Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun başındayken hayatınızla kumar oynadığınızı fark etmezsiniz bile. Ayağınızın altındaki o yumuşak pedal, zamanla hissiz bir odun parçasına dönüştüyse tehlike çanları çalıyor demektir. Çoğu sürücü balatanın bittiğini ses çıkarınca anlar ama sertleşen balata sessiz bir katildir. Diske basarsınız, tutuyormuş gibi yapar, araba durmaz...
Fren balatasının taş gibi sertleşmesi, malzemenin kimyasal olarak can çekişmesidir. Sürekli yüksek ısıya maruz kalan o balata yüzeyi cam gibi parlamaya başladığında artık sürtünme üretemezsiniz. Isınan metal soğur, sertleşir ve nihayetinde o eski kavrama kabiliyetini tamamen kaybeder. Durmak için daha fazla güce ihtiyacınız olur çünkü malzeme artık görevini yapmıyordur.
Neden bastığınız halde o araba hala ileri doğru akıp gidiyor? Cevap basit; sertleşen yüzey diski ısırmak yerine onun üzerinde adeta paten kayıyor. Durma mesafesinin iki katına çıkması demek, önünüzdeki araçla aranızdaki o güvenli mesafenin bir anda yok olması demektir. Ya duramazsanız?
Kendinizi kandırmayın, "biraz daha idare eder" dediğiniz o balata şu an diskinizi de yiyip bitiriyor. Sertleşen malzeme, kendinden daha yumuşak olan fren diskine derin oluklar açar, onu çizer ve kullanılmaz hale getirir. Yani bugün üç kuruştan kaçarken yarın hem balata hem disk değiştirmek zorunda kalacaksınız. Cebinizden çıkacak parayı geçtim, o bozulan disklerin yaratacağı balans ve titreme sürüş keyfinizi tamamen sıfırlayacak.
Pedala bastığınızda ayağınıza vuran o sert, hissiz tepki aslında arabanın size çığlığıdır. Eğer frene uyguladığınız kuvvetin karşılığını alamıyorsanız, hidrolik sistemini veya balatanın niteliğini sorgulamanın vakti çoktan gelmiştir. Bazen sadece kalitesiz malzeme seçimi, bazen de sürekli yarım frenle dik yokuşlar inmek bu sonucu doğurur. Doğru zamanda doğru tepkiyi vermeyen bir fren sistemi, altınızda yürüyen bir saatli bombadan farksızdır.
Hemen yarın bir servise gidip o sertleşmiş balataları çöpe attırın. Güvenlik, ertelemeye ya da cimriliğe gelecek bir lüks değildir. Ucuz ve kalitesiz yan sanayi ürünlerinden uzak durun, sürüş tarzınızı gözden geçirin... Unutmayın, yolda sizi hayatta tutan tek şey o birkaç santimetrelik sürtünme yüzeyidir.
Fren balatasının taş gibi sertleşmesi, malzemenin kimyasal olarak can çekişmesidir. Sürekli yüksek ısıya maruz kalan o balata yüzeyi cam gibi parlamaya başladığında artık sürtünme üretemezsiniz. Isınan metal soğur, sertleşir ve nihayetinde o eski kavrama kabiliyetini tamamen kaybeder. Durmak için daha fazla güce ihtiyacınız olur çünkü malzeme artık görevini yapmıyordur.
Neden bastığınız halde o araba hala ileri doğru akıp gidiyor? Cevap basit; sertleşen yüzey diski ısırmak yerine onun üzerinde adeta paten kayıyor. Durma mesafesinin iki katına çıkması demek, önünüzdeki araçla aranızdaki o güvenli mesafenin bir anda yok olması demektir. Ya duramazsanız?
Kendinizi kandırmayın, "biraz daha idare eder" dediğiniz o balata şu an diskinizi de yiyip bitiriyor. Sertleşen malzeme, kendinden daha yumuşak olan fren diskine derin oluklar açar, onu çizer ve kullanılmaz hale getirir. Yani bugün üç kuruştan kaçarken yarın hem balata hem disk değiştirmek zorunda kalacaksınız. Cebinizden çıkacak parayı geçtim, o bozulan disklerin yaratacağı balans ve titreme sürüş keyfinizi tamamen sıfırlayacak.
Pedala bastığınızda ayağınıza vuran o sert, hissiz tepki aslında arabanın size çığlığıdır. Eğer frene uyguladığınız kuvvetin karşılığını alamıyorsanız, hidrolik sistemini veya balatanın niteliğini sorgulamanın vakti çoktan gelmiştir. Bazen sadece kalitesiz malzeme seçimi, bazen de sürekli yarım frenle dik yokuşlar inmek bu sonucu doğurur. Doğru zamanda doğru tepkiyi vermeyen bir fren sistemi, altınızda yürüyen bir saatli bombadan farksızdır.
Hemen yarın bir servise gidip o sertleşmiş balataları çöpe attırın. Güvenlik, ertelemeye ya da cimriliğe gelecek bir lüks değildir. Ucuz ve kalitesiz yan sanayi ürünlerinden uzak durun, sürüş tarzınızı gözden geçirin... Unutmayın, yolda sizi hayatta tutan tek şey o birkaç santimetrelik sürtünme yüzeyidir.