Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Fiat Sensör Arızaları
Sabah erkenden o kontağı çevirdiğimizde aracımızdan tek bir marşta homurtulu bir ses bekleriz hepimiz, lakin bazen o gösterge panelindeki cayır cayır yanan minik sarı motor ikaz lambası bütün keyfimizi anında kaçırıverir, kim bilir kaç kez direksiyon başında kalakalmışızdır böyle zamanlarda.
Aslında kaputun altında oradan oraya kablolarla bağlanan o minik elektronik gözler, yani sensörler, motorun nefes alışından yakıtın yanışına kadar her şeyi an be an beyne rapor ederler; işte tam bu yüzden biricik arabamız teklemeye başladığında suçluyu hemen aramak yerine önce bu hassas parçaların ruh halinden anlamak gerekir biraz...
Hani trafikte bazen aniden yığılıp kalan, gaza bastığınız halde bir türlü kendini toparlayamayan o efsaneleşmiş İtalyan motorlar var ya, işte onların neredeyse tamamı o oksijen ya da krank sensörünün anlık bir veriyi okuyamamasından ötürü adeta küser yola, sonra da biz sanayi yollarında ustadan usta gezeriz...
Bir sabah bakarsınız ki yakıt ibresi normalden çok daha hızlı düşüyor aşağıya, egzozdan da hafiften çiğ benzin kokusu gelmeye başlıyor; işte bu anlarda hemen paniğe kapılmayın çünkü maf sensörü dediğimiz o hava akış ölçer tozdan kirden tıkanmış olabilir, yani mesele alt tarafı minik bir temizlikle çözülecek türdendir belki de...
Eski model ya da yeni nesil fark etmez, bu arabaların elektronik hafızası oldukça hassastır; bazen akünün zayıflaması bile o sensörlerin kafasını karıştırmaya yeter de artar bile, o yüzden her arıza lambasını büyük bir motor felaketi sanıp hemen bütçeyi sarsacak masraflara girmemek en mantıklı hareket olur...
Yolda giderken vites geçişlerinde o sarsıntılı hissi duymak, arabanın sanki arkasından biri çekiyormuş gibi yığılması insanı gerçekten sinir eder, maalesef bu durumların birçoğunda şanzıman ya da debriyaj değil, mesele tamamen o minicik devir sensörünün görevini yapamaz hale gelmesinden ibarettir...
Sanayiye gittiğimizde ustaların "abi bunlarda sensör kroniktir" cümlesini duymaktan hepimiz bıkmışızdır galiba, lakin parça değişimi yapmadan önce mutlaka o soketlerin oksitlenip oksitlenmediğine bir bakmak lazım, çünkü bazen sadece gevşemiş bir kablo bütün bu kabusun tek müsebbibidir...
Sabah erkenden o kontağı çevirdiğimizde aracımızdan tek bir marşta homurtulu bir ses bekleriz hepimiz, lakin bazen o gösterge panelindeki cayır cayır yanan minik sarı motor ikaz lambası bütün keyfimizi anında kaçırıverir, kim bilir kaç kez direksiyon başında kalakalmışızdır böyle zamanlarda.
Aslında kaputun altında oradan oraya kablolarla bağlanan o minik elektronik gözler, yani sensörler, motorun nefes alışından yakıtın yanışına kadar her şeyi an be an beyne rapor ederler; işte tam bu yüzden biricik arabamız teklemeye başladığında suçluyu hemen aramak yerine önce bu hassas parçaların ruh halinden anlamak gerekir biraz...
Hani trafikte bazen aniden yığılıp kalan, gaza bastığınız halde bir türlü kendini toparlayamayan o efsaneleşmiş İtalyan motorlar var ya, işte onların neredeyse tamamı o oksijen ya da krank sensörünün anlık bir veriyi okuyamamasından ötürü adeta küser yola, sonra da biz sanayi yollarında ustadan usta gezeriz...
Bir sabah bakarsınız ki yakıt ibresi normalden çok daha hızlı düşüyor aşağıya, egzozdan da hafiften çiğ benzin kokusu gelmeye başlıyor; işte bu anlarda hemen paniğe kapılmayın çünkü maf sensörü dediğimiz o hava akış ölçer tozdan kirden tıkanmış olabilir, yani mesele alt tarafı minik bir temizlikle çözülecek türdendir belki de...
Eski model ya da yeni nesil fark etmez, bu arabaların elektronik hafızası oldukça hassastır; bazen akünün zayıflaması bile o sensörlerin kafasını karıştırmaya yeter de artar bile, o yüzden her arıza lambasını büyük bir motor felaketi sanıp hemen bütçeyi sarsacak masraflara girmemek en mantıklı hareket olur...
Yolda giderken vites geçişlerinde o sarsıntılı hissi duymak, arabanın sanki arkasından biri çekiyormuş gibi yığılması insanı gerçekten sinir eder, maalesef bu durumların birçoğunda şanzıman ya da debriyaj değil, mesele tamamen o minicik devir sensörünün görevini yapamaz hale gelmesinden ibarettir...
Sanayiye gittiğimizde ustaların "abi bunlarda sensör kroniktir" cümlesini duymaktan hepimiz bıkmışızdır galiba, lakin parça değişimi yapmadan önce mutlaka o soketlerin oksitlenip oksitlenmediğine bir bakmak lazım, çünkü bazen sadece gevşemiş bir kablo bütün bu kabusun tek müsebbibidir...