Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyon Kutusu Arızası Kazaya Neden Olur mu?
Hızlı girilen o keskin virajda birden boşluk hisseden kolların yaşadığı o saniyelik panik, insanı ömrünün sonuna kadar yola küstürmeye yeter de artar bile; çünkü hidrolik ya da elektrik destekli mekanizmaların içindeki o minicik aşınmalar, zamanla bütün mukavemeti yutup direksiyonu tamamen işlevsiz bırakabiliyor. Yıllarını adliyelerde, oto sanayilerde ve enkaz başlarında geçirmiş bir gazeteci olarak, asfaltın üzerinde ölüme meydan okuyan demir yığınlarının aslında ne kadar hassas birer saatli bomba olduğunu çok iyi biliyorum ve sürücülerin "idare eder" mantığıyla yola devam etmesinin doğuracağı trajedileri defalarca bizzat yerinde inceledim.
Mekanik sistemlerin ruhu vardır, bakımsızlığa gelmez; hele ki dişli boşlukları veya keçelerden kaçan o yağ sızıntıları, otoyol hızlarında seyir halindeyken bir anda kilitlenmeye ya da tamamen sertleşmeye sebep olduğunda, artık sürücünün refleksleri değil sadece mukadderat konuşmaya başlar. Aslında bu arıza kendini belli eder etmez garaja çekilmeyen her araç, trafikteki diğer masum insanların da canına kasteden hareketli bir tezgah gibidir; yani kısacası o direksiyon simidi sadece yön vermez, aynı zamanda hayata tutunmanızı sağlar.
Hani bazen tam manevra yapacakken gelen o gıcırtılı sesler var ya, işte onlar arabanın "ben artık yoruldum" deme şeklidir ama biz hep erteleriz; oysa o küçük ihmal, otobanda seksenle giderken kutunun tamamen dağılmasıyla sonuçlandığında artık ne frenin tutar ne de o an edeceğin pişmanlık beş parasız kaldığın o kazayı geri getirir. Kimisi bu durumu sadece hidrolik pompasına bağlayıp geçiştirir, kimisi ise rot başlarındaki boşluk sanıp alt takımı yeniler ama asıl tehlike tam o kutunun kalbinde, yani kremayer dişlilerinin sıyırmasında gizlidir ve bu durum otoyol hızlarında kaza yapmanın en garanti yoludur...
Asfaltın o acımasız gerçekliğiyle yüzleşmek istemeyenler için bu arıza sadece bir masraf kapısıdır; halbuki o direksiyon kutusunun dağılması, tam anlamıyla kontrolün tamamen yitirilmesi ve tonlarca ağırlığındaki metalin demir bariyerlere bir kağıt gibi yapışması demektir. Trafikte herkes kendisinin en iyi sürücü olduğunu zanneder ta ki o hidrolik tamamen boşalıp da direksiyon tahta gibi taş kesilene kadar; o saniyeden sonra zaten ne yapacağını düşünmek için bile vaktin kalmaz, çünkü fizik kuralları ve o bozuk dişliler senin yerine kararı çoktan vermiştir.
Hızlı girilen o keskin virajda birden boşluk hisseden kolların yaşadığı o saniyelik panik, insanı ömrünün sonuna kadar yola küstürmeye yeter de artar bile; çünkü hidrolik ya da elektrik destekli mekanizmaların içindeki o minicik aşınmalar, zamanla bütün mukavemeti yutup direksiyonu tamamen işlevsiz bırakabiliyor. Yıllarını adliyelerde, oto sanayilerde ve enkaz başlarında geçirmiş bir gazeteci olarak, asfaltın üzerinde ölüme meydan okuyan demir yığınlarının aslında ne kadar hassas birer saatli bomba olduğunu çok iyi biliyorum ve sürücülerin "idare eder" mantığıyla yola devam etmesinin doğuracağı trajedileri defalarca bizzat yerinde inceledim.
Mekanik sistemlerin ruhu vardır, bakımsızlığa gelmez; hele ki dişli boşlukları veya keçelerden kaçan o yağ sızıntıları, otoyol hızlarında seyir halindeyken bir anda kilitlenmeye ya da tamamen sertleşmeye sebep olduğunda, artık sürücünün refleksleri değil sadece mukadderat konuşmaya başlar. Aslında bu arıza kendini belli eder etmez garaja çekilmeyen her araç, trafikteki diğer masum insanların da canına kasteden hareketli bir tezgah gibidir; yani kısacası o direksiyon simidi sadece yön vermez, aynı zamanda hayata tutunmanızı sağlar.
Hani bazen tam manevra yapacakken gelen o gıcırtılı sesler var ya, işte onlar arabanın "ben artık yoruldum" deme şeklidir ama biz hep erteleriz; oysa o küçük ihmal, otobanda seksenle giderken kutunun tamamen dağılmasıyla sonuçlandığında artık ne frenin tutar ne de o an edeceğin pişmanlık beş parasız kaldığın o kazayı geri getirir. Kimisi bu durumu sadece hidrolik pompasına bağlayıp geçiştirir, kimisi ise rot başlarındaki boşluk sanıp alt takımı yeniler ama asıl tehlike tam o kutunun kalbinde, yani kremayer dişlilerinin sıyırmasında gizlidir ve bu durum otoyol hızlarında kaza yapmanın en garanti yoludur...
Asfaltın o acımasız gerçekliğiyle yüzleşmek istemeyenler için bu arıza sadece bir masraf kapısıdır; halbuki o direksiyon kutusunun dağılması, tam anlamıyla kontrolün tamamen yitirilmesi ve tonlarca ağırlığındaki metalin demir bariyerlere bir kağıt gibi yapışması demektir. Trafikte herkes kendisinin en iyi sürücü olduğunu zanneder ta ki o hidrolik tamamen boşalıp da direksiyon tahta gibi taş kesilene kadar; o saniyeden sonra zaten ne yapacağını düşünmek için bile vaktin kalmaz, çünkü fizik kuralları ve o bozuk dişliler senin yerine kararı çoktan vermiştir.