Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonu tam kırıp kasisten geçerken ön taraftan gelen o garip gıcırtı veya vuruntu sesi... Çoğu Fiat sahibinin kabusu olan bu durum, genelde macpherson kovanı içindeki piston milinin keçeden yağ kaçırmasıyla başlar. Zamanla gaz basıncı düşer, yağ vizkozitesini kaybeder ve amortisör hidrolik sönümleme yapamaz hale gelir. Aslında sorun sadece amortisörün kendisinde de değil; amortisör üst takoz rulmanlarının yağsız kalıp kilitlenmesi veya helezon yayın çanağa oturmaması da tam olarak aynı vuruntuyu yapar. Sanayide ustalar direkt "amortisör patlamış" der geçer ama amortisör milindeki mikro çizikleri, keçe aşınmasını ve kovan içi hidrolik sıvının özelliğini kaybetmesini görmezden gelirler...
Kasise girdiğinizde aracın arkası zıplıyor, virajda gaza basınca arabanın arkası salınım yapıp yoldan çıkacakmış gibi hissettiriyor mu? Gazlı tip süspansiyon sistemlerinde, kovanın alt bölümündeki azot gazı hücresi sızdırdığında tüm yük doğrudan valf disklerine ve iç hidroliğe biner. Bazen de milin yüzeyindeki krom kaplama taş sıçraması yüzünden çizilir; o küçücük çizik her yukarı aşağı hareketinde keçeyi harcar, harcadıkça da yağ dışarı sızar... Zaten hidrolik seviyesi düştüğü an amortisör strok boyu boyunca direnç gösteremez, yani sönümleme biter.
Egea veya Doblo grubunda özellikle ön sol amortisörün daha çabuk pes ettiğini fark etmişsinizdir. Çünkü rot kolu, z rotu ve tabla burçları birbirine öyle bir geometriyle bağlı ki, yürüyen aksamdaki en ufak boşluk doğrudan amortisör miline yanal yük bindiriyor. Yanal yük demek, amortisör pistonunun kovan iç duvarına sürtünmesi ve valf yapısının bozulması demek... Hatta bazen amortisör saplaması gevşer, sadece o cıvatanın torklanmaması bile içeride devasa bir boşluk hissi yaratır.
Peki orijinal Opar kutusundan çıkanla yan sanayi ya da Sachs, Boge gibi üreticilerin ürünleri arasında ne fark var? Fabrika çıkışlı amortisörlerde valf sertliği genellikle konfor odaklı, daha düşük viskoziteli hidrolik yağ ile ayarlanır; bu da Türkiye yollarında çabuk ısınan yağın sönümleme yeteneğini kaybetmesine yol açar. Ağır hizmet tipi veya daha sert valf disklerine sahip kaliteli bir aftermarket amortisör taktığınızda, aracın virajdaki yatması bir anda kesilir. Tabii değişim yaparken amortisör körüklerini ve darbe takozlarını değiştirmeyi unutan ustaya denk gelirseniz... O yeni amortisörün ömrü en fazla altı aydır, net.
Aracınızı lifte kaldırdığınızda amortisör kovanının dışına sızmış tozlu, çamurlu yağı görüyorsanız değişim vakti çoktan gelmiştir. Çift halinde değiştirmek şart; tek taraflı değişim akslar arasındaki sönümleme katsayısını bozar ve ani frenlemede aracın arkasının savrulmasına sebep olur. Amortisör değişirken üst bağlantı takozunun tork değerine uygun sıkılması, helezon yayın doğru açılandırılarak çanağa oturtulması ve z rotlarının gerginliğinin kontrol edilmesi gerekir. Bunlar yapılmazsa sıfır amortisör taksanız bile o sinir bozucu tıkırtı sesinden asla kurtulamazsınız.
Kasise girdiğinizde aracın arkası zıplıyor, virajda gaza basınca arabanın arkası salınım yapıp yoldan çıkacakmış gibi hissettiriyor mu? Gazlı tip süspansiyon sistemlerinde, kovanın alt bölümündeki azot gazı hücresi sızdırdığında tüm yük doğrudan valf disklerine ve iç hidroliğe biner. Bazen de milin yüzeyindeki krom kaplama taş sıçraması yüzünden çizilir; o küçücük çizik her yukarı aşağı hareketinde keçeyi harcar, harcadıkça da yağ dışarı sızar... Zaten hidrolik seviyesi düştüğü an amortisör strok boyu boyunca direnç gösteremez, yani sönümleme biter.
Egea veya Doblo grubunda özellikle ön sol amortisörün daha çabuk pes ettiğini fark etmişsinizdir. Çünkü rot kolu, z rotu ve tabla burçları birbirine öyle bir geometriyle bağlı ki, yürüyen aksamdaki en ufak boşluk doğrudan amortisör miline yanal yük bindiriyor. Yanal yük demek, amortisör pistonunun kovan iç duvarına sürtünmesi ve valf yapısının bozulması demek... Hatta bazen amortisör saplaması gevşer, sadece o cıvatanın torklanmaması bile içeride devasa bir boşluk hissi yaratır.
Peki orijinal Opar kutusundan çıkanla yan sanayi ya da Sachs, Boge gibi üreticilerin ürünleri arasında ne fark var? Fabrika çıkışlı amortisörlerde valf sertliği genellikle konfor odaklı, daha düşük viskoziteli hidrolik yağ ile ayarlanır; bu da Türkiye yollarında çabuk ısınan yağın sönümleme yeteneğini kaybetmesine yol açar. Ağır hizmet tipi veya daha sert valf disklerine sahip kaliteli bir aftermarket amortisör taktığınızda, aracın virajdaki yatması bir anda kesilir. Tabii değişim yaparken amortisör körüklerini ve darbe takozlarını değiştirmeyi unutan ustaya denk gelirseniz... O yeni amortisörün ömrü en fazla altı aydır, net.
Aracınızı lifte kaldırdığınızda amortisör kovanının dışına sızmış tozlu, çamurlu yağı görüyorsanız değişim vakti çoktan gelmiştir. Çift halinde değiştirmek şart; tek taraflı değişim akslar arasındaki sönümleme katsayısını bozar ve ani frenlemede aracın arkasının savrulmasına sebep olur. Amortisör değişirken üst bağlantı takozunun tork değerine uygun sıkılması, helezon yayın doğru açılandırılarak çanağa oturtulması ve z rotlarının gerginliğinin kontrol edilmesi gerekir. Bunlar yapılmazsa sıfır amortisör taksanız bile o sinir bozucu tıkırtı sesinden asla kurtulamazsınız.