Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Ford'un kaputunu açtığında karşına çıkan o plastik ve alüminyum karmaşasının en hassas kalbidir radyatör; bazen o küçük sızıntı, bütün yol planını altüst etmeye yeter de artar bile...
Yıllara meydan okuyan o çelik bloklar bile doğru düzgün soğutulmadığında pes eder, çünkü motorun içindeki o acımasız ateşin tek düşmanı o yeşilimsi ya da pembemsi antifriz sıvısıdır.
Arabayı sabah çalıştırdığında garajın betonunda o şüpheli nemi veya tatlımsı kokuyu fark ettin mi hiç, işte o koku radyatörün delindiğinin ya da peteklerin zamanla çürümeye başladığının en net itirafıdır.
Kışın donan, yazın kavrulan o incecik petek kanalcıkları bir süre sonra kireçten nefes alamaz hale gelir; sen fark etmezsin bile ama motor içeride yavaş yavaş kaynamaya başlar.
Gösterge panelindeki o ibre birdenbire kırmızı çizgiye tırmandığında yapacağın ilk iş sağa çekip kontağı kapatmaktır, sakın kaputu hemen açıp da o kızgın buharın yüzünü yakmasına izin verme.
Su eksiltme derdiyle başın dertteyse, lastik hortumların kelepçelerinden sızdırdığı o minik damlaları küçümseme sakın; çünkü susuz kalan bir motorun masrafı, seni sanayide günlerce ağlatabilir.
Eski ustaların dediği gibi, antifriz sadece kışın donmayı önlemek için değildir; asıl marifeti o alüminyum kanalların paslanıp çürümesini engellemektir, bunu sakın unutma.
Radyatörün üst kapağından sızan o sinsi buhar izleri, plastik aksamın yüksek ısıya dayanamayıp çatladığının resmidir adeta; yolda bırakmadan önce o parçayı mutlaka değiştirmen gerekir.
Termostatik vananın zamanında açılmaması da bazen radyatörü suçlu ilan etmene sebep olur; oysa su devirdaim yapmıyorsa petekler ne kadar sağlam olursa olsun motor yine hararet yapar.
Aracının su kabındaki o paslı ve yağlı balçık görüntüsü, motorun içinde işlerin yolunda gitmediğinin en acı habercisidir; o yüzden zamanı gelince o sistemi baştan aşağı temizletmek şarttır.
Yıllara meydan okuyan o çelik bloklar bile doğru düzgün soğutulmadığında pes eder, çünkü motorun içindeki o acımasız ateşin tek düşmanı o yeşilimsi ya da pembemsi antifriz sıvısıdır.
Arabayı sabah çalıştırdığında garajın betonunda o şüpheli nemi veya tatlımsı kokuyu fark ettin mi hiç, işte o koku radyatörün delindiğinin ya da peteklerin zamanla çürümeye başladığının en net itirafıdır.
Kışın donan, yazın kavrulan o incecik petek kanalcıkları bir süre sonra kireçten nefes alamaz hale gelir; sen fark etmezsin bile ama motor içeride yavaş yavaş kaynamaya başlar.
Gösterge panelindeki o ibre birdenbire kırmızı çizgiye tırmandığında yapacağın ilk iş sağa çekip kontağı kapatmaktır, sakın kaputu hemen açıp da o kızgın buharın yüzünü yakmasına izin verme.
Su eksiltme derdiyle başın dertteyse, lastik hortumların kelepçelerinden sızdırdığı o minik damlaları küçümseme sakın; çünkü susuz kalan bir motorun masrafı, seni sanayide günlerce ağlatabilir.
Eski ustaların dediği gibi, antifriz sadece kışın donmayı önlemek için değildir; asıl marifeti o alüminyum kanalların paslanıp çürümesini engellemektir, bunu sakın unutma.
Radyatörün üst kapağından sızan o sinsi buhar izleri, plastik aksamın yüksek ısıya dayanamayıp çatladığının resmidir adeta; yolda bırakmadan önce o parçayı mutlaka değiştirmen gerekir.
Termostatik vananın zamanında açılmaması da bazen radyatörü suçlu ilan etmene sebep olur; oysa su devirdaim yapmıyorsa petekler ne kadar sağlam olursa olsun motor yine hararet yapar.
Aracının su kabındaki o paslı ve yağlı balçık görüntüsü, motorun içinde işlerin yolunda gitmediğinin en acı habercisidir; o yüzden zamanı gelince o sistemi baştan aşağı temizletmek şarttır.