Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
ESP ışığı o kadranda öyle birdenbire yandığında aklına ilk gelen şey fren sistemi oluyor, değil mi? Yanılıyorsun. Arabanın beyni, alternator yeterli voltajı üretmediği o ilk mikrosaniyede hemen en çok elektrik yiyen sistemlerin fişini çekmeye başlar. Direksiyon sertleşir, kayma önleyici devre dışı kalır ve sen tamircinin yolunu tutarsın... Voltaj düşerse, lamba yanar; bu kadar net.
Gösterge panelindeki o küçük sarı kayan araba figürü aslında sana fren balatalarından değil, kaputun altındaki o dönen bakır sargılardan haber veriyor olabilir. Şarj dinamosu pat diye pes etmez ki, önce bir bocaladı mı aküye giden akım dalgalanır. Dalgalanan akım da ESP modülünün hassas sensörlerini felaket çıldırtır. Bir bakmışsın, hiç alakası olmayan bir güvenlik ikazı gözünün içine bakıyor.
Sistemdeki voltaj 12 voltun altına sarkmaya başladığı an araba panikler. Haklı da paniklemekte... ABS pompası, ESP sensörleri, ivme ölçerler ciddi bir güç ister çünkü. Dinamo bu gücü veremeyince araba seni korumayı değil, kendi elektronik beynini yakmamayı seçer. Lambayı yakar, sistemi kapatır, seni de o belirsizlikle baş başa bırakır.
Direksiyonu kırıyorsun, araba yola yapışmıyor ve kadranda bir sürü uyarı ışığı birden panayır yerine dönüyor. Sebebi mekanik bir arıza aramak mı yoksa kömürü bitmiş bir alternatör mü? Çoğu zaman cevap ikincisidir. Şarj dinamosu bittiğinde ESP lambası sadece yanmakla kalmaz, sana "artık tek başınasın" diye bas bas bağırır.
Ustaya gidip "benim ESP bozuldu" diye boşuna paranı harcama, önce bir konjektöre bastır ölçüm cihazını. Bak bakalım o dinamo rölantide kaç volt basıyor aküye? 13.5'in altını görüyorsan hiç boşuna fren sensörleriyle vakit kaybetme... Doğruca şarj dinamosunu revize ettir ya da değiştir, ışığın nasıl kendi kendine söndüğünü görünce şaşıracaksın.
Belki de sadece bir kayış gevşemiştir, kimbilir... Ama o lamba yandıysa ve akü simgesi de arkasından sinsi sinsi süzülüyorsa, mesele tamamen elektrikseldir. Sensörler sağlamdır, balatalar yenidir ama akım yoktur. Akım yoksa, ESP de yoktur.
Gösterge panelindeki o küçük sarı kayan araba figürü aslında sana fren balatalarından değil, kaputun altındaki o dönen bakır sargılardan haber veriyor olabilir. Şarj dinamosu pat diye pes etmez ki, önce bir bocaladı mı aküye giden akım dalgalanır. Dalgalanan akım da ESP modülünün hassas sensörlerini felaket çıldırtır. Bir bakmışsın, hiç alakası olmayan bir güvenlik ikazı gözünün içine bakıyor.
Sistemdeki voltaj 12 voltun altına sarkmaya başladığı an araba panikler. Haklı da paniklemekte... ABS pompası, ESP sensörleri, ivme ölçerler ciddi bir güç ister çünkü. Dinamo bu gücü veremeyince araba seni korumayı değil, kendi elektronik beynini yakmamayı seçer. Lambayı yakar, sistemi kapatır, seni de o belirsizlikle baş başa bırakır.
Direksiyonu kırıyorsun, araba yola yapışmıyor ve kadranda bir sürü uyarı ışığı birden panayır yerine dönüyor. Sebebi mekanik bir arıza aramak mı yoksa kömürü bitmiş bir alternatör mü? Çoğu zaman cevap ikincisidir. Şarj dinamosu bittiğinde ESP lambası sadece yanmakla kalmaz, sana "artık tek başınasın" diye bas bas bağırır.
Ustaya gidip "benim ESP bozuldu" diye boşuna paranı harcama, önce bir konjektöre bastır ölçüm cihazını. Bak bakalım o dinamo rölantide kaç volt basıyor aküye? 13.5'in altını görüyorsan hiç boşuna fren sensörleriyle vakit kaybetme... Doğruca şarj dinamosunu revize ettir ya da değiştir, ışığın nasıl kendi kendine söndüğünü görünce şaşıracaksın.
Belki de sadece bir kayış gevşemiştir, kimbilir... Ama o lamba yandıysa ve akü simgesi de arkasından sinsi sinsi süzülüyorsa, mesele tamamen elektrikseldir. Sensörler sağlamdır, balatalar yenidir ama akım yoktur. Akım yoksa, ESP de yoktur.