Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Fiat sahibi herkes bir gün o konsola doğru uzanıp kolu çektiğinde boşluk hissiyle irkilmiştir... Aslında her şey gayet normal başlar, akşam arabayı park edersiniz, sabah işe gitmek için bindiğinizde işler değişir.
Yokuş yukarı duran bir Egea ya da Punto düşünün, el frenini çektiğinizdekol sanki hiçbir şeye bağlı değilmiş gibi yukarı kalkıverir... İşte o an yaşanan sessizlik var ya, işte o an insanı germeye yeter de artar bile, mekanizma içeride bir yerlerde kopmuştur belki de.
Zamanla aşınan teller ya da gerisini kaybeden dişliler arabanın yerinde durmasını engeller... Bir sabah kapıyı açıp arabanın hafifçe kaydığını gördüğünüzde kalbiniz güm güm atar, neyse ki taşla köstekle kurtarırsınız durumu ama aklınız hep o teldedir.
Özellikle kış aylarında bu tarz sıkıntılar daha sık baş gösterir malum... Donan teller, sıkışan kaliperler derken Fiat'ın o klasik el freni kolu adeta kilitlenir kalır, ne indirilebilinir ne de yukarı çekilebilir, ortada öylece kalakalır insan.
Servise gitmeden önce kolun altındaki ayar somununu kurcalayanlar çoktur... Bazen işe yarar o minik müdahaleler, bazen de daha büyük bir masrafın kapısını aralar istemsizce, ne gerek var ki acele etmeye değil mi?
Balataların kampanaya sürtme sesi rölantide bile kulak tırmalar bazen... Arabayı sürerken arkadan gelen o hafif melankolik gıcırtı var ya, işte o ses el freninin tam anlamıyla bırakmadığının en net, en yalın kanıtıdır.
Eski kasa Doblo veya Linea modellerinde bu durum biraz daha kroniktir sanki... Kullana kullana esneyen o çelik halatlar artık görevini yapamaz hale gelir, usta koltuğa oturduğu gibi anlar zaten derdin ne olduğunu.
El freni lambasının panelde sönük kalması bile başlı başına bir strestir... Göstergeye bakarsınız ışık yanıyor, kolu indiriyorsunuz ama lamba inatla sönmüyor, sinir bozucu bir detaydan ibaret gibi görünse de aslında sistemin uyarısıdır o.
Aslında ufak tefek bakımlarla ömrü uzatmak mümkündür bu mekanizmanın... Çok mu zor düzenli olarak frenciye uğrayıp bir tornavida gezdirmek alt takıma, biraz özen göstersek belki de hiç yolda kalmayacağız.
Yine de yolda bırakmaz insanı Fiat, arıza yapsa bile bir şekilde sanayinin yolunu bulur... Önemli olan o tık sesini duyduğunuz andaki huzuru kaybetmemek, parası neyse verilir de o güven duygusu geri gelir mi bilmem.
Yokuş yukarı duran bir Egea ya da Punto düşünün, el frenini çektiğinizdekol sanki hiçbir şeye bağlı değilmiş gibi yukarı kalkıverir... İşte o an yaşanan sessizlik var ya, işte o an insanı germeye yeter de artar bile, mekanizma içeride bir yerlerde kopmuştur belki de.
Zamanla aşınan teller ya da gerisini kaybeden dişliler arabanın yerinde durmasını engeller... Bir sabah kapıyı açıp arabanın hafifçe kaydığını gördüğünüzde kalbiniz güm güm atar, neyse ki taşla köstekle kurtarırsınız durumu ama aklınız hep o teldedir.
Özellikle kış aylarında bu tarz sıkıntılar daha sık baş gösterir malum... Donan teller, sıkışan kaliperler derken Fiat'ın o klasik el freni kolu adeta kilitlenir kalır, ne indirilebilinir ne de yukarı çekilebilir, ortada öylece kalakalır insan.
Servise gitmeden önce kolun altındaki ayar somununu kurcalayanlar çoktur... Bazen işe yarar o minik müdahaleler, bazen de daha büyük bir masrafın kapısını aralar istemsizce, ne gerek var ki acele etmeye değil mi?
Balataların kampanaya sürtme sesi rölantide bile kulak tırmalar bazen... Arabayı sürerken arkadan gelen o hafif melankolik gıcırtı var ya, işte o ses el freninin tam anlamıyla bırakmadığının en net, en yalın kanıtıdır.
Eski kasa Doblo veya Linea modellerinde bu durum biraz daha kroniktir sanki... Kullana kullana esneyen o çelik halatlar artık görevini yapamaz hale gelir, usta koltuğa oturduğu gibi anlar zaten derdin ne olduğunu.
El freni lambasının panelde sönük kalması bile başlı başına bir strestir... Göstergeye bakarsınız ışık yanıyor, kolu indiriyorsunuz ama lamba inatla sönmüyor, sinir bozucu bir detaydan ibaret gibi görünse de aslında sistemin uyarısıdır o.
Aslında ufak tefek bakımlarla ömrü uzatmak mümkündür bu mekanizmanın... Çok mu zor düzenli olarak frenciye uğrayıp bir tornavida gezdirmek alt takıma, biraz özen göstersek belki de hiç yolda kalmayacağız.
Yine de yolda bırakmaz insanı Fiat, arıza yapsa bile bir şekilde sanayinin yolunu bulur... Önemli olan o tık sesini duyduğunuz andaki huzuru kaybetmemek, parası neyse verilir de o güven duygusu geri gelir mi bilmem.