Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya baktığında çenendeki o inatçı tüyler canını sıkıyor değil mi? Cımbızı elinden düşüremez oldun, biliyorum. Hani ergenlik bitti gitti dersin ama o sivilceler bir türlü yüzünü terk etmez... İşte bu durum, vücudunun içeride bir yerlerde hormonal bir savaş verdiğinin en net kanıtı aslında.
Regl takvimini açıp baktığında yine o upuzun, belirsiz boşlukları görüyorsun. Geçen ay gelmedi, bu ay da ses seda yok, önümüzdeki ay ne olacağı tamamen meçhul. Bazen de tam tersi olur, günlerce bitmek bilmeyen o yoğun kanamalarla boğuşursun. Yumurtalıkların düzenli çalışmadığında, vücudun o alışık olduğu ritmi tamamen kaybediyor.
Sabahları yataktan kalkarken sanki üzerine tonlarca yük binmiş gibi hissetmeni neye bağlayacağız peki? Diyet yapıyorsun, yediklerine dikkat ediyorsun, vallahi billahi su içsen yarıyor sanki. Kilo vermek bir işkenceye dönüşüyor, o göbek çevresindeki inatçı yağlar ise yerinden milim kıpırdamıyor. İnsülin direnci arkadan sinsice iş çevirirken, tatlı krizleriyle baş etmek gerçekten devasa bir irade istiyor.
Saç fırçana her baktığında moralinin sıfırlanması da cabası... Tepeden başlayan o gözle görülür seyrelme, banyodaki o dökülen tutamlar insanı gerçekten çileden çıkarıyor. Erkek tipi dökülme diyorlar buna tıp dilinde, ama senin ruhunda yarattığı his tam bir hayal kırıklığı.
Bazen de hiç sebep yokken aniden bulutlar çöküyor sanki üzerine. Bir an gülüp eğlenirken, beş dakika sonra içini kaplayan o anlamsız huzursuzluk, o ani parlama anları... Hormonlar o kadar keskin dalgalanıyor ki, duygularını kontrol etmekte zorlanman inan çok normal, kendini suçlamayı acilen bırakmalısın.
Yumurtalıklarında ultrasonda inci gibi dizilmiş o minik kistler var ya... Aslında onlar kist bile değil, tam olgunlaşamamış yumurta kesecikleri. Eğer bu belirtilerden birkaçı uzun süredir hayatını zindana çeviriyorsa, hiç ertelemeden iyi bir jinekoloğun kapısını çalmanın vakti gelmiş demektir.
Regl takvimini açıp baktığında yine o upuzun, belirsiz boşlukları görüyorsun. Geçen ay gelmedi, bu ay da ses seda yok, önümüzdeki ay ne olacağı tamamen meçhul. Bazen de tam tersi olur, günlerce bitmek bilmeyen o yoğun kanamalarla boğuşursun. Yumurtalıkların düzenli çalışmadığında, vücudun o alışık olduğu ritmi tamamen kaybediyor.
Sabahları yataktan kalkarken sanki üzerine tonlarca yük binmiş gibi hissetmeni neye bağlayacağız peki? Diyet yapıyorsun, yediklerine dikkat ediyorsun, vallahi billahi su içsen yarıyor sanki. Kilo vermek bir işkenceye dönüşüyor, o göbek çevresindeki inatçı yağlar ise yerinden milim kıpırdamıyor. İnsülin direnci arkadan sinsice iş çevirirken, tatlı krizleriyle baş etmek gerçekten devasa bir irade istiyor.
Saç fırçana her baktığında moralinin sıfırlanması da cabası... Tepeden başlayan o gözle görülür seyrelme, banyodaki o dökülen tutamlar insanı gerçekten çileden çıkarıyor. Erkek tipi dökülme diyorlar buna tıp dilinde, ama senin ruhunda yarattığı his tam bir hayal kırıklığı.
Bazen de hiç sebep yokken aniden bulutlar çöküyor sanki üzerine. Bir an gülüp eğlenirken, beş dakika sonra içini kaplayan o anlamsız huzursuzluk, o ani parlama anları... Hormonlar o kadar keskin dalgalanıyor ki, duygularını kontrol etmekte zorlanman inan çok normal, kendini suçlamayı acilen bırakmalısın.
Yumurtalıklarında ultrasonda inci gibi dizilmiş o minik kistler var ya... Aslında onlar kist bile değil, tam olgunlaşamamış yumurta kesecikleri. Eğer bu belirtilerden birkaçı uzun süredir hayatını zindana çeviriyorsa, hiç ertelemeden iyi bir jinekoloğun kapısını çalmanın vakti gelmiş demektir.