dengesi de şaşar tabii... Haliyle depo normalden çok daha hızlı boşalmaya başlar, gaz pedalı da o eski canlılığını yitirir.
Kaputu kaldırıp filtre kutusunun klipslerini açtığınızda karşılaştığınız o koyu gri, kurumuş çamur benzeri katman aslında size çok şey anlatır. Işığa doğru tuttuğunuzda gözeneklerin arasından sızan bir gün ışığı göremiyorsanız, o eleman ömrünü doldurmuş demektir. Bazıları tutar o birikmiş tozu basınçlı havayla üflemeye çalışır, yapmayın; hava basıncı liflerin mikro yapısını bozup delik açar, sonra da mühendislerin engellemeye çalıştığı o iri tanecikler dosdoğru yanma odasına... Yani temizlemek yerine koruyucu dokuyu tamamen tahrip etmiş olursunuz.
Peki yakıt tüketimindeki o ufak artış sadece filtreye mi bağlı, yoksa buji ve enjektörler de işin içinde mi? Karışım zenginleştikçe egzozdan çıkan siyah duman, yanmamış hidrokarbonların dışarı fırladığının en bariz kanıtıdır. Yanma verimi düştükçe motordaki tork eğrisi aşağı çekilir; araç yokuş çıkarken boğulur, tepkileri gecikir... Hatta o tıkalı filtrenin yarattığı yüksek emiş vakumu, zamanla filtre haznesinin contalarından içeri kontrolsüz, süzülmemiş hava girmesine bile yol açabilir.
Basit bir poliüretan conta ve piledi selüloz kağıttan ibaret görünen bu parçayı periyodik bakımlarda değiştirmek, ileride açılacak binlerce liralık rektifiye masrafının önüne geçer. Mevsim geçişlerinde, özellikle polenlerin ve tozun tavan yaptığı bahar aylarından sonra kutunun içini ıslak bir bezle silip yeni elemanı yerine tam oturtmak gerekir. Kauçuk kenarların yuvaya sıfıra sıfır basması şart, yoksa yanlardan sızan o süzülmemiş hava doğrudan silindirlere yürür... Küçük bir ihmal, uzun vadede koca bir motor bloğunun sonunu hazırlayabilir.