Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor arıza lambasının bir sabah aniden suratımıza vurması, çoğumuz için küçük bir kıyamet senaryosudur. Sanayiye gitmenin stresi, "Acaba usta ne kadar giydirecek?" kaygısı derken asıl suçlunun yakıt deposunun tepesinde tıkırdayan ufacık bir plastik parça olduğunu öğrenince insan hem rahatlıyor hem de şaşırıyor. EVAP sisteminin bu sinsi elemanı, depoda biriken benzin buharını emme manifolduna yollamakla görevli... Fakat bozulduğu an aracın bütün dengesi, o çok güvendiğimiz rölanti ritmi bir anda altüst oluyor.
Sarsıntılı bir rölanti, kaputu açıp motorun sesini dinleyen her sürücünün uykularını kaçırmaya yeter. Işıklarda durduğunuzda araba kendi kendine gaz veriyormuş gibi devir ibresi bir aşağı bir yukarı oynamaya başladıysa, şüphe oklarını direkt bu valfe yöneltmek lazım. Valf açık konumda takılı kaldığında, manifold sürekli vakum yaptığı için içeriye kontrolsüz bir hava-yakıt karışımı sızıyor, motor adeta boğuluyor. Hani bazen araç durduk yere öksürür ya... İşte tam olarak o can sıkıcı çalkantıdan bahsediyoruz.
Depoyu fullledikten hemen sonra marşa basıp da motorun bir türlü almadığı o anlar yok mu, insanın sinirini gerçekten zıplatır. Pompa tık diye attı, ödemeyi yaptınız, anahtarı çevirdiniz ama tık yok; motor dönüyor fakat çalışmamak için direniyor. Depolanan yoğun benzin buharı açık kalan Purge valfinden doğrudan yanma odasına dolduğu için motoru adeta benzinle boğuyoruz. Birkaç marş sonra güç bela çalışsa da o ilk saniyelerdeki sallantı, "Eyvah, yolda mı kalacağız?" korkusunu iliklerimize kadar hissettiriyor.
Yakıt tüketimindeki o sebepsiz artış, cüzdanımızda hissettiğimiz ilk ve en acı belirtidir. Her zaman gittiğiniz yolda, her zamanki kullanım alışkanlığınızla daha fazla benzin harcamaya başladıysanız ve motor performansında belirgin bir düşüş varsa, sistem buharı verimli yakamıyor demektir. Boşa akan, uçup giden her damla benzin... Depodaki o değerli buhar geri kazanılmak yerine motorun dengesini bozarak egzozdan ziyan olup gidiyor.
Egzozdan gelen buram buram benzin kokusu ya da kabine kadar ulaşan o ağır koku asla hafife alınacak bir detay değil. Normal şartlarda o zararlı gazların hapsedilip motor içinde yakılması gerekirken, valf görevini yapmadığında sızıntılar kaçınılmaz hale geliyor. Camı hafif araladığınızda burnunuza gelen o keskin kimyasal koku... Sadece çevreye zarar vermekle kalmıyoruz, aynı zamanda o zehirli buharı kendi ciğerlerimize çekiyoruz.
Ustanın yolunu tutmadan önce kendi kendinizin tamircisi olmak, gereksiz masrafların önüne geçmenin en kestirme yoludur. Bilgisayara bağlandığında karşımıza çıkan P0441 veya P0443 gibi arıza kodları genellikle bu parçanın "ben artık bittim" deme şeklidir. Parçayı söküp içine hafifçe üflediğinizde hava geçiyorsa -ki kapalıyken asla geçirmemesi gerekir- geçmiş olsun, değişimin vakti çoktan gelmiş demektir. Küçük bir parçayı zamanında değiştirmek, yarın bir gün katalitik konvertörü kucaklamaktan iyidir.
Sarsıntılı bir rölanti, kaputu açıp motorun sesini dinleyen her sürücünün uykularını kaçırmaya yeter. Işıklarda durduğunuzda araba kendi kendine gaz veriyormuş gibi devir ibresi bir aşağı bir yukarı oynamaya başladıysa, şüphe oklarını direkt bu valfe yöneltmek lazım. Valf açık konumda takılı kaldığında, manifold sürekli vakum yaptığı için içeriye kontrolsüz bir hava-yakıt karışımı sızıyor, motor adeta boğuluyor. Hani bazen araç durduk yere öksürür ya... İşte tam olarak o can sıkıcı çalkantıdan bahsediyoruz.
Depoyu fullledikten hemen sonra marşa basıp da motorun bir türlü almadığı o anlar yok mu, insanın sinirini gerçekten zıplatır. Pompa tık diye attı, ödemeyi yaptınız, anahtarı çevirdiniz ama tık yok; motor dönüyor fakat çalışmamak için direniyor. Depolanan yoğun benzin buharı açık kalan Purge valfinden doğrudan yanma odasına dolduğu için motoru adeta benzinle boğuyoruz. Birkaç marş sonra güç bela çalışsa da o ilk saniyelerdeki sallantı, "Eyvah, yolda mı kalacağız?" korkusunu iliklerimize kadar hissettiriyor.
Yakıt tüketimindeki o sebepsiz artış, cüzdanımızda hissettiğimiz ilk ve en acı belirtidir. Her zaman gittiğiniz yolda, her zamanki kullanım alışkanlığınızla daha fazla benzin harcamaya başladıysanız ve motor performansında belirgin bir düşüş varsa, sistem buharı verimli yakamıyor demektir. Boşa akan, uçup giden her damla benzin... Depodaki o değerli buhar geri kazanılmak yerine motorun dengesini bozarak egzozdan ziyan olup gidiyor.
Egzozdan gelen buram buram benzin kokusu ya da kabine kadar ulaşan o ağır koku asla hafife alınacak bir detay değil. Normal şartlarda o zararlı gazların hapsedilip motor içinde yakılması gerekirken, valf görevini yapmadığında sızıntılar kaçınılmaz hale geliyor. Camı hafif araladığınızda burnunuza gelen o keskin kimyasal koku... Sadece çevreye zarar vermekle kalmıyoruz, aynı zamanda o zehirli buharı kendi ciğerlerimize çekiyoruz.
Ustanın yolunu tutmadan önce kendi kendinizin tamircisi olmak, gereksiz masrafların önüne geçmenin en kestirme yoludur. Bilgisayara bağlandığında karşımıza çıkan P0441 veya P0443 gibi arıza kodları genellikle bu parçanın "ben artık bittim" deme şeklidir. Parçayı söküp içine hafifçe üflediğinizde hava geçiyorsa -ki kapalıyken asla geçirmemesi gerekir- geçmiş olsun, değişimin vakti çoktan gelmiş demektir. Küçük bir parçayı zamanında değiştirmek, yarın bir gün katalitik konvertörü kucaklamaktan iyidir.