Mehmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyona her geçtiğimde o tork konvertörünün tıkırtısından ziyade, devir arttıkça yükselen ve insanı adeta çıldırtan yüksek frekanslı bir ıslık sesiyle yüzleşmek... İşte bu, sarsıntısız ivmelenme vaat eden CVT (Sürekli Değişken Şanzıman) sistemlerinin sürücüye kestiği en estetik faturadır. Metal kayışın veya zincirin iki konik kasnak (pulley) arasında sürekli değişken oranlarda hareket etmesi esasına dayanan bu mekanizmada, yüksek hidrolik basınç altında çalışan yağın viskozitesini kaybetmesi veya metal yüzeylerdeki mikron düzeyindeki aşınmalar, tam da o rahatsız edici akustik rezonansı yaratır. Yağ pompası yeterli basıncı üretemediğinde, yağlama filmi yırtılır ve metal alelacele metale sürter... Ne zaman ki aracınızdan bu ses yükselir, anlayın ki şanzıman içindeki o hassas toleranslar artık son demlerini yaşamaktadır.
Peki, araç rölantideyken değil de tam gaza basıp devir 2000’i devirdiğinde neden bu ıslık tavan yapar? Basit bir sürtünme sorusu gibi görünse de yanıt tamamen şanzıman yağı soğutucusunun (cooler) tıkanmasında ve mikro çapakların selenoid valflere hücum etmesinde gizlidir. Yıllardır söker takarım; ısınan şanzıman sıvısı moleküler yapısını yitirdiği an, kayışın kasnağa tutunma katsayısı düşer ve hafif bir kaydırma (slippage) başlar. Kayma demek, doğrudan yüksek frekanslı titreşim demektir, titreşim ise kulak tırmalayan o ince metalik çığlık... Soğutma radyatörünün önüne yapışan bir çamur katmanı bile bu felaketi tetiklemeye yeter de artar bile.
Gidip sanayide en ucuz ATF yağı basarsanız o şanzımana, iki gün sonra çekici üstünde gitmeyi de kabulleneceksiniz demektir. CVT şanzımanlar sıradan otomatik şanzıman hidroliklerine gelmez; bünyesinde sürtünmeyi artırıcı özel kimyasal ajanlar barındıran NS-2, NS-3 ya da HCF-2 standartlarında sıvılara muhtaçtır bu meret. Yağ değişimini yaparken sadece alt tapayı açıp süzülen üç litreyle yetinmekse tam bir cehalettir; tork konvertörünün ve hidrolik beynin içinde kalan o kirli, tortulu sıvı sistemde kaldığı sürece o ıslık sesi kesilmek bilmez. İçerideki kaba emiş filtresini ve hassas kağıt filtreyi aynı anda değiştirmeden yapılan her bakım, ölüye makyaj yapmaktan farksızdır bence.
Bazen de ses doğrudan şanzımanın kendisinden değil, tork konvertörü rulmanından ya da çıkış mili bilyasından gelir; teşhisi koyarken dinleme cihazıyla (stetoskop) kasnak yataklarını tek tek dinlemek şarttır. Yanlış teşhis koyup sağlam şanzımanı indiren çok usta gördüm bu piyasada... Şanzıman beyni (TCM) üzerindeki basınç sensörleri canlı veride (live data) 1.5 - 2.5 MPa aralığını göstermiyorsa, pompa revizyonu kaçınılmaz bir gerçek olarak önünüzde duruyor demektir. Basınç düşerse kayış kasnağı ısırmaz; ısıramayan kayış çığlık atar...
Ses ilk başladığı an müdahale ettiniz ettiniz, etmediğiniz takdirde o mikro düzeydeki metal tozları hidrolik beynin (valve body) kanallarını çizer ve valfleri kilitler. Bir bakmışsınız ki araç kalkışta silkelemeye, sabit hızda giderken devir ibresi sapıtmaya başlamış... Bu aşamadan sonra sadece yağı değiştirmek, maalesef hastaya moral vermekten başka bir işe yaramaz. O yüzden aracınız size o ince ıslık melodisini söylemeye başladığında müziğin sesini açmak yerine, derhal sistem basıncını Ölçtürün ve doğru viskozitedeki orijinal sıvıyla şanzımanı yıkatarak yenileyin.
Peki, araç rölantideyken değil de tam gaza basıp devir 2000’i devirdiğinde neden bu ıslık tavan yapar? Basit bir sürtünme sorusu gibi görünse de yanıt tamamen şanzıman yağı soğutucusunun (cooler) tıkanmasında ve mikro çapakların selenoid valflere hücum etmesinde gizlidir. Yıllardır söker takarım; ısınan şanzıman sıvısı moleküler yapısını yitirdiği an, kayışın kasnağa tutunma katsayısı düşer ve hafif bir kaydırma (slippage) başlar. Kayma demek, doğrudan yüksek frekanslı titreşim demektir, titreşim ise kulak tırmalayan o ince metalik çığlık... Soğutma radyatörünün önüne yapışan bir çamur katmanı bile bu felaketi tetiklemeye yeter de artar bile.
Gidip sanayide en ucuz ATF yağı basarsanız o şanzımana, iki gün sonra çekici üstünde gitmeyi de kabulleneceksiniz demektir. CVT şanzımanlar sıradan otomatik şanzıman hidroliklerine gelmez; bünyesinde sürtünmeyi artırıcı özel kimyasal ajanlar barındıran NS-2, NS-3 ya da HCF-2 standartlarında sıvılara muhtaçtır bu meret. Yağ değişimini yaparken sadece alt tapayı açıp süzülen üç litreyle yetinmekse tam bir cehalettir; tork konvertörünün ve hidrolik beynin içinde kalan o kirli, tortulu sıvı sistemde kaldığı sürece o ıslık sesi kesilmek bilmez. İçerideki kaba emiş filtresini ve hassas kağıt filtreyi aynı anda değiştirmeden yapılan her bakım, ölüye makyaj yapmaktan farksızdır bence.
Bazen de ses doğrudan şanzımanın kendisinden değil, tork konvertörü rulmanından ya da çıkış mili bilyasından gelir; teşhisi koyarken dinleme cihazıyla (stetoskop) kasnak yataklarını tek tek dinlemek şarttır. Yanlış teşhis koyup sağlam şanzımanı indiren çok usta gördüm bu piyasada... Şanzıman beyni (TCM) üzerindeki basınç sensörleri canlı veride (live data) 1.5 - 2.5 MPa aralığını göstermiyorsa, pompa revizyonu kaçınılmaz bir gerçek olarak önünüzde duruyor demektir. Basınç düşerse kayış kasnağı ısırmaz; ısıramayan kayış çığlık atar...
Ses ilk başladığı an müdahale ettiniz ettiniz, etmediğiniz takdirde o mikro düzeydeki metal tozları hidrolik beynin (valve body) kanallarını çizer ve valfleri kilitler. Bir bakmışsınız ki araç kalkışta silkelemeye, sabit hızda giderken devir ibresi sapıtmaya başlamış... Bu aşamadan sonra sadece yağı değiştirmek, maalesef hastaya moral vermekten başka bir işe yaramaz. O yüzden aracınız size o ince ıslık melodisini söylemeye başladığında müziğin sesini açmak yerine, derhal sistem basıncını Ölçtürün ve doğru viskozitedeki orijinal sıvıyla şanzımanı yıkatarak yenileyin.