Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kanser teşhisinin o ağır yüküyle sarsılan beden, mastektomi ameliyatıyla bir parçasına veda ettiğinde, ruhun da derin bir sessizliğe gömüldüğünü çok iyi bilirim; işte tam bu noktada meme rekonstrüksiyonu, kaybedilen dokunun cerrahi yöntemlerle yeniden yapılandırılması süreci olarak devreye giriyor. Eş zamanlı ya da geç rekonstrüksiyon seçenekleri mevcuttur. Yani isterseniz tümörün alındığı o ilk ameliyatta, isterseniz kemoterapi ve radyoterapi seansları tamamen bittikten aylar, hatta yıllar sonra bu yolculuğa çıkabilirsiniz. Cerrahlar bazen göğüs duvarındaki pektoral kasın altına yerleştirilen silikon bazlı protezlerle yapay bir form oluştururken, bazen de hastanın kendi öz dokusuna, yani karın veya sırt bölgesinden alınan fleplere başvururlar. Hangisi daha doğru, hangi yol sizin için biçilmiş kaftan... Vallahi billahi buna en iyi kararı, vücut kitle indeksinizi ve mevcut cilt kalitenizi inceleyen uzman hekiminizle birlikte vereceksiniz.
Otolog doku transferi dediğimiz o büyülü yöntem, kadının kendi karın altı yağ tabakasını (DIEP flep) ya da sırtındaki latissimus dorsi kasını mikrocerrahi tekniklerle göğüs bölgesine taşıma sanatıdır aslında. Kendi hücrelerinizle, kendi kanınızla beslenen yepyeni, yaşayan bir doku... Tabii bu işlem, alıcı bölgedeki damarların mikroskop altında tek tek dikilmesini gerektiren, saatler süren son derece hassas bir vasküler diseksiyon operasyonunu zorunlu kılar. İmplantlara kıyasla iyileşme süreci biraz daha zahmetlidir, yalan yok, sonuçta vücutta iki farklı yerde cerrahi alan açılıyor. Ama uzun vadede vücut ısısına uyum sağlayan, doğal olarak sarkan ve yaş alan bir memeye kavuşmanın hissi de bir başka oluyor be abi.
Cildin yetersiz kaldığı, mastektomi sonrası göğüs duvarının adeta gergin bir davul gibi olduğu durumlarda ise geçici doku genişleticiler, yani o meşhur "doku ekspanderları" hayat kurtarır. Göğüs kasının altına yerleştirilen bu boş torbalar, ameliyattan sonraki haftalarda poliklinik şartlarında, üzerindeki özel porttan serum fizyolojik enjekte edilerek yavaş yavaş şişirilir. Deri esner, genişler, kalıcı protez için uygun bir yuva haline gelir... Hani sertleşen toprağın bahar yağmuruyla yumuşaması gibi bir şey bu. Sonrasında ikinci bir seansla o ekspander çıkarılır ve yerine anatomik veya yuvarlak formda, koheziv jel içerikli kalıcı silikon implant yerleştirilir.
Peki ya o en son dokunuş, yani meme başı ve areola kompleksinin yeniden yaratılması aşaması? Hacim ve form tamamlandıktan yaklaşık birkaç ay sonra, lokal anestezi altında lokal deri flepleriyle yepyeni bir meme ucu çatısı kurulur. Çoğu zaman intradermal dövme (tıbbi mikropigmentasyon) teknikleriyle o bölgeye doğal bir renk tonu verilir ki, karşıdan bakıldığında simetri tam anlamıyla sağlansın. Bazen de hiç ameliyata girmeden, sadece üç boyutlu illüzyon dövmelerle o kadar mucizevi sonuçlar elde ediliyor ki... İnsan gözlerine inanamıyor, ruhundaki o son eksik parça da nihayet yerine oturmuş oluyor.
Otolog doku transferi dediğimiz o büyülü yöntem, kadının kendi karın altı yağ tabakasını (DIEP flep) ya da sırtındaki latissimus dorsi kasını mikrocerrahi tekniklerle göğüs bölgesine taşıma sanatıdır aslında. Kendi hücrelerinizle, kendi kanınızla beslenen yepyeni, yaşayan bir doku... Tabii bu işlem, alıcı bölgedeki damarların mikroskop altında tek tek dikilmesini gerektiren, saatler süren son derece hassas bir vasküler diseksiyon operasyonunu zorunlu kılar. İmplantlara kıyasla iyileşme süreci biraz daha zahmetlidir, yalan yok, sonuçta vücutta iki farklı yerde cerrahi alan açılıyor. Ama uzun vadede vücut ısısına uyum sağlayan, doğal olarak sarkan ve yaş alan bir memeye kavuşmanın hissi de bir başka oluyor be abi.
Cildin yetersiz kaldığı, mastektomi sonrası göğüs duvarının adeta gergin bir davul gibi olduğu durumlarda ise geçici doku genişleticiler, yani o meşhur "doku ekspanderları" hayat kurtarır. Göğüs kasının altına yerleştirilen bu boş torbalar, ameliyattan sonraki haftalarda poliklinik şartlarında, üzerindeki özel porttan serum fizyolojik enjekte edilerek yavaş yavaş şişirilir. Deri esner, genişler, kalıcı protez için uygun bir yuva haline gelir... Hani sertleşen toprağın bahar yağmuruyla yumuşaması gibi bir şey bu. Sonrasında ikinci bir seansla o ekspander çıkarılır ve yerine anatomik veya yuvarlak formda, koheziv jel içerikli kalıcı silikon implant yerleştirilir.
Peki ya o en son dokunuş, yani meme başı ve areola kompleksinin yeniden yaratılması aşaması? Hacim ve form tamamlandıktan yaklaşık birkaç ay sonra, lokal anestezi altında lokal deri flepleriyle yepyeni bir meme ucu çatısı kurulur. Çoğu zaman intradermal dövme (tıbbi mikropigmentasyon) teknikleriyle o bölgeye doğal bir renk tonu verilir ki, karşıdan bakıldığında simetri tam anlamıyla sağlansın. Bazen de hiç ameliyata girmeden, sadece üç boyutlu illüzyon dövmelerle o kadar mucizevi sonuçlar elde ediliyor ki... İnsan gözlerine inanamıyor, ruhundaki o son eksik parça da nihayet yerine oturmuş oluyor.