Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabahın köründe işe yetişme telaşıyla direksiyon başına geçtiğinizde, o tanıdık metalik dirençle karşılaşmak insanın canını fazlasıyla sıkabiliyor. Eliniz vites topuzuna gidiyor, geriye doğru hamle yapıyorsunuz ama nafile; sanki orada gizli bir duvar var. Debriyaja sonuna kadar bastığınızdan emin olsanız bile dişlilerin o meşhur sürtünme sesi kulaklarınızı tırmalıyor. Aslında modern şanzımanlar oldukça dayanıklı dişli kombinasyonlarından oluşur fakat geri vitesin diğer ileri vitesler gibi yumuşak geçiş sağlayan bir senkronize mekanizması çoğu araçta bulunmaz. Yani siz arabayı geriye takmaya çalıştığınızda, duran bir dişliyi dönen başka bir mekanizmayla öpüştürmeye çalışıyorsunuzdur. Haliyle en ufak bir ayarsızlık, basınç kaybı ya da yağ azalması bu iki metal parçanın birbirini reddetmesine yol açıyor.
Sorunun kaynağını uzakta aramadan önce ayaklarımızın altına, yani o emektar debriyaj pedalına biraz yakından bakmak gerekiyor galiba. Hidrolik sistemle çalışan debriyajlarda zamanla hidrolik sıvısının ömrünü tamamlaması veya sisteme hava kaçması, pedalın altındaki merkez pompasının görevini tam yapamamasına neden olur. Siz pedala bastığınızı sanırsınız, pedal dibe kadar iner ama gelgelelim baskı balata volandan tam olarak ayrılmaz. Ayırma işlemi yarım kaldığı için de şanzıman içindeki miller dönmeye devam eder ve geri vites dişlisi o sert direnç duvarını örüverir önünüze. Bazen sadece paspasın pedalın altına sıkışması bile bu milimetrik payı yok etmeye yeter... Basit bir detay gibi görünse de sürücülerin yarısı sırf bu yüzden şanzıman indirmeyi düşünüyor.
Şanzıman yağı dediğimiz o özel sıvı, kutunun içindeki sıcaklığı ve sürtünmeyi minimumda tutan gizli bir kahramandır aslında. Yıllar geçtikçe, kilometreler devrildikçe bu yağ özelliğini kaybeder, incelir veya tam tersi çamur gibi kalınlaşarak işlevsiz hale gelir. Yağ eksildiğinde ya da kalitesi düştüğünde, vites hilalleri ve mekanik kollar dişlileri rahatça hareket ettiremez hale gelir. Özellikle soğuk kış sabahlarında arabanın ilk çalıştırıldığı anlarda viteslerin kemikli gelmesi, geçmekte direnmesi tamamen bu sıvının akışkanlık fiziğiyle ilgilidir. Şanzıman yağını düzenli kontrol ettirmek, ömrünü uzatmak vizyoner bir sürücünün en büyük alametifarikalarından biridir herhalde.
Peki, o an yolda kaldığımızda veya otoparktan çıkamadığımızda anlık olarak ne yapabiliriz, nasıl bir yol izleyebiliriz? İnternette çokça dönen "zorla, elbet geçer" mantığı sadece dişli kutusunu elinize almanıza yarar, başka bir işe yaramaz. Böyle bir durumda vitesi hemen boşa alıp, ayağınızı debriyajdan çekip tekrar basmayı denemek şanzıman içindeki millerin hizalanmasını sağlayabilir. Ya da aracı hafifçe birinci vitese takıp yarım debriyajla bir santim ileri oynatmak, dişlilerin açısını tamamen değiştirerek geri vitesin yolunu tereyağından kıl çeker gibi açabilir bazen. Mekaniğe hükmetmek kas gücüyle değil, onun dilinden anlamakla, onun ritmine ayak uydurmakla mümkün oluyor.
