Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yokuş aşağı inerken ayağını o pedalın üstünden bir an olsun çekmiyorsun değil mi, işte balataların o an içten içe eriyor... Aslında durmak denilen o basit fizik kuralı, tamamen kinetik enerjinin ısıya dönüşme macerasından ibaret. Sen her frene bastığında, o demir yığını binlerce dereceye varan sürtünmeyle yüzleşiyor.
Erken kalkıp erken yol alan biri misin yoksa trafikte sürekli bir acele hali mi var? Ani frenler balatanın canına okur, bunu zaten biliyorsun ama yine de yapıyorsun... Oysa ayak basıncını yola göre ayarlasan, kırmızı ışığı uzaktan görüp gazdan ayağını vaktinde çeksen balata ömrü neredeyse iki katına çıkacak.
Bagajdaki o gereksiz ağırlıklar var ya, işte onlar sadece yakıt tüketmiyor... Durma mesafesini uzatarak her fren anında balatalara binen yükü katbekat artırıyor, farkında bile değilsin. Arabanın yükü ne kadar hafifse, duruşlar o kadar yumuşak ve balata dostu olur; bunu hiç düşündün mü?
Kalitesiz bir balata taktırdığında ucuz yırttığını sanıyorsun ama aslında kendi elinle fren sisteminin ömrünü yarı yarıya kısaltıyorsun... Sert bileşenli yan sanayi ürünler diski yer bitirir, orijinal ya da yumuşak organik balatalar ise hem seni güvende tutar hem de bütçeni korur.
Şehir içi dur-kalk trafiğinde sol ayağın debriyajda sağ ayağın sürekli frende mi bekliyor? Bu küçük refleks hatası balataların disk üzerindeki sürtünme süresini uzatır, balata sürekli ısınır ve camlaşma dediğimiz o lanet durum ortaya çıkar.
Yılda bir kez servise gidip o hidrolik sıvısını kontrol ettiriyor musun peki? Eski ve özelliğini kaybetmiş fren hidroliği sistemi tembel çalıştırır, balataların diskten tam olarak ayrılmamasına ve sürekli sürtünmesine yol açar; yani sen basmasan bile balata aşınmaya devam eder...
Yokuşlarda vites küçültmek varken neden sadece frene yüklenirsin ki? Motor freni denen o harika mekanik destek varken balatalara bu kadar yük bindirmek niye... Şanzımanın o yavaşlatıcı gücünü arkana aldığında, balataların adeta tatil yapmış gibi dinlenecek ve ömrü uzayacak.
Erken kalkıp erken yol alan biri misin yoksa trafikte sürekli bir acele hali mi var? Ani frenler balatanın canına okur, bunu zaten biliyorsun ama yine de yapıyorsun... Oysa ayak basıncını yola göre ayarlasan, kırmızı ışığı uzaktan görüp gazdan ayağını vaktinde çeksen balata ömrü neredeyse iki katına çıkacak.
Bagajdaki o gereksiz ağırlıklar var ya, işte onlar sadece yakıt tüketmiyor... Durma mesafesini uzatarak her fren anında balatalara binen yükü katbekat artırıyor, farkında bile değilsin. Arabanın yükü ne kadar hafifse, duruşlar o kadar yumuşak ve balata dostu olur; bunu hiç düşündün mü?
Kalitesiz bir balata taktırdığında ucuz yırttığını sanıyorsun ama aslında kendi elinle fren sisteminin ömrünü yarı yarıya kısaltıyorsun... Sert bileşenli yan sanayi ürünler diski yer bitirir, orijinal ya da yumuşak organik balatalar ise hem seni güvende tutar hem de bütçeni korur.
Şehir içi dur-kalk trafiğinde sol ayağın debriyajda sağ ayağın sürekli frende mi bekliyor? Bu küçük refleks hatası balataların disk üzerindeki sürtünme süresini uzatır, balata sürekli ısınır ve camlaşma dediğimiz o lanet durum ortaya çıkar.
Yılda bir kez servise gidip o hidrolik sıvısını kontrol ettiriyor musun peki? Eski ve özelliğini kaybetmiş fren hidroliği sistemi tembel çalıştırır, balataların diskten tam olarak ayrılmamasına ve sürekli sürtünmesine yol açar; yani sen basmasan bile balata aşınmaya devam eder...
Yokuşlarda vites küçültmek varken neden sadece frene yüklenirsin ki? Motor freni denen o harika mekanik destek varken balatalara bu kadar yük bindirmek niye... Şanzımanın o yavaşlatıcı gücünü arkana aldığında, balataların adeta tatil yapmış gibi dinlenecek ve ömrü uzayacak.