Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Rotor mili yataklama boşluğunun tolerans sınırlarını aşmasıyla başlayan o tiz metalik vızıltı, kaputun altındaki sistemin çoktan havlu attığının en net itirafıdır; aslında su akışındaki balanssızlık saniyeler içinde bütün bloğu tehdit eder, evet, tam olarak bu yüzden çark yapraklarındaki kavitasyon aşınması debiyi sıfıra indirir. Sızdırmazlık elemanı olan mekanik salmastranın seramik yüzey çatlamasıyla birlikte sızdıran antifriz, mil keçesini kurutarak komple gövdeyi kilitlemeden önce acilen müdahale gerektirir... Salmastra kaçağını önemsiz görmeyin, su tahliye deliğinden damlayan her damla aslında yatak rulmanlarının ölüm fermanıdır.
Termostatik vana açık kalmasa bile devirdaim pompasının paletleri zamanla korozyona uğrar ve soğutma sıvısını radyatöre basamaz; bu durumda silindir kapak contası hararet yüzünden anında yanar, yani küçük bir pompa arızası bütün motoru elinize almanıza sebep olur. Basınç testinde 1.2 barın altında kalan sistemler derhal sökülmeli, iç çarkın mil üzerindeki sıyırma hareketi mutlaka mihengirle kontrol edilmeli... Kanatçıklar eridiyse debi düşer, motor içi su kaynatır, bu da blokta çatlak oluşturur.
Triger setine bağlı çalışan pompalarda gergi bilyasının sıkışması kayışın sıyırmasına yol açar, subaplar pistonlara çarptığında ise masrafın boyutu binlerce lirayı bulur; halbuki sadece ses yapan o ilk gün değişen bir rulman bütün felaketi engellerdi, değil mi? Rulman dağılması rölantide homurtu şeklinde kendini belli eder, devir arttıkça bu ses un değirmeni uğultusuna dönüşür... Kayış tansiyonunu yanlış ayarlamak pompanın burçlarını yerinden oynatır, salgı yapar, sonunda da mil kesilir.
Alüminyum gövdeli pompalarda pas ve kireç birikimi by-pass kanallarını tamamen tıkar, radyatörün altı soğuk üstü sıcak kalır; termostat sağlam olsa bile sirkülasyon durduğu için kalorifer petekleri buz gibi üfler... Soğutma suyuna antifriz yerine sadece çeşme suyu koymanın getirdiği o elektrolitik korozyon, pervaneyi yerinde eritir... Kanatlar tamamen yok olduğunda su pompa içinde sadece döner ama ileri gitmez, blok içi sıcaklık sensörü 110 dereceyi gösterdiğinde ise iş işten çoktan geçmiştir.
Termostatik vana açık kalmasa bile devirdaim pompasının paletleri zamanla korozyona uğrar ve soğutma sıvısını radyatöre basamaz; bu durumda silindir kapak contası hararet yüzünden anında yanar, yani küçük bir pompa arızası bütün motoru elinize almanıza sebep olur. Basınç testinde 1.2 barın altında kalan sistemler derhal sökülmeli, iç çarkın mil üzerindeki sıyırma hareketi mutlaka mihengirle kontrol edilmeli... Kanatçıklar eridiyse debi düşer, motor içi su kaynatır, bu da blokta çatlak oluşturur.
Triger setine bağlı çalışan pompalarda gergi bilyasının sıkışması kayışın sıyırmasına yol açar, subaplar pistonlara çarptığında ise masrafın boyutu binlerce lirayı bulur; halbuki sadece ses yapan o ilk gün değişen bir rulman bütün felaketi engellerdi, değil mi? Rulman dağılması rölantide homurtu şeklinde kendini belli eder, devir arttıkça bu ses un değirmeni uğultusuna dönüşür... Kayış tansiyonunu yanlış ayarlamak pompanın burçlarını yerinden oynatır, salgı yapar, sonunda da mil kesilir.
Alüminyum gövdeli pompalarda pas ve kireç birikimi by-pass kanallarını tamamen tıkar, radyatörün altı soğuk üstü sıcak kalır; termostat sağlam olsa bile sirkülasyon durduğu için kalorifer petekleri buz gibi üfler... Soğutma suyuna antifriz yerine sadece çeşme suyu koymanın getirdiği o elektrolitik korozyon, pervaneyi yerinde eritir... Kanatlar tamamen yok olduğunda su pompa içinde sadece döner ama ileri gitmez, blok içi sıcaklık sensörü 110 dereceyi gösterdiğinde ise iş işten çoktan geçmiştir.