Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Ford grubunun özellikle Focus ve Fiesta serisinde kış aylarında göğüs altından gelen o cılız ılık hava, çoğunlukla kabin içi sıcaklık sensörünün saçmalamasından değil, kalorifer radyatörünün mikro kanallarındaki tortulaşmadan kaynaklanıyor. Sistemdeki organik katılaşma, devirdaim pompasının ürettiği debiyi engellediğinde peteğin sadece giriş kısmı ısınır; çıkış hortumu ise buz gibi kalır. Silindir kapak contasından sızan mikro ölçekli gazların soğutma sıvısına karışıp hava cepleri oluşturması da ç cabası... Kalorifer peteğinin tıkalı olduğunu anlamak için motor çalışma sıcaklığındayken motor bölmesinden göğse giren iki Kauçuk hortumu ellemek yeterli; biri sıcak diğer soğuksa teşhis netleşmiş demektir.
Sıcaklık ayar düğmesini en kırmızıya getirdiğinizde torpidonun arkasından "tık tık" diye mekanik bir ses geliyorsa, sorun doğrudan iklimlendirme kutusunun içindeki klape aktüatöründedir. Yönlendirme klapesinin plastik dişlisi aşındığı zaman motor dönmeye çalışır ama klapeyi sıcak hava kanalına kilitleyemez. Dijital klimaya sahip Modellerde klima kontrol ünitesinden (HVAC) kalibrasyon testi yaptırmak, arıza kodunu cihazsız okumak bazen hayat kurtarır. Dişli kırıldıysa veya sıyırdıysa, o koskoca ön konsolu indirmeden tamir etmek ne yazık ki pek mümkün görünmüyor...
Soğutma sisteminde vaktiyle kullanılan kalitesiz antifriz ya da çeşme suyu, motor bloğundaki döküm parçalarla reaksiyona girerek elektroliz yoluyla silis çamuru üretir. Bu çamur birikintisi, peteğin 1 milimetreden daha dar olan Alüminyum kanallarını adeta beton gibi sıvar. Isı transfer yüzeyi tamamen kapandığı için motor sıcaklığı 90 dereceye ulaşsa bile içeriye sadece dışarıdaki rüzgarın soğuğu üflenir. Sistemi kimyasal ilaçla tersten yıkatmak geçici bir ferahlık sağlayabilir ancak kalıcı çözüm her zaman peteği yenisiyle değiştirmekten geçer.
Termostatın açık kalma arızası, şehir içi dur-kalk trafiğinde pek hissettirmese de şehirler arası yola çıkıldığında hararet ibresinin aniden dibe vurmasıyla kendini belli eder. Açık kalan termostat soğutma sıvısını sürekli radyatörden geçirdiği için motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamaz, dolaşımdaki su sürekli soğur. Motor ısınamayınca kaloriferin de içeriye sıcak hava vermesini bekleyemezsiniz tabii... Termostat gövdesini ve Wax elemanını kontrol ettirmek, özellikle kış girmeden evvel atlanmaması gereken basit ama kritik bir adımdır.
Genleşme kabının kapağındaki çift yönlü basınç valfi bozularak yüksek basıncı dışarı atamadığında, sistemdeki hava kabarcıkları kalorifer radyatörünün en yüksek noktasına hapsolur. Havanın ısı iletim katsayısı sıvıya kıyasla son derece düşük olduğundan, fan ne kadar hızlı dönerse dönsün içeriye sadece serin bir hava pompalanır. Sistemde biriken bu havayı almadan, yani soğutma devresindeki vakumu tam sağlamadan yapılan hiçbir tamir müdahalesi uzun ömürlü olamaz. Suyu sık sık eksilen bir aracın kaloriferinden performans beklemek zaten kuru bir hayalden ibarettir.
Sıcaklık ayar düğmesini en kırmızıya getirdiğinizde torpidonun arkasından "tık tık" diye mekanik bir ses geliyorsa, sorun doğrudan iklimlendirme kutusunun içindeki klape aktüatöründedir. Yönlendirme klapesinin plastik dişlisi aşındığı zaman motor dönmeye çalışır ama klapeyi sıcak hava kanalına kilitleyemez. Dijital klimaya sahip Modellerde klima kontrol ünitesinden (HVAC) kalibrasyon testi yaptırmak, arıza kodunu cihazsız okumak bazen hayat kurtarır. Dişli kırıldıysa veya sıyırdıysa, o koskoca ön konsolu indirmeden tamir etmek ne yazık ki pek mümkün görünmüyor...
Soğutma sisteminde vaktiyle kullanılan kalitesiz antifriz ya da çeşme suyu, motor bloğundaki döküm parçalarla reaksiyona girerek elektroliz yoluyla silis çamuru üretir. Bu çamur birikintisi, peteğin 1 milimetreden daha dar olan Alüminyum kanallarını adeta beton gibi sıvar. Isı transfer yüzeyi tamamen kapandığı için motor sıcaklığı 90 dereceye ulaşsa bile içeriye sadece dışarıdaki rüzgarın soğuğu üflenir. Sistemi kimyasal ilaçla tersten yıkatmak geçici bir ferahlık sağlayabilir ancak kalıcı çözüm her zaman peteği yenisiyle değiştirmekten geçer.
Termostatın açık kalma arızası, şehir içi dur-kalk trafiğinde pek hissettirmese de şehirler arası yola çıkıldığında hararet ibresinin aniden dibe vurmasıyla kendini belli eder. Açık kalan termostat soğutma sıvısını sürekli radyatörden geçirdiği için motor bir türlü ideal çalışma sıcaklığına ulaşamaz, dolaşımdaki su sürekli soğur. Motor ısınamayınca kaloriferin de içeriye sıcak hava vermesini bekleyemezsiniz tabii... Termostat gövdesini ve Wax elemanını kontrol ettirmek, özellikle kış girmeden evvel atlanmaması gereken basit ama kritik bir adımdır.
Genleşme kabının kapağındaki çift yönlü basınç valfi bozularak yüksek basıncı dışarı atamadığında, sistemdeki hava kabarcıkları kalorifer radyatörünün en yüksek noktasına hapsolur. Havanın ısı iletim katsayısı sıvıya kıyasla son derece düşük olduğundan, fan ne kadar hızlı dönerse dönsün içeriye sadece serin bir hava pompalanır. Sistemde biriken bu havayı almadan, yani soğutma devresindeki vakumu tam sağlamadan yapılan hiçbir tamir müdahalesi uzun ömürlü olamaz. Suyu sık sık eksilen bir aracın kaloriferinden performans beklemek zaten kuru bir hayalden ibarettir.