Vites kollarının şanzımana bağlandığı noktadaki o küçük mafsallar, burçlar ve teller de zamanla aşınarak boşluk yapmaya oldukça müsaittir. Siz içeride vites topuzunu geriye doğru ittiğinizi düşünürken, aşınan o plastik burçlar yüzünden alttaki mekanizma aslında tam hedefine ulaşamıyor olabilir. Yani aslında şanzımanınız sapasağlamdır da, yukarıdaki komut aşağıya eksik veya hatalı iletiliyordur. Bir ustanın lifte kaldırıp arabanın altına bakması, vites mekanizmasındaki o küçük gevşekliği sıkılaştırması sorunu kökten çözebilir. Büyük masraflardan korkup sanayinin yolunu gözünüzde büyütmeden önce, bu tarz ufak bağlantı elemanlarının kontrolünü yaptırmak her zaman en mantıklı ilk adımdır.
Sorunun kaynağını uzakta aramadan önce ayaklarımızın altına, yani o emektar debriyaj pedalına biraz yakından bakmak gerekiyor galiba. Hidrolik sistemle çalışan debriyajlarda zamanla hidrolik sıvısının ömrünü tamamlaması veya sisteme hava kaçması, pedalın altındaki merkez pompasının görevini tam yapamamasına neden olur. Siz pedala bastığınızı sanırsınız, pedal dibe kadar iner ama gelgelelim baskı balata volandan tam olarak ayrılmaz. Ayırma işlemi yarım kaldığı için de şanzıman içindeki miller dönmeye devam eder ve geri vites dişlisi o sert direnç duvarını örüverir önünüze. Bazen sadece paspasın pedalın altına sıkışması bile bu milimetrik payı yok etmeye yeter... Basit bir detay gibi görünse de sürücülerin yarısı sırf bu yüzden şanzıman indirmeyi düşünüyor.
Şanzıman yağı dediğimiz o özel sıvı, kutunun içindeki sıcaklığı ve sürtünmeyi minimumda tutan gizli bir kahramandır aslında. Yıllar geçtikçe, kilometreler devrildikçe bu yağ özelliğini kaybeder, incelir veya tam tersi çamur gibi kalınlaşarak işlevsiz hale gelir. Yağ eksildiğinde ya da kalitesi düştüğünde, vites hilalleri ve mekanik kollar dişlileri rahatça hareket ettiremez hale gelir. Özellikle soğuk kış sabahlarında arabanın ilk çalıştırıldığı anlarda viteslerin kemikli gelmesi, geçmekte direnmesi tamamen bu sıvının akışkanlık fiziğiyle ilgilidir. Şanzıman yağını düzenli kontrol ettirmek, ömrünü uzatmak vizyoner bir sürücünün en büyük alametifarikalarından biridir herhalde.
Peki, o an yolda kaldığımızda veya otoparktan çıkamadığımızda anlık olarak ne yapabiliriz, nasıl bir yol izleyebiliriz? İnternette çokça dönen "zorla, elbet geçer" mantığı sadece dişli kutusunu elinize almanıza yarar, başka bir işe yaramaz. Böyle bir durumda vitesi hemen boşa alıp, ayağınızı debriyajdan çekip tekrar basmayı denemek şanzıman içindeki millerin hizalanmasını sağlayabilir. Ya da aracı hafifçe birinci vitese takıp yarım debriyajla bir santim ileri oynatmak, dişlilerin açısını tamamen değiştirerek geri vitesin yolunu tereyağından kıl çeker gibi açabilir bazen. Mekaniğe hükmetmek kas gücüyle değil, onun dilinden anlamakla, onun ritmine ayak uydurmakla mümkün oluyor.
Vites kollarının şanzımana bağlandığı noktadaki o küçük mafsallar, burçlar ve teller de zamanla aşınarak boşluk yapmaya oldukça müsaittir. Siz içeride vites topuzunu geriye doğru ittiğinizi düşünürken, aşınan o plastik burçlar yüzünden alttaki mekanizma aslında tam hedefine ulaşamıyor olabilir. Yani aslında şanzımanınız sapasağlamdır da, yukarıdaki komut aşağıya eksik veya hatalı iletiliyordur. Bir ustanın lifte kaldırıp arabanın altına bakması, vites mekanizmasındaki o küçük gevşekliği sıkılaştırması sorunu kökten çözebilir. Büyük masraflardan korkup sanayinin yolunu gözünüzde büyütmeden önce, bu tarz ufak bağlantı elemanlarının kontrolünü yaptırmak her zaman en mantıklı ilk adımdır.