Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomobilin gösterge panelinde birden bire beliren o iki simge, sürücünün zihninde hemen küçük bir endişe dalgası yaratır; sanki makine sizinle fısıldaşarak tonda bir şeyler yolunda gitmiyor demektedir. ESP arıza lambası ile lastik basınç uyarısının aynı anda yanması, modern araçların karmaşık sinir sisteminde sıradan bir rastlantıdan çok daha derin bir anlam barındırır. Aslında bu durum, frenleme sisteminin beyni ile tekerleklerin yerle temasını denetleyen sensörlerin ortak bir dili konuşmaya zorlandığının en net göstergesidir. Lastiklerin içerisindeki havanın azalması ya da dengesizleşmesi, tekerleklerin dönme yarıçapını doğrudan değiştirir ki bu da ESP sisteminin matematiksel hesaplarını altüst etmeye yeter...
Tekerlek hız sensörleri, ABS ve ESP sistemlerinin en sadık neferleridir; her milisaniyede tekerleklerin devir hızını ölçerek merkeze veri akışı sağlarlar. Lastik basınçlarından biri düştüğünde, o tekerleğin yere basan yüzeyi genişler ve dönme hızı diğerlerine göre fark edilir biçimde değişir. ESP beyni, bu hız farkını algıladığı anda tekerleklerden birinde kayma veya tutunma kaybı var sanarak alarm durumuna geçer. Yani ortada fren mekanizmasında fiziksel bir bozulma olmayabilir; mesele tamamen lastiklerin içindeki havanın eksilmesinden ibarettir...
Sürücü koltuğunda otururken bu iki lambanın aynı anda parıldaması, insana arabasının ruh halini anlamaya çalışıyormuş gibi bir his verir. Acaba lastiklerden biri yavaşça havasını mı kaybediyor, yoksa sensörlerden biri kar veya çamur altında kalarak kör mü kaldı... Bu soruların cevabını bulmak için direksiyonu kenara çekip inmek ve lastiklere şöyle bir dışarıdan göz atmak gerekir. Çoğu zaman gözle bile fark edilmeyen küçük bir basınç kaybı, o akıllı beyinlerin kafasını karıştırmaya yetiyor da artıyor bile.
Lastik havalarını doğru değere getirip sistemi yeniden kalibre etmek, genellikle bu sinir bozucu ikiliyi ortadan kaldırmak için yeterli bir adımdır. Ancak hava değerleri tam olmasına rağmen o lambalar sönmüyorsa, işin rengi biraz daha değişir ve tekerlek bilyalarından aks millerine kadar uzanan mekanik detayları incelemek şart olur. Belki de yılların yorgunluğuyla görevini yapamaz hale gelmiş bir ABS sensörü, size uzaktan el sallıyordur. Otomobiller susmazlar, sadece farklı lambalarla konuşurlar...
Tekerlek hız sensörleri, ABS ve ESP sistemlerinin en sadık neferleridir; her milisaniyede tekerleklerin devir hızını ölçerek merkeze veri akışı sağlarlar. Lastik basınçlarından biri düştüğünde, o tekerleğin yere basan yüzeyi genişler ve dönme hızı diğerlerine göre fark edilir biçimde değişir. ESP beyni, bu hız farkını algıladığı anda tekerleklerden birinde kayma veya tutunma kaybı var sanarak alarm durumuna geçer. Yani ortada fren mekanizmasında fiziksel bir bozulma olmayabilir; mesele tamamen lastiklerin içindeki havanın eksilmesinden ibarettir...
Sürücü koltuğunda otururken bu iki lambanın aynı anda parıldaması, insana arabasının ruh halini anlamaya çalışıyormuş gibi bir his verir. Acaba lastiklerden biri yavaşça havasını mı kaybediyor, yoksa sensörlerden biri kar veya çamur altında kalarak kör mü kaldı... Bu soruların cevabını bulmak için direksiyonu kenara çekip inmek ve lastiklere şöyle bir dışarıdan göz atmak gerekir. Çoğu zaman gözle bile fark edilmeyen küçük bir basınç kaybı, o akıllı beyinlerin kafasını karıştırmaya yetiyor da artıyor bile.
Lastik havalarını doğru değere getirip sistemi yeniden kalibre etmek, genellikle bu sinir bozucu ikiliyi ortadan kaldırmak için yeterli bir adımdır. Ancak hava değerleri tam olmasına rağmen o lambalar sönmüyorsa, işin rengi biraz daha değişir ve tekerlek bilyalarından aks millerine kadar uzanan mekanik detayları incelemek şart olur. Belki de yılların yorgunluğuyla görevini yapamaz hale gelmiş bir ABS sensörü, size uzaktan el sallıyordur. Otomobiller susmazlar, sadece farklı lambalarla konuşurlar...